Bebek ve Hastalıklar :

Burun Problemleri
Bebeklerin burnu sık sık tıkanabilir. Burun tıkanıklığını geçirmenin en iyi yolu, burna tuzlu su (serum fizyolojik) damlatmaktır.
Burun damlasını damlatmak için bebeğinizi sırtüstü yatırıp başını arkaya eğin. Kolunuzla ya da gövdenizle de kollarını tutun ya da birisinden yardım isteyin. İlacı yavaşça her iki burun deliğine sırayla damlatın.

Ayrıca bir burun aspiratörü kullanarak da bebeğinizin burnunun içindekileri kolayca temizleyebilmeniz mümkündür.
Burun Kanaması
Bebeğinizin burnuna gelen bir darbe, sert bir şekilde sümkürmesi ya da burnunu karıştırması sonucu burun kanaması olabilir. Ayrıca bebeğinizin burun damarlarının ince olmasından dolayı veya yazın burun kanallarının kurumasından dolayı da gerçekleşebilir.
Burun kanaması esnasında bebeğinizin başını öne eğerek burun kemiklerinin altından parmaklarınızla burun deliklerini mandal gibi sıkıştırın ve 10 dakika bu şekilde bekleyin. 10 dakika sonra eğer kanama durmamışsa 10 dakika daha aynı işlemi yineleyin. Çok soğuk suyla ıslatılmış bir bezi ya da buz torbasını da burnunun üzerinde tutabilirsiniz. Kanama durmuşsa burun deliklerinin içi hariç bebeğinizin burnunu ıslak bir pamukla silebilirsiniz.
Eğer kanama yarım saatten fazla aynı şekilde devam ediyorsa ya da sık sık kanıyorsa doktorunuza danışmalısınız.
Kulak Problemleri
Kulak yolunun derininde kulak zarı bulunur. Kulak zarı, ses dalgaları geldiğinde titreşen ince bir zardır. Orta kulak, kulak zarının arkasında bulunan ve hava ile dolu bir boşluktur. Kulak zarı titreştiği zaman orta kulak boşluğundaki küçük kemikçikler de (örs, üzengi, çekiç) titreşir ve sesi iç kulağa iletir. İç kulakta sesi beyine ileten sinirler uyarılır. Orta kulak ile burnun gerisindeki geniz arasında, östaki tüpü adı verilen küçük bir kanal bulunur. Östaki tüpünün görevi, orta kulak boşluğundaki havanın basıncını dış ortamdaki atmosfer basıncı ile eşitlemektir. Esnerken veya yutkunurken kulaktan gelen sesler, bu basınç eşitleme işlemine aittir.
Küçük çocuklarda en çok görülen rahatsızlık kulak iltihabıdır. Kulak iltihabının çoğunluğu da dış kulak ve orta kulak enfeksiyonları ile kulakla boğazı birleştiren kanalın tıkanması oluşturur. Bu enfeksiyonlar eğer zamanında tedavi edilmezse, ilerde tehlikeli olabilirler. Kulak ağrısı belirtileri; aşırı duyarlılık, iştahsızlık ve ateştir.
Dış Kulak İltihabı
Dış kulak yolunu döşeyen deride ortaya çıkar. Çocuğunuzun klorlanmış suda çok kalırsa veya kulağına yabancı bir cisim sokup kulak derisini çizerse bu dış kulak iltihabına yol açabilir. Belirtileri; üzerine yattığında kulağı ağrısı çekmesi, dış kulak kanalında kızarıklık, kulaktan akıntı gelmesi ve kulak içinin kaşınmasıdır.
Orta Kulak İltihabı (Otitis Media)
Akut otitis media, kulak zarı arkasındaki orta kulak boşluğunun iltihabıdır. Çocuklarda östaki tüpü erişkindekinden daha kısadır ve bu nedenle mikropların burundan orta kulağa ulaşması daha kolaydır. Bunun sonucunda orta kulakta iltihap sıvısı birikir; sıvının yaptığı basınç ağrıya ve kulak zarının titreşememesine neden olur. Bu nedenle orta kulak iltihabı sırasında bir miktar işitme kaybı meydana gelir. Uygun ilaç tedavisi ile bakteriler öldürüldüğünde orta kulaktaki sıvı da ortadan kalkar ve işitme düzelir.
Akut orta kulak iltihabı, çocukluk çağının sık görülen bir hastalığıdır. Üç yaşına kadar olan çocukların 2/3′ü en az bir kez orta kulak iltihabı geçirmektedir. Akut orta kulak iltihabının tedavisi antibiyotiklerle yapılmaktadır. Etkili antibiyotik tedavisi yapılsa bile, çocukların %40′ında 3-6 hafta daha orta kulakta iltihaplı olmayan bir sıvı kalmakta ve daha sonra düzelen, hafif derecede işitme kaybına neden olabilmektedir.
Sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda orta kulak iltihabı da sıktır. Bu nedenle, çocuk yuvalarında olduğu gibi kalabalık ortamlara ilk kez girmeye başlayan çocuklarda ,özellikle ilk iki yıl içinde, soğuk algınlığı ve kulak problemlerine daha sık rastlanır.
Orta kulak iltihabının başka türleri de vardır. Efüzyonlu otitis media (seröz otitis media), altı haftadan uzun süreli orta kulakta sıvı bulunmasıdır. Bunun nedeni, bazı çocuklarda akut otitis media geçirmemiş olmalarına rağmen östaki tüpünün orta kulağa hava götürme fonksiyonunu yapamamasına bağlıdır. Eğer iltihap uzun sürerse orta kulakta ve kulak zarında hasar meydana gelebilir ve kulak zarında iyileşmeyen bir delikten sürekli akıntı başlar. Buna kronik otitis media adı verilir. Bu tür orta kulak iltihaplarının tedavisi bir Kulak-Burun-Boğaz hastalıkları uzmanı tarafından yapılmalıdır.
Belirtiler ve Bulgular :
Büyük çocuklar kulakta dolgunluk hissi, ağrı ve işitme kaybı şikayetlerini ifade edebilirler. Küçük çocuklarda ise şilk belirtiler huzursuzluk, uyku bozukluğu veya iştahsızlık olabilir. Her yaştaki çocukta ateş olabilir.
Bu belirtiler genellikle burun akıntısı ve öksürük gibi orta kulak iltihabına eşlik eden üst solunum yolu enfeksiyonu şikayetleriyle birlikte bulunur. Şiddetli orta kulak iltihaplarında kulak zarında delinme meydana gelebilir. Bunun sonucunda orta kulaktaki iltihap kulak yolundan akar, ağrı azalır ve ateş düşer. Kulak zarındaki delik çoğunlukla tedavi sonucunda kendiliğinden kapanır.
Hastalığın önlenmesi :
Yenidoğan bebeklerde anne sütünden geçen maddelerin sağladığı bağışıklık, akut otitis media gelişmesini önler. Anne sütü emen çocukların beslenme sırasındaki pozisyonu, biberonla beslenen çocuklarınkine oranla östaki tüpünün normal fonksiyon yapması için daha uygundur; bu nedenle anne sütü emen çocuklarda orta kulak iltihabı, biberonla beslenen çocuklara oranla daha az görülmektedir. Eğer çocuğun biberonla beslenmesi gerekiyorsa, oturur pozisyonda beslemek yatırılarak beslemekten daha iyidir.
Hastalığın süresi :
Orta kulak iltihabının düzelme süresi değişken olabilir. Hiç tedavi edilmediğinde bile 48 saat içinde kendiliğinden düzeldiği olmaktadır. Bazen de, antibiyotiklerle tedavi edilmesine rağmen 2 hafta ile 2 ay arasında orta kulakta sıvı kalmaya devam etmektedir. Bu sıvı genellikle kendiliğinden kaybolur, ancak bu süre içinde işitme azalmış olabilir. Orta kulak iltihabı bulaşıcı değildir, ancak asıl nedeni olan üst solunum yolu enfeksiyonu bulaşıcı olabilir.
Evde uygulanabilecek tedavi :
Orta kulak iltihabı önce mutlaka doktorunuz tarafından değerlendirilmelidir. Evde uygulanabilecek yöntemler, çocuğun rahatlatılmasına yöneliktir. Ağrı kesici ve ateş düşürücüler ile çocuğun rahat uyku uyuması sağlanabilir. Kulak akıntısı olan çocuklar yüzmemeli, banyoda ise kulağa su teması tıkaçlarla önlenmelidir. Doktorunuz kulak tıkacını nasıl hazırlayacağınızı veya ne tür bir tıkaç temin etmeniz gerektiğini size açıklayacaktır.
Tıbbi tedavi :
Akut orta kulak iltihabı genellikle antibiyotiklerle ve östaki tüpünün fonksiyonunu düzeltecek ilaçlarla tedavi edilir. Bazen çocuğun kulak zarı iltihap nedeniyle çok şişerse ve şiddetli ağrılara neden olursa, kulak zarında küçük bir kesi (parasentez) yapılarak iltihabın boşaltılması gerekebilir. Bu işlemden sonra kulak zarı genellikle bir hafta içinde iyileşir. Ebeveynler sıklıkla kalıcı bir işitme kaybı olup olmayacağı konusunda endişe duyarlar. Eğer uygun tedavi edilir ve ilaçlar önerildiği doz ve sürede kullanılırsa kalıcı işitme kaybı olasılığı çok düşüktür.
Doktorunuza ne zaman başvurmalısınız ?
Orta kulak iltihabı, tedavi edilmediğinde ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle kulak ağrısı veya kulakta dolgunluk hissi şikayeti olan çocuklar, özellikle de birlikte ateş ve geçirilmiş üst solunum yolu enfeksiyonu varsa, bir doktor tarafından değerlendirilmelidir. Yeni bir dişin çıkması, bir yabancı cismin kulak yoluna kaçması, pamuklu çubuklarla temizlik sırasında kulak yolunun tahriş edilmiş olması, veya sert kulak tıkaçları (buşon) nedeniyle de kulak ağrısı meydana gelebilir. Kulak yolunu ve kulak zarını ancak doktorunuz değerlendirebileceği için, şikayetlerin gerçek nedeninin bulunması ve doğru tedavi uygulanması için doktor muayenesi şarttır.
Göz Problemleri

Doğum sırasında bebeğin gözüne kan ya da vücut sıvıları bulaşabildiği için doğumdan sonra göz iltihaplanması olabilir. Böyle bir enfeksiyon ya da tıkanan bir gözyaşı kanalı bebeğiniz uykudan uyandıktan sonra göz kapaklarını birbirine yapıştıran sarımsı renkte bir sıvının çıkmasına ya da gözlerinin sık sık yaşarmasına neden olabilir. Gözyaşı kanalları bebeklerde çok küçük olduğu için tıkanması normaldir.Çapaklı göz için yapılabilecek en iyi şey pansumandır. Ellerinizi iyice yıkadıktan sonra kaynatılmış ılık suya batıracağınız pamukla bebeğinizin gözünü iç köşeden başlayarak dışa doğru silebilirsiniz. Eğer iyileşmezse ve göz çevresinde kızarıklık ve ağrı varsa mutlaka doktorunuza danışmalısınız.
Göz İltihabı (Konjunktivit)
Eğer bebeğinizin gözünde kanlanma, acıma, irinli akıntı varsa ve uykudan sonra göz kapakları birbirine yapışıyorsa göz ve gözkapaklarını kaplayan zar iltihaplanmış olabilir. Bebeğinizin saman nezlesi gibi alerjik bir durumu yoksa veya gözüne kirpik ya da toz kaçmasından dolayı böyle bir problem olmadıysa, mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Göz iltihabı virüs ya da bakterilerden dolayı olabilir ve doktorunuzun vereceği damla ya da merhem sayesinde hızla iyileşecektir.
Arpacık
Bebeğinizin alt ya da üst göz kapağında kırmızı ve ağrı veren bir şişlik varsa kirpik kökündeki bir enfeksiyon nedeniyle arpacık olmuş olabilir. Arpacık kendi kendine kuruyabildiği gibi, bazıları da birkaç gün içinde patlar ve iyileşir.
Arpacığın baş verip, olgunlaşıp patlaması için, bir parça pamuğu sıcak suyla ıslatıp arpacığın üzerine hafifçe bastırarak iki üç dakika tutabilirsiniz. Günde iki üç kere bu masajı uyguladığınızda arpacık hızla iyileşecektir. Patladığı zaman da yine kaynatılmış ılık su ve pamukla temizleyebilirsiniz.
Eğer arpacık iyileşmiyorsa, tüm göz şişmiş ve kızarmışsa doktorunuza danışmalısınız.
Şaşılık
Yeni doğan bebeklerin çoğu iki gözünü aynı anda uyumlu bir şekilde hareket ettiremeyebilirler, ancak zamanla öğrenirler. Eğer üç aylık olduğunda gözüne 20 cm uzaklıkta bir şey tutup sağa sola hareket ettirdiğinizde iki gözü uyumlu hareket etmiyorsa, doktorunuza danışmalısınız.
Bebeğinizin bir gözü tembelse, doktor gözünü çalıştırması için diğer gözünü her gün belirli bir süre kapattırabilir ya da gözlük verebilir. İki yaşından önce şaşılık, böyle bir tedaviyle iyileştirilebilir. İleri derecedeki şaşılıklar ise operasyonla giderilebilmektedir.
Grip – Soğuk Algınlığı
Grip hastalığı genellikle sonbahar ve kış aylarında sıklıkla görülen ancak halkımız tarafından pek önemsenmeyen bir hastalıktır. Damlacık enfeksiyonu yoluyla hasta ve taşıyıcı insanlardan sağlam insanlara bulaşan bu mikrop,çok kısa süre içerisinde akciğerlere yerleşmekte ve ağır tablolara neden olmaktadır.
Yüksek ateş,öksürük,bitkinlik,eklem ve baş ağrıları şeklinde kendisini gösteren bu hastalığın bilinen bir etkin tedavisi yoktur. C vitamini,iyi beslenme ve soğuktan korunmanın hastalık tedavisinde ve korunmasında yeri yoktur. Başta astımlı çocuklar olmak üzere kronik akciğer,kalp,böbrek hastalığı olanlar ile şeker hastası olan çocuk ve erişkinlerin bu hastalıktan mutlaka korunmaları gerekmektedir.

Akciğerlerde harabiyete ve vücudun savunma sistemlerinde yetersizliğe neden olan bu virüs,daha sonra vücuda yerleşecek diğer mikroplara zemin hazırlamakta ve hastalar bu nedenle risk altında kalmaktadır. Hastalığın kendisi ya da eklenen diğer fırsatçı mikropları oluşturduğu enfeksiyonlar nedeniyle vücut bitap düşmekte ve başka bir kronik hastalığı olan çocuk ve erişkinler maalesef kaybedilebilmektedir. Hastalığın bir başka özelliği de ,hastalanan kişilerin mutlaka kesin yatak istirahatına gereksinim duymaları nedeniyle işe ve okula devamsızlık nedenleri arasında birinci sırayı almasıdır.
Tedavisi olmayan bu viral hastalıktan ancak aşı ile korunmak mümkündür. Grip hastalığının tüm topluma yayılmasında en önemli etken olan okul,işyeri,kreş,kışla gibi toplu yaşam yerlerinde bulunan kişilerin mutlaka aşılanması önerilmektedir.
Grip aşısı
Grip mikrobunun binlerce tipi vardır. Ancak bu mikroplar her sene salgın yapmazlar. İşte o nedenle dünya sağlık teşkilatı her yıl salgın yapması beklenen mikropları tespit etmekte ve o mikroplara karşı hazırlanan özel aşıları önermektedir. Aşı her yıl yenilenmekte ve o yıl salgın yapması beklenen grip tiplerini içermektedir. Grip aşılarının çeşitli tipleri vardır. Ancak özellikle çocuklarda hemen hemen hiç bir ciddi yan etkisi olmayan split (ayrıştırılmış-parçalanmış) aşı kullanılmalıdır. Risk altında olan bireylerin ve okul çocuklarının özellikle aşılanması gereklidir. Grip aşısı kullanımında yaş gruplarına göre bazı farklılıklar vardır. :
*6ay-3 yaş arası çocuklarda : ilk kez yapılıyorsa :bir ay ara ile 2 yarım doz uygulanır. Daha önce grip aşısı ile aşılanmış çocuklarda :1 yarım doz yapılır.
*3-9 yaş arası çocuklarda : ilk kez yapılıyorsa :bir ay ara ile 2 tam doz uygulanır. Daha önce grip aşısı ile aşılanmış çocuklarda :1 tam doz yapılır.
*10 yaş üstü erişkin ve çocuklara her yıl tek doz uygulanmaktadır.
Pamukçuk

Bebeğinizin yanaklarının iç tarafında, dilinde ya da damağında, silmekle kolayca çıkmayan, beyaz ya da sarı, hafif kabarık lekeler görülüyorsa ve beslenirken ağlıyorsa pamukçuk olmuş demektir. Bebeğinizde pamukçuk olmuşsa hemen önlem almalısınız, eğer emziriyorsanız ve meme uçlarınız çatlamışsa pamukçuk size de geçebilir.Doktorunuz, enfeksiyonu temizlemek için damla ya da merhem verecektir. Pamukçuğun size de geçmemesi için siz de tedavi olmalısınız. Bebeğinizde pamukçuk olduğu zaman yemesi kolay şeyler vermelisiniz. Biberondan besleniyorsa, biberon emziğinin yumuşak ve temiz olmasına dikkat etmeli ve her öğünden sonra steril etmelisiniz. Eğer emziriyorsanız, meme uçlarınızın mikrop kapmaması için özen göstermeli, emzirdikten sonra suyla yıkamalısınız. Eğer doktorunuz koruyucu bir merhem vermişse emzirmeden sonra sürmeli ve sonraki emzirmeden önce yıkamalısınız.
Pamukçuk bebeğinizin anüs çevresinde de görülebilir. Bu durumda bebeğiniz bezini kirlettiğinde vakit kaybetmeden bezini değiştirmeli ve doktorunuzun tavsiye edeceği merhem veya ilaçları kullanabilirsiniz.


Etiketler: , , ,



7 gün yapın zekanız parlasın…………………..


7 günde Einstein gibi olmanın yolları

Hangimiz bir gün yataktan kalkıp da daha akıllı olduğumuzu görmek istemeyiz ki? Bu dilek her ne kadar ütopik olarak görülse de bir bilim adamının yöntemi, 1 hafta gibi kısa bir sürede, zekayı yüzde 40 oranında artırmanın mümkün olduğunu ortaya koydu. Beynin herhangi bir kas gibi olduğunu ve egzersizlerle güçlenebileceğini öne süren İskoçya’daki Edinburgh Üniversitesi’nin Biyomedikal Bölümü’nden Prof. Mark Lythgoes’in 1 hafta süren programı BBC’de yayınlandı. Programa katılan 100 kişinin IQ’larında, yüzde 40 oranına varan artış görüldü. Bu artış katılımcıların programa katılmadan önce girdikleri testle, programdan sonra uygulanan test sonuçları karşılaştırılarak elde edildi.

İşte bir haftalık program

Cumartesi: Dişinizi her zaman kullandığını elinizle değil, diğeriyle fırçalayın. Ve gözünüzü kaparatak duş alın.

Pazar: Sabah saatlerinde bulmaca çözün. Ve kısa yürüyüşe çıkın.

Pazartesi: Akşam yemeğinde yağlı balık yiyin. İşe ya yürüyerek ya bisikletle ya da daha önce kullanmadığınız bir araçla gidin.

Salı: Sözlükten bilmediğiniz sözcükleri öğrenin. Ve bunları günlük konuşmanızda kullanmaya çalışın.

Çarşamba: Yoga, Pilates ya da meditasyon derslerine katılın. Daha önce tanımadığınız bir insanla konuşun.

Perşembe: İşe daha önce kullanmadığınız bir yoldan gidin. Televizyondaki ciddi bilgi programlarını izleyin.

Cuma: Alkol ve kafein tüketmekten kaçının. Alışverişe çıkarken listeyi ezberlemeye çalışın.


Etiketler: , , ,



Damar sertliğini hafife almayın

Damar sertliğini hafife almayın
Dünyada damar sertliğinin kanserden daha fazla ölüme sebep olduğu bildirildi.
SAMSUN – Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kamil Göl, önemli bir sağlık problemi olan damar sertliğinin insanların doğumu ile başladığına işaret ederek, hastalığın kimi zaman ileri yaşlarda, kimi zaman ise genç yaşlarda vücuda yaptığı hasarlarla kendini belli ettiğini söyledi.

Damar sertliğinde, en çok beyni besleyen şah damarların, kalbi besleyen koroner damarların ve bacakları besleyen femoral damarların bu hastalıktan etkilendiğini ve tıkandığını anlatan Göl, şunları kaydetti:
“Beyni besleyen şah damarlarının tıkanması geçici veya kalıcı körlük ya da felçler, inmelerle sonuçlanmaktadır. Bacaklarımızı besleyen damarların tıkanması yürümekle bacaklarda ortaya çıkan ağrı, ayaklarda yaralar, kangren ile sonuçlanabilmektedir. Kalbi besleyen koroner damarların tıkanması ise istirahatte ya da egzersiz ile ortaya çıkan göğüs ağrısı, göğüste yanma, kalp krizi, kalpte ritm bozuklukları ve bunların komplikasyonları ile doğrudan ölüme varan sorunlara yol açmaktadır.”

Damar sertliği olan kişilerin pek çoğunun bu hastalıklarının farkına kalp krizi geçirdikten sonra vardıklarına dikkat çeken Göl, damar sertliğini hızlandıran bazı risk faktörleri olduğunu belirtti.

ERKEK OLMAK RİSK FAKTÖRÜ
Doç. Dr. Göl, damar sertliğinin erkeklerde kadınlara oranla daha sık görüldüğünü vurgulayarak, erkek olmanın damar sertliği için bir risk faktörü olduğunu ifade etti.

Kadınlarda ise menopoz sonrası koroner kalp hastalığı sıklığının erkeklere yakın olduğunu söyleyen Göl, diğer risk faktörlerini ise şöyle sıraladı:
Ailesinde erken yaşta kalp hastalığına yakalanmış kişiler, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kan yağlarının yüksekliği, pıhtılaşmanın kolaylaştığı bazı hastalıklar ve sigara damar sertliğinin risk faktörlerini oluşturur. Ancak bunların içinde toplumumuzda sigaraya başlama yaşı 11’lere düştüğü göz önüne alınılırsa bu risk faktörlerinden en önemlisi sigaradır.”

Damar sertliğinin vücudun her yerini kaplayan, bütün organ ve dokulara ulaşarak, gereken besin ve oksijeni taşıyan atardamarlarda tıkanıklıklara yol açtığını kaydeden Göl, damar tıkanıklığının tüm dünyada kanserden daha fazla ölüme sebep olan bir hastalık olduğunu vurguladı.

Damar sertliğinin, tamamen ortadan kaldırılamasa bile ilerlemesinin durdurulabildiğini veya yavaşlatılabildiğini belirten Göl, “Damar sertliğinden korunmak için sigaradan kurtulmak, spor yapmak, dengeli beslenmek ve stresten uzak durmak gerekir” dedi.

Göl, OMÜ Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalında damar sertliğinin yol açtığı hastalıkların başarıyla tedavi edilebildiğini de sözlerine ekledi.
AA


Etiketler: , , ,



İşte Küçük Enzimlerin Devasa Faydaları!

İşte Küçük Enzimlerin Devasa Faydaları!

Kainattaki bütün varlıkların hücrelerinin içine binlerce enzim yerleştirilmiştir.

Eğer enzimler yaratılmasaydı birkaç saniyede gerçekleşebilen tepkimeler bir asırdan fazla sürecekti ve belki kolumuzu bile kaldırmak için 10 yıl bekleyecektik. Enzimler protein şeklinde tasarlanmıştır. O yüzden oldukça hassastırlar ve en ufak bir değişikliğe karşı tepki gösterirler. Mesela, bir elmayı soyduktan kısa bir süre sonra kararmasının sebebi de enzimlerdir. Elmayı kestiğiniz anda bıçağın değdiği noktalarda, hücreyi dış etkilerden koruyan hücre duvarı parçalanır ve enzimler havadaki oksijenle temas etmek zorunda kalır. Elmanın içindeki demir içeren kimyasallar oksijenle temas ettiğinde paslanırlar.


Etiketler: , , , , ,



Biranın şok edici özelliği……….

Bugüne kadar sadece göbek yaptığı sanılan biranın kişinin sağlığını tehdit ettiği açıklandı. Özellikle erkekler bu konuda çok şanssızlar.

İngiliz bilim adamlarının yaptıkları bir araştırmaya göre biradaki östrojen hormonu spermi etkiliyor. Bira, böcek ilacı ve boya gibi maddelerde bulunan östrojen, spermin kadın vücudu içindeki davranışlarını değiştiriyor. Buna göre östrojenden etkilenen spermler zamanından önce olgunlaşarak aktifliğini yitiriyor. Bu da erkeklerin döllenme yeteneğini kaybediyor.

Bir tür doğum kontrolü Spermler yumurtaya ulaşıp temasa geçtikleri an, yumurta duvarını delebilmek için bazı “delici” enzimler salgılıyor. Biradaki östrojen, spermlerin daha yumurtaya ulaşamadan söz konusu enzimleri salgılamasına neden oluyor. Bu da delici enzimden yoksun kalan spermin yumurta duvarını delmesini güçleştiriyor.
Sonuç olarak bu kadar vücudu ve spermleri tahribata uğratan bira kısırlığa sebep oluyor


Etiketler: , , , ,



Beyin Yasinizi Ögrenin…………

İnsanları hayvanlardan ayıran karmaşık düşünme gücünü sağlayan beyin, artık büyük bir gizem olmaktan çıktı. Çocukluktan bu yana inandıklarımız meğer söylentilerden ibaretmiş.

100 milyardan fazla nöron içeren ve bu nöronların her birinin, kendi gibi 10 bin nöronla bağlantı kurarak merkezi sinir sistemini yönettiği beyinle ilgili olarak İngiliz Sunday Times gazetesi de çok kapsamlı bir dosya hazırladı.

Şimdiye kadar yapılmış bilimsel araştırmaları temel alan bu araştırmada, beyin konusunda “şehir efsanesine” dönüşmüş inanışlardan, çocuk beyninin gelişimine kadar birçok konuya açıklık getiriliyor.

Dahilerin beyni nasıl çalışıyor?
Ünlü ressam ve mucit Leonardo da Vinci, ya da Albert Einstein gibi dehalar, normalden farklı beyin yapılarıyla da diğer insanlardan ayrılıyor. 1955’te ölen ünlü fizikçi Albert Einstein’ın beyni alınarak saklanmıştı. Araştırmalar, diğer insanlara kıyasla, Einstein’ın beynindeki her bir nöron için daha fazla destek hücresi olduğunu ortaya çıkardı. Bu da beynin işlem yeteneğini artırıyordu. Ayrıca Einstein’ın beyninin sol bölümünde matematik yeteneğini sağlayan lob ise, incelenmiş tüm beyinlerdekinden daha büyüktü. Da Vinci ise bir proje üzerinde çalışırken beynin yaratıcılık bölgesi olağanüstü faaliyete geçiyor ve tamamen yenilikçi bağlantılar kurulabiliyordu.

Hesap makinelerinin bile yapmaya zorlandığı işlemleri saniyeler içinde yapabilen ünlü matematik dehası Rudiger Gamm ise, beynindeki uzun süreli hafıza deposunu tam kapasite kullanabiliyordu. Satranç ustalarının da beynin her iki tarafını kullanarak hem mantık hem de yaratıcılık açısından büyük gelişim gösterdikleri bilimsel olarak tespit edildi.

ERKEKLER KADINLARDAN DAHA ZEKİ DEĞİL
Yapılan araştırmalar, ortalama olarak bir erkek beyninin, kadın beyninden daha büyük olduğunu gösteriyor, ancak bilimsel çalışmalar, beyin büyüklüğüyle zeka arasında önemli bir bağlantı olmadığını kanıtladı.

BEYNİ GÜÇLENDİREN GIDALAR
Çok aktif bir organ olan beyin, günlük kalorinin yüzde 20 ila yüzde 30 arası bir bölümünü kendi başına tüketir. Beyninizi korumak için;

Sinirleri koruyan ve beyin fonksiyonlarını düzenleyen omega-3 yağ asitlerinin bol olduğu yağlı balıklar yeyin.

Yeşil biber, turunçgiller, çilek ve brokoli gibi C vitamini depoları; havuç, ıspanak ve kayısı gibi beta-karoten kaynakları kadar, E vitamini açısından zengin olan badem, soya fasülyesi, zeytinyağı ve yapraklı sebzeler de beyni koruyor.

Meyve ve sebzedeki antioksidanlar, beyin hücrelerine zarar veren “serbest radikaller”i etkisiz hale getiriyor.

BUNLARA İNANMAYIN

* Beynimizin yüzde 10’unu kullanırız
Yanlış… Çünkü beyin taramasında kullanılan teknolojik aletler, genellikle beynimizin büyük bölümünü kullandığımızı ortaya koyuyor

* Baskın beyin bölgesi kişiliği belirler
Beyninin sol tarafı baskın olanlar ’mantıklı’, sağ tarafı baskın olanlar ise ’yaratıcı’ olur şeklindeki yaygın inanç aslında yanlış… Çünkü beyin tarama sonuçları, beynin iki tarafının birlikte çalıştığını gösteriyor.

* Yetişkinlikte beynimiz artık değişmez
Öğrenmeyle ortaya çıkan uyarımlar sayesinde nöronlara kan akışı artar böylece ömür boyu beynin etkinliği sürdürülebilir.

Dip Not: Bir alkolik ortalama olarak her gün 60 bin nöronunu kaybeder. Kronik hastalıklar, üzüntü ve tansiyon da nöron ölümünü hızlandırır.

Beyin yaşınızı öğrenin

Kendinizi giderek yaşlanıyor gibi hissettiğiniz anlar olabilir. Ancak bu kimi zaman, gerçek yaşınızdan ziyade, beyin yaşınızla ilgilidir. Yani beyinsel, düşünsel yaşlanma kimi zaman fiziksel yaşlanmadan daha ağır basabilir. Siz de aşağıdaki testi yanıtlayarak, beyin yaşınızı hesaplayabilirsiniz:

1- Arkadaşlarınıza sık sık kaç yaşınızda olduğunuzdan bahsediyor musunuz?

* Evet * Hayır

2- Değişim için çok yaşlı olduğunuza mı inanıyorsunuz?

* Evet * Hayır

3- Daha önce yapabildiğiniz zihinsel aritmatik işlemlerini artık bıraktınız mı?

* Evet * Hayır

4- Yaşınızdan ötürü kendinizi belirli faaliyetlerin (yeni bir meşgale ya da yeni bir iş bulmak gibi) dışında tutuyor musunuz?

* Evet * Hayır

5- Sık sık yaşınızı düşünüp endişeye kapılıyor musunuz?

* Evet * Hayır

6- Hafızanızdan şikayetçi misiniz?

* Evet * Hayır

7- Yere eğilirken vücudunuzda ağrı oluyor mu?

* Evet * Hayır

8- Arada sırada kamburunuzu çıkararak yürüdüğünüzü fark ettiğiniz oluyor mu?

* Evet * Hayır

9- Çok beğenmenize rağmen “genç işi” diyerek bazı giysileri almadığınız oluyor mu?

* Evet * Hayır

10- Hayatın bütün yenilik ve heyecanlarının geride kaldığını ve bundan sonra yaşamınızın sadece rutin bir zorunluluk olarak geçeceğini düşünüyor musunuz?

* Evet * Hayır

DEĞERLENDİRME

Her ”EVET” yanıtı için kendinize 1 puan vererek beyin yaşınızı ölçün:

7-10: Beyin yaşı skorunuz yüksek. Yani olduğunuzdan daha yaşlı hissediyorsunuz. Bunun yanı sıra – belki de bilinçsiz bir şekilde – kendinizi dışarıya yaşlı, hatta yaşlının da ötesinde bir insan olarak yansıtma eğilimindesiniz. Herhangi bir hastalığınız olmadığını varsayarasak, bu davranış biçiminiz, sürekli yaşınızla ilgili yakınmak gibi olumsuz alışkanlıklarınızla ilgili olabilir. Bunları keşfedip ortadan kaldırmaya çalışın.
4-6: Kendinizi yaşlı gibi görme eğilimine sahipsiniz. Yaşınızın tipik özelliği olan belli başlı düşünce kalıpları ve alışkanlıklar beyninizde oluşmaya başlamış. Bunları tespit edip onlardan kurtulun.

0-3: Kendinizi genç hissetme eğilimindesiniz. Ancak yaşınızla doğru orantılı olarak gelecek tecrübeleri ve olgunluğu gerektiği gibi yaşayamazsanız bu kez de çocuğunuzun evden ayrılması ya da işten çıkarılmak gibi bir durum sizde şok etkisi yaratabilir. Bunun sonucunda düşünce yapınız tamamen değişmek zorunda kalır.


Etiketler: , , , , ,



Sınav öncesi beslenme………….

http://img252.imageshack.us/img252/525/snavn9yp.gifSakarya Üniversitesi (SAÜ) Sağlık Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı İsmail Şakar, ÖSS’ye girecek adaylara uyarıda bulunarak, “Sınav günü yanlış beslenme sonucu geçireceğiniz rahatsızlıklar, bir yılınıza sebep olabilir” dedi.

Süleyman Demirel Konferans Salonunda, lise son sınıf öğrencilerine yönelik, ÖSS öncesi dengeli beslenme kuralları konusunda yönelik seminer düzenlendi. Seminere konuşmacı olarak katılan Şakar, Türkiye’de birçok öğrenci adayının kulaktan dolma bilgilerle beslenerek sınava girdiğini belirtti.

Bu yanlış tutumların en başında “sınav öncesi alınan çikolata ve şekerli gıdaların aklı daha çok çalıştıracağı”nın geldiğini ifade eden Şakar, şunları söyledi:
“Aday sınava neredeyse hiç çalışmamış. Sınav sabahı kalkıp kutu kutu çikolata yiyor. Bu sayede sınavdan yüksek performans sağlayacağına inanıyor. Böyle bir şey mümkün değil. Bilime, akla aykırı. Öğrenci sınava çalışmadan, sınavdan nasıl daha yüksek performans bekleyebilir? Sınav günü yanlış beslenme sonucu geçireceğiniz rahatsızlıklar, bir yılınızı kaybetmenize sebep olabilir.”

Birçok öğrencinin de sınav öncesi beslenme konusunda oldukça abartılı davrandıklarını belirten Şakar, şöyle konuştu:
“Sınav öncesi, son akşam yemeği ve sabah kahvaltısında bazı öğrenci adayları gereğinden fazla titiz davranıyor. Her zaman yedikleri yiyecekleri yemiyor. Bu stres zaten onun sınavda başarısız olmasına yol açabilecek başlı başına bir sebep. Hiçbir telaşa gerek yok. Sınava kadar ne yiyorsanız sınava bir gün kala da aynı şeyleri yiyin.”

Sınav stresinine karşı havuç suyu

http://rsm.turkboard.us/data/media/3/oktb6ia.gifÜniversite seçme sınavları için geri sayım başlarken, öğrencilerin sınav stresini yenmeleri için beslenmelerine dikkat etmeleri gerektiği ve özellikle sınav sabahı öncesi yapılan kahvaltıda sakinleştirici özelliğinden dolayı havuç suyu içmeleri önerildi.

Palandöken Hastanesi Diyetisyeni İlknur Buzkan, dengeli beslenmenin başarıyı artırıcı özelliği olduğunu ifade ederek, sınav stresinden uzaklaşmak isteyen öğrencilerin sakinleştirici ilaçlardan uzak durmalarını istedi.

Öğrencilerin üniversite sınavlarına kadar dengeli beslenmeleri gerektiğini, özellikle antioksidan içeren sebze ve meyveleri tüketmelerini öneren Buzkan, “Antioksidan içeren sebze ve meyveler hafızayı güçlendiriyor, konsantrasyonu artıyor, düşünce gücünü yükseltiyor” diye konuştu.

Sınav gününe kadar öğrencilerin çay, kahve ve kolalı içecekler yerine süt ve taze sıkılmış meyve sularını içmelerinin daha sağlıklı olacağını anlatan Buzkan, sabah kahvaltılarında da 5-6 fındık ile 3-4 tane ceviz yemelerinin faydalı olduğunu anlattı.

Sınav stresinden uzaklaşmak için alınacak sakinleştirici ilaçlarınbirçok olumsuzluğa neden olabileceğine dikkat çeken Buzkan, “Bu ilaçlar daha çok strese yol açabilir. Ayrıca huzursuzluk ve konsantrasyon bozukluğuna da neden olabilir” dedi.

http://rsm.turkboard.us/data/media/3/oktb6ia.gifSINAV SABAHI
Sınav sabahı yapılacak iyi bir kahvaltının önemine işaret eden Uskan, sakinleştirici özelliği olduğu bilinen havucun sıkılarak bir bardak suyunun içilmesinin faydalı olacağını sözlerine ekleyen Buzkan,şunları söyledi:
Sınav öncesi bir bardak havuç suyu içilmesini önerebiliriz. Eğerhavuç suyunu sevmiyorlarsa dilimlenmiş ve üzerine hafif bitkisel yağ dökülmüş bir havuç da yenebilir. Sıkılmış bir bardak taze meyve suyu da öğrenciler için faydalı olur. Sınava girecek öğrenciler özellikle sabah kahvaltısında daha önce yemedikleri yiyeceklerden de uzak dursunlar.


Etiketler: , , , ,



Sağlığımızı Haber Veren İpuçları

Uzmanlar, insan vücudunun sağlık için hayat kurtaracak 16 ipucu verdiğini belirterek, “Sadece parmaklarınızın uzunluğu bile sizin sağlığınız hakkında kayda değer bilgi sahibi olmamızı sağlıyor. Vücudunuzla ilgili önemli detaylara dikkat ederek sağlığınızı koruyabilirsiniz” diyor.

Londra’daki King College Hastanesi Gerontoloji (yaşlanma bilimi) Enstitüsü’nde araştırmalarını yürüten Prof. Dr. Robert Wale, tırnaktan gözlere, doğum kilosundan avuç
içine kadar vücuttaki her şeyin birer gösterge olduğunu belirterek, hayat kurtaracak 16 ipucunu şöyle açıklıyor:

Tırnaklar: Tırnaklarınıza dikkatle bakın. Eğer hafif mavilik ya da morluk görürseniz, bu bir kalp hastalığıyla karşı karşıya olduğunuz anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karşı karşıya olduğunuzu gösterebilir.

Nefeslerinizi sayın: Eğer dakikada 15 kez ve daha altında nefes alıp veriyorsanız, sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demektir. Eğer 25 kez nefes alıp veriyorsanız, o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.

Gözler: Aynada gözlerinizden birine bakın. İrisin etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor. Bu aynı şekilde yaklaşan kalp sorunlarının da en büyük habercisi.

Avuç içinize bakın: Avuç içlerinize dikkatle bakın. Eğer kırmızı ve lekelilerse, karaciğerinizde sorun var demektir.

Hafıza kontrolü: Bir tepsinin üstüne rast gele 10 eşya koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakın. Kaç tanesini hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması alzheimer ile karşılaşma riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.

Kas kontrolü: Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa, kaslarınızda bir zayıflık olduğu anlamına geliyor.

Görünüş: Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin. Kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün. Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına geliyor.

Tiroit misiniz?: Kollarınızı yere paralel olarak tam karşınızda bir şeye uzanıyormuş gibi uzatın. Ellerinize dikkat edin. Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa, o zaman tiroit olma riskiniz çok yüksek.

Düz yürümek: Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin. Üzerinde rahat yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu iyi işliyor demektir.

Doğum kilonuz: Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun. 3 kilonun altında doğmuşsanız kalp sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Beliniz kalın mı?: Vücut şekliniz elmaya benziyorsa, yani yağlarınız belinizin çevresinde toplanıyorsa, kalp sorunu yaşama riskiniz daha fazla.

Tuvalet sıklığı: Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme ihtiyacı mı hissediyorsunuz? Diyabetin en erken alarmlarından biri sık sık tuvalete gitmektir.

Nabız kontrolü: Nabzınız ne kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun yaşayacaksınız demektir. Yani nabzınız 70′in altındaysa sağlıklısınız anlamına geliyor.

Dişlerinizi fırçalayın: Eğer dişleriniz kanıyorsa, kalbiniz tehlikede demektir.

Parmak uzunluğu: İşaret ve yüzük parmakları aynı uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazladır.

Ayak bilekleri: Baş parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına bastırın. Eğer bastırdığınız noktada çok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp, akciğer, böbrek sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.


Etiketler: , , ,



Domates Damar Tıkanıklığını Önlüyor………..


Daha önce kansere karşı etkili olduğu belirlenen domatesin bir
faydalarına bir yenisi eklendi. Bilimadamları domatesin kanı daha akışkan
hale getirerek damar tıkanıklığı ve daralmasını engellediğini açıkladı.
Domates suyu da benzer bir etki yaratıyor.

Vücutta bir yara açıldığı zaman kanın pıhtılaşmasını sağlayarak kan
kaybını engelleyen kan pıhtısı hücreleri çok yoğun olduğu zaman damar
tıkanıklığı ve daralmasına neden olabiliyor.

Bazı kişilerde de pıhtılaşmayı sağlayan ‘Platelet’ maddesi çok yoğun
olarak bulunuyor, bu da damardaki kan akışını giderek zayıflatıyor ve
zamanla damar tıkanıklığına neden oluyor. Yapılan araştırmalar domateste
bulunan bir maddenin pıhtı hücrelerinin neden olduğu kan yoğunluğunu
azalttığını ve kanı daha akışkan hale getirdiğini gösterdi.

SUYU DA YARARLI

Sonuçları İngiliz Platelet dergisinde yayınlanan araştırmaya göre;
domatesin çekirdeğinin çevresindeki sarı sıvı işte bu etkiyi yaratıyor. Yani
domates yemek ve domates suyu içmek faydalı. Üstelik domatesin kanı akışkan
hale getiren ilaçlar gibi yan etkileri de yok.

BOL BOL DOMATES YİYİN

Uzmanlar sigara içenlere, doğum kontrol hapı kullanan kadınlara, uzun
yolculuklar yapanlara, bütün gün oturarak çalışanlara kanı akışkan hale
getirmek için bol bol domates yemesini tavsiye ediyor.


Etiketler: , , , ,



Beyni Çalıştıran Besinler

Bazı yiyecekleri daha fazla yiyerek hafıza, algılama yeteneği ve dikkati artırıp, daha hızlı düşünebilmenin mümkün olduğunu belirten uzmanlar, sınavlara hazırlanan öğrencilerin beyinlerinin daha iyi çalışması için zencefil, kimyon, havuç, ceviz, fındık, fıstık, lahana, karides gibi besinleri almalarını öneriyor.
Diyetisyen Ferin Batman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşan sınav günleri öncesinde, ilköğretim ve liselerin son sınıflarında okuyan öğrenciler için “beynin daha iyi çalışmasına yardımcı olacak yiyecekler” hakkında bilgi verdi.
Batman, öğrencilerin sınavlar için son hazırlıklarını yaptıklarını, ancak pek çoğunun, “konsantre olamamaktan, öğrendiklerini çabucak unutmaktan, dikkatini veremeyip aynı sayfayı tekrar tekrar okuduklarından” yakındıklarını söyledi.
Vücudun küçük bir bölümünü oluşturan beynin, yiyeceklerle alınan enerjinin yüzde 20’sini harcadığını, beynin, kanın taşıdığı oksijen ve glikozla beslendiğini kaydeden Ferin Batman, “Araştırmalar, belirli yiyecekleri daha fazla yiyerek hafızanızı, algılama yeteneğinizi, dikkatinizi artırıp, daha hızlı düşünebileceğinizi gösteriyor” diye konuştu.

ODAKLANMA İÇİN CEVİZ, FINDIK

Batman, bir konuya “odaklanma” için ceviz, fındık, fıstık, soğan ve karides gibi yiyeceklerin yenmesini önerdi. Batman, şunları söyledi:
“Ceviz, fındık, fıstık gibi yiyecekler konferanslarda, konserlerde, uzun araba yolculuklarında, sinirleri kuvvetlendirirken, beyindeki haber alma maddelerinin oluşumunu hareketlendirirler.
Soğan, aşırı yıpranmaya, fiziksel yorgunluğa karşı kanı sulandırır, beyin oksijeni daha iyi alır.
Karides, beyin besinidir. Vücuda önemli omega 3 yağ asitleri sağlar. Dikkat verme süresini daha uzatır.”

STRESSİZ ÖĞRENME İÇİN LAHANA

Öğrenmenin artırılması için çeşitli önerilerde bulunan Batman, şunları kaydetti:
“Lahana, tiroit bezlerinin aktivitesini yavaşlattığı için daha stressiz öğrenmeyi sağlar. Stresin getirdiği atıştırma krizlerinde, düşük kalorisi sayesinde bol bol çiğ olarak yenebilir.
Limon- Portakal, C vitamininden dolayı canlandırır, algılama yeteneğini artırır. Çalışma ve sınav öncesi, limonata veya portakal suyu için.
Yaban mersini, beynin kanla daha iyi beslenmesi için, uzun süreli bir öğrenmede ideal bir meyvedir.”

EZBER İÇİN HAVUÇ

Hafızayı güçlendirmek için de havuç, ananas, avokado, zencefil, kimyon gibi yiyecek ve baharatların tüketilmesini isteyen Ferin Batman, bu besinlerin yararlarını şöyle anlattı:
“Havuç, beyin ****bolizmasını canlandırarak, hatırlama yeteneğini arttırır, bir şey ezberlerken bir küçük tabak sıvı yağlı havuç salatası yiyin.
Uzun bir metin ezberleyebilmek için fazla miktarda C vitaminine ihtiyaç vardır. Ananas bunu sağlar, ayrıca önemli bir element olan mangan içerir.
Avokado, kısa süreli hafıza içindir. Fazla miktarda yağ asidi içerir. Çalışırken yarım avokado yeterlidir.”

YENİ FİKİRLER ÜRETMEK İÇİN ZENCEFİL

Yaratıcılığın geliştirilmesi için zencefil yenmesini öneren Batman, zencefilin içerdiği maddelerin beynin yeni fikirler üretmesini sağladığını söyledi. Batman, “Zencefil alındığı zaman kan sulandığı için vücutta daha serbest akar, beyin oksijenle beslenir” diye konuştu.
Kimyonun da içerdiği uçucu yağların bütün sinir sistemini uyardığını söyleyen Ferin Batman, “Aniden bir fikre, bir buluşa ihtiyacı olan kimyon çayı içmelidir. Çay, bir fincana iki tatlı kaşığı dolusu kimyon eklenerek yapılabilir” dedi.

MUTLULUK

Ferin Batman, küçük bir kase çileğin, stresi gidererek mutluluk verdiğini, muzun da “serotonin” maddesi içerdiği için mutluluk verdiğini kaydetti. Batman, kırmızı biberdeki aroma maddelerinin de vücudun mutluluk hormonu salgılanmasına neden olduğunu belirterek, çiğ ve acı olan kırmızı biberin en etkilisi olduğunu bildirdi.

SINAV ÖNCESİ STRESE KARŞI

Batman, sınav öncesi strese karşı da öğrencileri uyararak, “Gerginken yenmek istenen çikolata, hamur işi, tatlı gibi besinler, kola, kahve gibi içecekler çok miktarda şeker ve kafein içerdikleri için sinirleri bozar. Doğru bir beslenme, stresli zamanların üstesinden gelmemizde bize yardımcı olacaktır” diye konuştu.
Bunun için yanlış alışkanlıkların değiştirilmesini isteyen Batman, öğrencilere şu beslenme önerisinde bulundu:
“-Kahvaltı etmeden güne başlamayın. Sabahları vücudun ve beynin enerji deposu boştur. Bu nedenle sinirli ve dikkatsiz olunabilir. Okul çocukları ile yapılan bir araştırmada iyi bir kahvaltı edenlerin daha verimli oldukları ortaya çıkmıştır. Kahvaltıda karbonhidrat ile protein doğru bir karışımdır. Örneğin, kepek veya çavdar ekmeği ile peynir veya yulaf ezmesi ile meyve veya yoğurt, süt yenebilir.

STRESE KARŞI BALIK

-Stres, vitaminlere ve minerallere olan ihtiyacı arttırır. Önemli anti-stres maddeleri mineral olarak kalsiyum (süt ürünlerinde, yeşil sebzelerde) ve magnezyumdur (kepek, çavdar, baklagiller, bal kabağı ve ayçiçeği çekirdeği). B vitaminleri grubu aynı zamanda sinir vitaminleri olarak adlandırılır. B vitaminleri ette, balıkta, kepek çavdar ürünlerinde ve koyu yeşil sebzelerde bulunur. Haftada en az 2 kez balık tüketilmelidir.
-Çikolatayı seyrek, meyveyi sık yiyin. Arada bir az miktarlarda çikolata yenmesi stresi azaltır ama fazla yendiğinde kan şekeri önce artar, sonra hemen düşer. Sonuçta yorgunluk ve tatlılara karşı istek ortaya çıkar. Buna karşılık meyve veya kepek, çavdar ürünleri organizma tarafından daha yavaş enerjiye dönüştürülür, kan şekerinin dengesi bozulmaz.
-Yemekleri küçük porsiyonlarda, sık yiyin. Birden aşırı miktarda ve yağlı yemekler uykunuzu getirir. Enerjinizi uzun süre korumak ve aynı düzeyde tutmak için günde en az 6 öğün ve az miktarlarda yenmelidir.
-Kahveyi ve kolayı azaltın. Sabahları bir iki fincan kahve uyku sersemliğinizi gidermede yardımcı olur. Fazlası ise kalp çarpıntısına, huzursuzluğa, geç saatlerde de uykusuzluğa, korku ve endişeye neden olur. Kolalı içeceklerde bol miktarda kafein içerir. Alkol ise ertesi sabah unutkanlığa neden olur.”


Etiketler: , , , ,