39034full
42LE5300 LG LED TV
106,68 cm (42 “) LCD TV LED-AB Eko Çiçek, Akıllı Sensör II ve FullHD ile
LG 42LE5300 saf multimedya deneyimi! Bu LG LED LCD TV DivX HD oynatma için entegre bir USB portuna sahip. Akıllı Sensör II ek sayesinde hem enerji ve görüntü değerlerini otomatik ışık koşulları için ayarlanır – son derece çevre dostu ve çok enerji verimli.
42LE5300 LG LED TV
24p Gerçek Sinema
Gerçek Sinema her kare iki kez sürekli bir Vierundzwanzigstelsekunde işlemden geçer . Böylece, film Düzgün ve pürüzsüz bir resim gösterme garantilidir.
42LE5300 LG LED TVKaynak: http://www.paylasimciforum.com
son yıllarda uzay ve astronomi alanında yaşanmış gelişmeler
2000 yılına girerken yaşadığımız heyecanı hatırlıyorum. Yeni bir milenyumun getirdiği beklentiler ile geleceğe yeni umutlarla bakıyorduk. Bu heyecanın üzerinden tam 10 yıl geçti. O zamanlar düşündüklerinizin ne kadarı gerçekleşti bilemiyorum ama her alanda bir çok yenilik hayatımıza girdi. Uzay çalışmaları konusunda da son yıllara baktığımızda, önemli adımların atıldığını görüyoruz. Sizler için, uzay ve astronomi alanında son 10 yılda gerçekleşen en önemli 10 olayı belirledik. Aralarından en önemlisini seçmeyi yine size bıraktık.
1. BİR UZAY İSTASYONUN SONU: MIR
Rus Uzay İstasyonu MIR’in yapımına 1986 yılında başlandı ve 1996 yılına kadar devam etti. İnsanların uzayda uzun süre yaşamasına ve deneyler yapmasına olanak sağlayan MIR, Rus kozmonotların yanında Amerikan astronotlara da ev sahipliği yaptı. Ne var ki 2000’li yıllara gelindiğinde istasyon, kullanılmayacak kadar güvensiz bir haldeydi. Yaşanan yangın istasyona önemli zararlar vermişti.
Bunun yanısıra enerji problemleri yaşanmaktaydı. Projenin daha fazla devam edemeyeceğine karar verildi ve 23 Mart 2001’de yörüngeden çıkartılarak Dünya atmosferinde yanması sağlandı. Eş zamanlı olarak yürütülen ve 1998 yılında yörüngede inşaatına başlanan Uluslararası Uzay İstasyonu ise geçen 10 yılda, eklenen yeni modülleri sayesinde Dünya’dan çıplak gözle görülebilen ve aynı anda 6 mürettabatın yaşayabileceği bir uzay araştırma labratuvarı haline geldi. 2011 yılında son şeklini alacak olan istasyonun 2015 yılına kadar çalışmalarını sürdürmesi planlanıyor.

2. EROS İLE BULUŞMA VE DERİN ÇARPIŞMA
Dünya’ya yakın geçişlerde bulunan asteroid ve kuyruklu yıldız gibi gök cisimleri hakkında daha fazla bilgiler elde edildi. Önemli gelişmelerden ilki, Shoemaker uzay aracının Dünya’ya yakın bir asteroid olan Eros’a 12 Şubat 2001’de yumuşak bir iniş yapmasıydı. Shoemaker, gerek Eros’a yakın geçişi sırasında, gerekse iniş yaptıktan sonra önemli bilgiler topladı. Diğer bir önemli gelişme ise, bir kuyruklu yıldızın vurulmasıydı.
Kuyruklu yıldızların, özellikle çekirdeği ve içeriği hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak amacıyla 9P/Tempel adlı kuyruklu yıldız, 4 Temmuz 2005’de vurularak parçalandı. Darbenin oluşturduğu kraterin fotoğrafları, kuyruklu yıldızların çekirdeklerinin kabül edilenden daha fazla toz ve daha az buz olduğunu gösterdi.

9P/Tempel ve Eros
3. COLUMBIA FACİASI
Kuşkusuz insanlı uzay yolculukları oldukça fazla risk taşıyor. Yeni milenyumun en trajik ilk kazası “Columbia Faciası” olarak tarihe geçti. İlk seferine 12 Nisan 1981’de STS-1 göreviyle başlayan Columbia Uzay Mekiği, 28. görevinden dönüşü sırasında, Dünya atmosferine girdikten kısa bir süre sonra parçalandı. Mekikte bulunan yedi mürettebat hayatlarını kaybetti. 1 Şubat 2003’de yaşanan bu ölümcül kaza nedeniyle yeni mekik uçuşları iki yıl boyunca sekteye uğradı.

4. GALILEO GÖREVİNİ TAMAMLADI, CASSINI-HUYGENS İLE YOLCULUK DEVAM EDİYOR
Jüpiter ve uydularını incelemek üzere NASA tarafından gönderilen insansız uzay aracı Galileo, 14 yıl süren görevini 21 Eylül 2003′te Jüpiter’e çarparak tamamladı. Geçen süre boyunca 4,6 milyar km yol kat eden Galileo, Jüpiter ve dört uydusu hakkında önemli bilgileri Dünya’ya ulaştırdı. Jüpiter’in ötesine geçip, Satürn ve doğal uydularını incelemek üzere 1997 yılında fırlatılan Cassini–Huygens uzay aracı ise çalışmalarına devam ediyor. NASA, ESA ve ASI (Italian Space Agency) tarafından ortak olarak yürütülen projede Cassini–Huygens, çok sayıda Satürn, Titan ve Enceladus geçişi gerçekleştirdi.
25 Aralık 2004′te Huygens sondası, Cassini uzay aracından ayrıldı ve hedefi Titan’a doğru hareket etti. 14 Ocak 2005′te Titan atmosferine girdi ve yüzeye sağlıklı bir şekilde inmesi için tasarlanmamasına rağmen 90 dakika boyunca veri göndermeye devam etti. Cassini ise yolculuğuna ve elde ettiği verileri göndermeye devam ediyor.

5. ROBOTLAR MARS’I KEŞFEDİYOR
Geçen 10 yılda Mars’a insanlı yolculuk gerçekleşmedi ancak, gönderilen yüzey araçları ile Mars’ı keşfetmeye devam ediyoruz. 1976 yılında insansız uzay aracı Viking 1 Mars yüzeyine başarılı bir iniş gerçekleştirmiş ve ilk yüzey fotoğraflarını Dünya’ya ulaştırmıştı. Ardından, 1976 yılında Viking 2, 1997’de Mars Pathfinder Mars’a inmeyi başardı. Çok sayıda fotoğraf ve yüzey bulgularını Dünya’ya ulaştırdı. 2000’li yıllara gelindiğinde ise, Mars yüzeyine ilk başarılı inişi Spirit uzay aracı gerçekleştirdi.
3 Ocak 2004’de yüzeye iniş yapan Spirit, Dünya’ya, Mars’ın ilk renkli yüzey fotoğraflarını gönderdi. NASA’nın aynı görev dahilinde gönderdiği diğer yüzey aracı Opportunity, Spirit’in hemen ardından, 25 Ocak 2004’de Mars yüzeyine iniş yaptı. Zaman zaman teknik ve fiziksel şartlar nedeniyle kesintiler olsada her iki araçta çalışmalarını sürdürüyor. 25 Mayıs 2008’de Mars yüzeyindeki araçlara bir başka araç daha ekledi: Phoenix. Yüzeye inişini herkesin televizyondan canlı olarak izlediği Phoenix, öyle bir fotoğrafı Dünya’ya ulaştırdı ki Mars’taki buzun kanıtı oldu.

6. AY’A DÖNMEK İÇİN ARTIK DAHA ÇOK SEBEBİMİZ VAR: AY’DA SU İZİ
Dünya’nın tek doğal uydusu olan Ay, her zaman yeni keşifler için hedef olmuştur. 2000′li yıllarda da araştırmacılar bu konudaki heyecanlarını kaybetmiş değiller. 14 Ocak 2004′te Amerika, 2020 yılında Ay’a yeniden insanlı araç yollayacağını açıkladı. Benzer şekilde Çin’de 2020 yılında Ay’a insan yollamayı planlıyor.
Bu yolda ilk adımı 24 Ekim 2007′de gönderdikleri Chang’e-1 adlı uzay aracı ile attılar. Japon Uzay Ajansı’da Ay konsundaki çalışmalarını sürdürüyor. SELENE adlı Japon uzay aracı, bu proje dahilinde, 14 Eylül 2007′de fırlatıldı. 2008 yılında Ay projelerine Hindistan’da katıldı ve Chandrayaan-1 uzay aracını 22 Ekim 2008′de fırlattı. Ülkelerin dışında özel kurum ve derneklerde Ay projelerini destekliyor. Bunlardan biri de, “X Prize Foundation” tarafından organize edilen ve Google sponsorluğunda gerçekleştirilen “Google Lunar X Prize” adlı yarışma.
20 milyon dolar ödüllü yarışma 13 Eylül 2007′de duyruldu. Yarışma, bir uzay aracının Ay’a gönderilmesini, aracın başarılı bir şekilde iniş yapıp yüzeyde ilerlemesini ve fotoğrafları Dünya’ya ulaştırmasını kapsıyor. Şu anda yaklaşık 20′den fazla takım projelerini geliştirmekte. “Ay’a Dönüş” yolundaki belkide en önemli adım ise bu yıl atıldı. Üç uzay aracından elde edilen bilgiler doğrultusunda NASA bilim adamları, Ay’ın kutup bölgelerinde su molekülü bulunduğunu açıkladı.
Ardından, Lunar Crater Observation and Sensing Satellite (LCROSS), 9 Ekim’de Ay’ı vurarak ortaya çıkan toz bulutunu inceledi ve öncesinde yapılan çalışmaları bir kez daha doğruladı. Ay’da su bulunması, Ay yürüşünden 40 yıl sonra, Ay’a ilişkin ikinci en büyük buluş olarak görülüyor.

7. YENİ GEZEGENLERİN KEŞFİ
Yeni Dünya arayaşımız 2000′li yılların başında da devam etti. Gerek yerdeki gerekse uzaydaki teleskopların yardımıyla son 10 yılda, Güneş Sistemi dışında, 350′den fazla gezegen keşfedildi. Gözlemlere Haziran 2003′de MOST (Microvariability & Oscillations of STars), Ağustos 2003′de Spitzer Uzay Teleskobu, Ocak 2005′de EPOCh (Extrasolar Planet Observations and Characterization), Aralık 2006′da CoRoT (COnvection ROtation and planetary Transits) ve son olarak Mart 2009′da Kepler Uzay Teleskobu katıldı. “Yalnız mıyız?” sorusuna henüz bir cevap bulunamasa da bu konuda atılan ve atılacak olan adımlar tüm insanlığı heyecanlandırmaya devam ediyor.

Güneş Sistemi dışı gezegen Corot-7b’nin hayali çizimi
8. WMAP VE SWIFT
Evrenin oluşumunu ve yapısını anlamak için daha uzaklara farklı gözlerle bakmaya devam ediyoruz. Geçen 10 yılda, çeşitli dalga boylarında gözlem yapmak üzere, 40′a yakın yeni uzay teleskobu göreve başladı. NASA’ya ait Wilkinson Microwave Anisotropy (WMAP) sondası da bunlardan biri. WMAP, kozmolojik modellere kanıtlar aramak ve konuyla ilgili bazı sabitlerin yeniden hesaplanması amacıyla 30 Haziran 2001 tarihinde fırlatıldı. Çalışmaya başlamasından kısa bir süre sonra, 11 Şubat 2003′de, evrenin yeniden hesaplanan yaşı, kompozisyonu ve mikrodalga ışınım haritası yayınlandı.
Bulunan değerler ve harita, zamanla iyileştirildi ve geliştirildi. Beşinci yılın sonunda elde edilen verilerle evrenin yaşının 13,73 milyar yıl olduğu açıklandı. Son 10 yılda çalışmalarına başlayan bir diğer uzay teleskobu ise 20 Kasım 2004′te fırlatıldı. SWIFT uzay teleskobu, evrendeki yüksek enerjili patlamaları gözlemleyerek, bu patlamaların nedenlerine ilişkin soruları cevaplamaya çalışıyor. 23 Nisan 2009′da SWIFT tarafından keşfedilen gama ışın patlaması GRB 090423, gözlenen en uzak cisim rekorunu şu anda elinde tutuyor.

Mikrodalga Işınım Haritası
9. DEV PARÇACIK HIZLANDIRICI (LHC)
Uzayın sırlarını keşfetmek için gözlem ve uzay yolculuklarının dışında benzer ortamların Dünya’da yaratılmaya çalışılması ayrı bir çalışma yöntemi. Bu denemelerin en büyüğü LHC (Large Hadron Collider – Büyük Hadron Çarpıştırıcı) için, İsviçre sınırında 26 km’lik dev bir parçacık hızlandırıcı düzeneği hazırlandı. Buna göre proton tanecikleri, dairesel bir hızlandırıcı içinde hareket ettiriliyor.
Ardından, ışık hızına yakın bir hıza ulaşan tanecikler merkezde çarpıştırılıyor. Dünya’nın en büyük ve en yüksek enerjiye sahip parçacık hızlandırıcısının bu deneyi, 10 Eylül 2008′de başladı. Ancak meydana gelen arıza nedeniyle bir yıl boyunca deneye devam edilemedi. 20 Kasım 2009′da yeniden faaliyete geçen hızlandırıcı, 23 Kasım’da ilk proton-proton çarpışmasını kaydetti. Ortaya çıkan ilk bulgular da Aralık ayı içinde yayınlandı. Dev parçacık hızlandırıcı önümüzdeki yıllarda da çalışmalarına devam edecek.Kaynak: http://www.paylasimciforum.com
Özel HD video oynatıcılarına yenisi ekleniyor
Özel HD video oynatıcılarına bir yenisi daha ekleniyor. İşte türünün son örneği…

Terratec firması filmleri, müzikleri ve fotoğrafları USB arabirimi veya *** üzerinden oynatabilen medya oynatıcısı Noxon M520′yi sunuyor.
Noxon M520 filmleri tüm yaygın format ve konteynırlardaki videoları Full-HD çözünürlükte televizyona aktarabiliyor. Cihaz çok kanallı sesleri de (DTS, Dolby Digital) destekliyor. AVI konteynırı veya XviD ile kodlanmış standart çözünürlükteki filmler de oynatılabiliyor.
Medya oynatıcısı fırçalanmış alüminyum kasaya sahip ve *** ya da seçime bağlı olarak temin edilebilen WLAN dongle ile kablosuz biçimde ev ağına bağlanabiliyor. Cihazın iki adet USB 2.0 portuna harici sabit disk veya Flash bellekler takılabiliyor. Tümleşik kart okuyucu sayesinde cihaza SD kartlar da bağlanabiliyor.Kaynak: http://www.paylasimciforum.com
Güzel ve yeni teknoloji dünyası
Dünyanın en büyük teknoloji fuarı CeBIT Almanya’da başladı: İşte mutlaka görmeniz gereken yenilikler

Üç boyutlu, taşınabilir, kablosuz… CeBIT’e özel makalemizde sizlere güncel BT etkinliğindeki en sıcak yenilikleri gösterecek ve 2010′da hangi teknik evrimlerin uygulamaya geçeceğini söyleyeceğiz.
Bu sene film hayranları için çok eğlenceli olacak. 3D dalgası doruk noktasına ulaştı ve eğlence endüstrisi artık oturma odanıza 3D televizyonu ve 3D-Blu-ray oynatıcıyı getirmek istiyor.
Buna karşın yeni tablet-PC nesli sadece evde kullanım için düşünülmedi: Tablet-PC’lerin netbook ve akıllı telefonlar arasındaki boşluğu doldurması bekleniyor. Akıllı telefonlardan bahsetmişken: Artık bu cihazlar tamamen internet üzerine oynuyor ve “cep telefonu” kavramını mutlak emekliliğine gönderiyor. Bu sırada web, üçüncü aşamasına geçiyor, bulut bilgi işlem (cloud computing) her geçen gün yerel yazılımları daha da önemsiz hale getiriyor. Mobil kablosuz ağlar ise yeni tekniklerle daha da hızlanıyor. En heyecanlı CeBIT 2010 trendlerini okuyacaksınız.
3D televizyon: Film Keyfi 3.0
HD-filmlere geçiş yaptıktan sonra sırdaki adım üçüncü boyut oluyor. 2010′da neredeyse tüm önemli üreticiler en az bir adet 3D televizyon sunacak.
3D-TV’lerin teknik açıdan büyük farklılık sunmuyor: En azından ilk cihazların hemen hemen hepsi 3D canlandırma için 120-Hz-Full-HD ekran ile Shutter gözlük kombinasyonunu kullanıyor. Toshiba gibi bazı üreticiler kare tekrarlama oranını ikiye katlayıp 240 Hz’e yükseltiyor (yani göz başına 120 Hz) ve böylece görüntüde titreme gibi bir durum söz konusu olmuyor. Projektörlerde ise durum biraz daha farklı: Acer’ın ucuz HD-ready projektörleri Shutter gözlükleri ile çalışırken LG, 10.000 Dolarlık Full-HD canavarında özel bir perde gerektiren polarizasyon tekniğini kullanıyor.
Sadece özel gözlükle 3D
Gözlüğe ihtiyaç duymayan oto-stereoskopik televizyonlar şu an için oturma odasına giremiyor. Gerçi 2001′den bu yana profesyonel kullanım için seri üretim cihazlar sunulsa da üreticiler şu an 3D modundaki çözünürlük kayıplarını minimize etmekle uğraşıyor. Ayrıca izleyici genellikle sadece belli bakış açılarından keskin ve üç boyutlu görüntü elde edebiliyor. Öncelikle bunların törpülenmesi gerekecek.
3D filmler ve TV
3D’nin başarısı sunulacak içeriklere baplı. İlk 3D-Blu-ray filmler duyuruldu; örneğin Disney imzalı “Monsters vs. Aliens”. Buna rağmen 3D içerik yelpazesi çok dar. Samsung ve Toshiba gibi üreticiler bu yüzden televizyonlarına 2D görüntülerdeki ışık, düşen çizgiler ve hareketli nesneler ile göreceli bir 3D efekt oluşturan dönüştürücüler yerleştiriyor. Gelecekte daha fazla firma bu tekniği kullanacaktır. Zira ABD’de çoktandır 3D-TV trendi başlamış olsa da daha birçok ülke yeni yeni HDTV’ye uyum sağladı. Bu yüzden hiçbir sorumlu kişinin 3D’yi kafasından dahi geçirdiğini düşünmüyoruz.
iPad’ler: İnternet için tabletler
Apple ocak ayının sonunda iPad’i tanıttı ve medyada büyük bir ilgi yarattı. 750 gram ağırlığındaki cihaz temelde 9,7 inçlik çoklu dokunmatik ekrandan oluşuyor. Bunun dışında WLAN, 16 ila 64 GB arasında Flash depolama birim ve seçime bağlı olarak 3G modem sunuluyor. iPad, iPhone OS’un gelişmiş bir sürümünü ulanıyor ve an itibariyle yaklaşık 140.000 iPhone uygulaması ile uyumlu. iPad yakında ABD’de 500 ila 700 Dolar arasındaki fiyatlarda satışa sunulacak. Türkiye çıkış tarihi hakkında henüz bir bilgi yok. Apple, Know-how bilgisi ile uygun donanım ve yazılım mağazası bağlantısından kombinasyonundan oluşan başarılı iPhone konseptini iPad’e de aktarabilir.
Buna karşın rakiplerin henüz hazır bir ürünü yok. Teknik açıdan mevcut bileşenleri kullanıyorlar: Yüksek bir ihtimalle Akashi olarak adlandırılacak olan HP Slate’te Amazon’un Kindle yazılımı ile beraber Windows 7 çalışacak. Cihaz, diğer tüm Slate’ler gibi dokunmatik ekran üzerinden kontrol edilecek. Diğer üreticilerde olduğu gibi HP de Google’ın Android sistemini baz alan farklı sürümler planlıyor ki, bu da pil süresinin hayrına olacaktır. Bunun dışında Dell Mini 5 de Android’i baz alacak. Cihaz 5 inç dokunmatik ekranı ile bir akıllı telefondan biraz daha büyük, UMTS desteği sunuyor ve 1 GHz mobil işlemci kullanıyor. Google’ın kendisi de boş durmuyor ve Chrome OS’u baz alan bir tablet PC geliştiriyor.
Tipik tabletlerin yanında birçok firma piyasaya sıra dışı Slate konseptleri sürmeyi planlıyor: Örneğin Lenovo IdeaPad U1 ilk bakışta sıradan bir laptop gibi gözüküyor. Ama cihaz açılığında ekranın tamamı cihazdan ayrılıp bağımsız bir sistem şeklinde çalışabiliyor. Bu durumda ekran kendine has işlemcisi, grafik yongası ve Mini Linux sürümüyle hizmete devam ediyor. Asus’un Slate konsepti DR-570 de e-kitap okuyucu olarak lanse ediliyor; ama 6 inç OLED ekranı sayesinde web videolarını oynatabileceği, UMTS ve WLAN sunacağı ve sürekli kullanımda 5 gün dayanabilen bir bataryaya sahip olacağı iddia ediliyor.
Kablosuz: Yeni teknikler ile tam gaz devam
Gelecekte modern yönlendiriciler sadece bir elektrik kablosuna ihtiyaç duymayacak: Zira her geçen ün daha fazla DSL bağlantısının yanında UMTS desteği sunan ikinci bir internet bağlantı alternatifi daha sunuyor.
HSDPA sayesinde 28,8 Mbit/s dosya indirme hızına ulaşmak mümkün oluyor ve böylece evlerdeki DSL bağlantı standardına gerek bir alternatif oluyor. Bu tip yönlendiricilerin mobil sürümlerini bulmak da mümkün; hatta bazılarının arabadan güç çekebilen adaptörleri veya tümleşik bataryaları var (Zyxel MWR222 gibi). Aynı zamanda n-WLAN cihazlarının hızı da artıyor: Artık daha fazla üretici 450 Mbit/s çıtasına ulaşan yönlendiriciler sunuyor. Ama n-WLAN’ın maksimum aktarım hızı olan 600 Mbit/s’ye de ulaşan ilk cihazlar duyuruldu. Örneğin Netgear ilkbaharda uygun bir cihaz çıkarmayı planlıyor.
Ev elektroniğinde de kablolar devre dışı kalmaya başlıyor: WirelessHD 2.0 standardı ile Blu-ray çalar veya Blu-ray kaydedicilerin televizyona veri aktarma hızı 28 Gbit/s’ye yükseliyor. Bu sadece 3D ve HD halefi 4K (dört kat Full-HD çözünürlük) için yeterli olmakla kalmıyor. Gelecekte bu arabirim üzerinden internet bağlantısı da kurulabilecek. Panasonic ve Toshiba bu standardı TV’lerine çoktan entegre etti.
Her şey kablosuz
Intel’in yeni duyurusu da heyecan verici: Wireless Display isimli teknoloji laptoptaki görüntüyü 720p kalitesinde WLAN aracılığıyla uyumlu televizyonlara veya Netgear Push2TV gibi balast adaptörlerine aktarabiliyor. Bu tekniği kullanmak için Intel’in bu seneki Core-işlemcilerini kullanan bir notebook şart koşuluyor.
En sonunda “son” kabloya da gerek kalmayacak: Wireless Power Consortium, endüksiyon ile kablosuz elektrik beslemesi yapan “Qi” standardını duyurdu. Lâkin bu teknik, sunduğu 5 Watt güç ile şimdilik sadece cep telefonu gibi ufak cihazlar için elverişli.
Cepteki zekâ: Telefonun sonu
Sadece telefon etmeye yarayan cep telefonu artık tarihe karıştı. Yeni akıllı telefon işletim sistemleri gittikçe daha da yaygınlaşıyor.
Üreticiler 2010 yılı için bir sürü Android cep telefonu çıkarmayı planlıyor. Bu gelişme diğer mobil işletim sistemleri olan Windows Mobile ve Symbian’a da etki ediyor ve onlar da modern teknolojilerini en kısa zamanda piyasaya sürmek istiyorlar. Sistemlerin yeni sürümleri ancak 2011′de piyasaya sürülecek; yani pek de erken değil.
Zira haziranda Apple, yeniden elden geçirilmiş iPhone OS 4.0′ı kullanan iPhone 4G’yi piyasaya sürecek. Yeni işletim sistemi sayesinde birden çok uygulamanın aynı anda çalıştırılması mümkün olabilir. Ayrıca akıllı telefon çok çekirdekli bir işlemciye sahip olup daha fazla hız sunabilir. Hatta CPU Intel’e dahi ait olabilir. Yonga devinin yeni Atom yongası Moorestown gelecekte cep telefonlarını daha hızlı hale getirecek ve oyunlar/HD-videolar için daha fazla güç sunacak.
Uygulamalar sayesinde yeni fonksiyonlarKaynak: http://www.paylasimciforum.com

Samsung’un 3D-HDTV girişiminden sonra, ilk 3D LCD monitör bakın kimden geliyor.
Alienware OptX AW2310 isimli cihaz ilk 3D-TFT monitör olma unvanını kazanıyor. Dell tarafından üretilen cihazı şu andan itibaren sipariş edebilirsiniz. Ekran 1920 x 1080 piksel Full-HD çözünürlük sunuyor ve oyunlara stereoskopik 3D efektini kazandıran Nvidia 3D-Vision teknolojisini destekliyor.
Diğer teknik veriler: Dell’e göre 23 inç monitörün aydınlık değeri metrekare başına 400 Kandela, kontrast oranı 80.000:1. 3D teknolojisinin kullanılabilmesi için gerekli 3D setinin ayrıca satın alınması gerekiyor. Ayrıca Geforce 8000 serisi veya üstün bir Nvidia ekran kartı kullanmanız da gerekiyor.
Alienware OptX AW2310 3D monitörü şu andan itibaren Dell web sitesi üzerinden sipariş edilebiliyor. Fiyatı yaklaşık 650 Dolar.
hurriyet
Dışarıdan masum güründüklerine bakmayın, aslında onlar çok iyi gizlenmiş birer casus kamera…
Kol saati, şapka ve hatta kıravata dahi girmeyi başaran bu casus kameraları görünce siz de çok şaşıracaksınız
This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 700×466 and weights 33KB.
Casus kemer. Casus kameraların giremeyeceği yer yok. Bunun en güzel örneği de kemere entegre edilen bu casus kamera… Ses ve görüntüyü kolayca kaydedebilen kemere uzaktan bakıldığında sıradan bir kemerden hiçbir farkı yok.
This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 700×466 and weights 48KB.
Casus kol saati. Sıradan bir kol saatine benzese de, o da aslında gizli bir kameraya sahip. Saatin 12′yi gösterdiği bölüme dahil edilen casus kameralı saat, görüntü dışında ses de alabiliyor
This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 700×466 and weights 37KB.
Casus kol saati. Bir diğer casus kol saati… Kamera ise bu kez saatin farklı bir bölümünde
This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 700×466 and weights 30KB.
Casus şapka. Casus saat olur da casus şapka olmaz mı… Uzaktan bakıldığında kesinlikle fark edilmeyen kamera, kendini başarıyla gizlemeyi başarmış
This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 700×466 and weights 23KB.
Güneş gözlüğü mü casus kamera mı. Dışarıdan video çekimi yapabilen bu güneş gözlüğü, hemen çerçevesinin yanında bulunan kameradan faydalanıyorKaynak: http://www.paylasimciforum.com
Ülkemizde girilmesi yasak olan dünyaca ünlü video paylaşım sitesi YouTube, 1080p çözünürlükte içerik sunmaya başlıyor.
NewTeeVee Live adlı konferansta bi açıklama yapan YouTube Ürün Müdürü Hunter Walk, sitenin Full HD ya da diğer deyişle 1080p çözünürlükte içerik sunmaya başlayacağını belirtti. Şu an için sitede bulunan “yüksek kalite” seçeneğinde 720p’lik videolar görüntüleniyordu. Walk birkaç hafta içinde yeni içeriğin sitede yayınlanmaya başlayacağını söyledi.Kaynak: http://www.paylasimciforum.com
LED TV’nin bilinmeyenleri

LED teknolojisi ile donatılmış, sadece 3 cm kalınlığında ve multimedya içeriklerini Full HD desteği ile oynatabilen Samsung LED TV hakkındaki tüm detayları öğrenin.Kaynak: http://www.paylasimciforum.com
Panasonic, üç boyutlu filmleri oturma odalarına taşıyor. Firma, 2010 yılında satışa sunmayı planladığı yeni üç boyutlu plazma TV’sini tanıtmak için ünlü yönetmen James Cameron’ın yeni filmi ‘Avatar‘ı seçti. Film evlerde de üç boyutlu izlenebilecek.
Likit kristal (LCD) TV’lerin fiyatlarının giderek düşmesi, hatta kimilerine göre ‘taban yapması’, üretici firmaları farklı arayışlara itiyor.
Satışları patlatacak yeni bir itici güç arayan elektronik devlerinin odağında ise 3B (üç boyutlu) TV var. Bu devlerden biri de Panasonic. Japon üretici, uzun süredir devam eden Ar-Ge çalışmalarının meyvelerini yeni 3B TV’si ile toplamaya hazırlanıyor.
Panasonic, 3B özellikli, 261 cm (103 inç) ekran boyutuna sahip tam yüksek tanımlı (Full HD) TV ve Blu-ray oynatıcıdan oluşan ev sinema sistemiyle üçüncü boyutu oturma odalarına taşıyacak. Ürün, özel gözlüğüyle birlikte satılacak. 2010 yılında satışa sunulması planlanan 3B TV’nin LCD değil plazma olduğunun altı şu sözlerle çiziliyor: ‘Sadece plazma TV’ler çözünürlük kaybına neden olmadan, üç boyutlu ve tam yüksek tanımlı görüntüleri eksiksiz olarak aktarabilir.’
Panasonic’in teknik özellikleri hakkında detaylı bilgi vermekten şimdilik kaçındığı 3B TV, eylül ayında Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenecek olan uluslararası tüketici elektroniği fuarı IFA’da ziyaretçilerin kullanımına sunulacak. 2010 yılı içinde, 3B uyumlu, en küçüğü 120 cm (50 inç) olmak üzere farklı ekran büyüklüklerinde modeller raflardaki yerini alacak.
3B TV nasıl çalışıyor?
3B TV’lerİn sırrı normal görüntünün önündeki prizmalarda gizli. Bu prizmalar sayesinde her iki gözün farklı resimler görmesi sağlanıyor. Üç boyutlu görüntü elde etmek için farklı yöntemler olsa da en basit ve yaygın yöntem, birbirine bitişik iki kamera kullanmak. Böylece sol gözümüz soldaki kameranın kaydettiklerini görürken, sağ gözümüz de sağdaki kameranın kaydettiklerini görüyor. Peki ama nasıl oluyor da iki farklı
görüntüyü tek bir görüntü olarak görebiliyoruz?
Bu sorunun yanıtı da 3B gözlüklerde gizli. Panasonic, 3B TV’deki görüntülerin izlenebilmesi için bir de gözlük geliştirdi. Şu an sinemalarda kullanılan pasif 3B gözlüklerden farklı olan ürün, elektronik olarak ‘göz kırpıyor’ ve bu sayede sağ ve sol gözler üç boyutlu görüntülerin yenileme oranıyla senkronize olabiliyor. Yeni gözlükler, şu an için mümkün olan en yüksek kaliteli 3B görüntüyü sağlıyor.
Ünlü yönetmenden destek
Panasonic, 3B TV’yi daha etkin bir biçimde tanıtabilmek için ilginç bir de tanıtım kampanyası yürütmeye hazırlanıyor. Firma imzaladığı anlaşmayla, Terminator ve Titanic filmlerinin de yönetmeni olan James Cameron’un yeni filmi Avatar’ın özel iş ortaklarından biri oldu. Tamamı üç boyutlu olarak çekilen filmin yaratım sürecinde donanım desteği sağlayan elektronik devi, şubat ayında filmin 3B Blu-ray versiyonunun piyasada olmasını sağlayacak. Filmin bu versiyonu Panasonic’in 3B TV’si ile tam uyumlu olacak. Kullanıcılar bu sayede ilk defa bir Hollywood filmini evlerinin oturma odalarında üç boyutlu olarak izleyebilecekler.
Yönetmen James Cameron tesadüfen seçilmiş bir isim değil. ’3B sadece izlenen bir şey değil, içine dahil olabileceğiniz bir gerçekliktir’ sözlerinin sahibi olan Cameron, sinemada üçüncü boyuta verdiği destekle tanınıyor. Ünlü yönetmenin senaryosunu da yazdığı ve ‘hayatımın filmi’ diye tanımladığı Avatar uzak bir gezegende geçiyor. Filmde, sakat bir eski asker olan Jake’in bu uzak gezegene keşif ve sömürgeleştirme amacıyla gönderilmesi ancak gezegende yaşayan ırkın tarafına geçerek insanlara karşı savaşması anlatılıyor. Avatar, 18 Aralık 2009 tarihinde, tüm dünya ile aynı anda Türkiye‘de gösterime girecek. Filmin üç boyutlu Blu-ray disk versiyonunun ülkemizde satılıp satılmayacağı ise henüz bilinmiyor.Kaynak: http://www.paylasimciforum.com
Dev boyutlar Full HD’den 4 kat daha kaliteli görüntü ile birleşince ortaya nasıl bir TV çıkar?Kaynak: http://www.paylasimciforum.com