At last weekend’s Monster-Mania convention in Cherry Hill, New Jersey, Fango got a chance to chat with actor Sean Patrick Flanery, who was there with his BOONDOCK SAINTS co-stars Norman Reedus and David Della Rocco. Flanery next hits the big screen in SAW 3D, and despite the usual cloud of secrecy hovering over this franchise entry, he spoke quite a bit about his experience on Jigsaw’s first dimensional adventure.
When it comes to the new movie’s plot, of course, there’s “not a lot I can say, unfortunately,” Flanery tells Fango. “I play a guy who’s a little misguided and I fabricate a story about my life for financial gain, and somebody doesn’t like that very much.”
We can guess who that is… Someone Flanery likes very much is Kevin Greutert, the longtime SAW editor taking his second turn in the director’s chair after SAW VI. “Kevin was killer,” Flanery says. “I’m a firm believer that the most difficult aspect of filmmaking to learn is the technical side. Anybody can make an artistic choice as far as composition goes; they can be right or they can be wrong. Anybody can talk to an actor and try to get it, in their opinion, a little more realistic or flavorful on the day. But you can’t make up the technical aspect; you can’t make up [knowledge of] lens sizes and screen direction, and Kevin’s background makes that pretty close to flawless. Technically, he’s 100 percent there, and then he adds his own flavor to it, which is as good as any director I’ve seen. He’s completely well-rounded; I see so many brand new directors come onto the scene who technically know nothing.”
Fango expresses a bit of surprise at that statement, since a complaint sometimes heard about first-time filmmakers is that they’re well-versed on the craft side but are lacking when it comes to guiding actors. “The thing is, anybody can learn how to work with an actor in 24 hours,” Flanery states. “You can sit down with somebody who knows how to talk to an actor, and they can teach you how to do it in a day. And everybody develops people skills growing up, and learns how to speak to people and coax things out of them to some degree. That’s the easiest part to learn, how to speak to an actor: ‘That sucked, do it again.’ Realistically, that’s one method; it may not be the best! But nobody learns the technical aspect of filmmaking growing up. Telling somebody what a prime lens is—they don’t come out of the womb knowing that.”
For his part, Flanery was something of a baby on the SAW 3D set, joining a crew and a few returning cast members (including Tobin Bell, Costas Mandylor, Betsy Russell and, back from the original, Cary Elwes) who have, by all accounts, become a tightly knit family over the course of the franchise. But he says of the team, “They were very welcoming, with open arms. They treated me really well. A lot of those guys have been doing it since the first one, and this is the seventh, but it was my first. I’d never even seen a SAW movie,” he admits.
It’s also both Flanery and SAW’s first plunge into 3-D territory. “That was a little time-consuming, because literally after every setup, they had to recalibrate the camera,” he recalls. “So it’s not like you could turn and burn, and there wasn’t a lot of room for improvisation. We needed to pre-think everything, and we had to have a game plan and stick to it. With the new [video] technology and the speed of shooting, it makes for people not planning things out; they just want to shoot it a dozen different ways and see what works best. Any time it takes you 20 minutes to recalibrate after every setup, it makes you think about things. It’s just like in the old days. John Ford—that guy knew exactly what he wanted to shoot and he shot it, nothing more, nothing less. Nowadays with digital, people are like, ‘I’m not really sure, shoot it from over here and over here.’ They don’t take the time to consider what they want, and then they direct it in the editing room. Ford didn’t have that luxury; he directed it on the day, and with 3-D, you’ve got to do the same thing. And Kevin’s exactly the right guy to do that.”
It’s likely we’ll be seeing Flanery in another sequel fairly soon; with BOONDOCK SAINTS II having become a sleeper hit this year, part three is on the way. “Everybody’s talking about it, and it’ll definitely happen,” the actor says. “We should know more about that in the very, very near future.” And might it be…BOONDOCK SAINTS 3D? “Comin’ at ya!” he laughs. “Maybe…”
40 derece sıcakta yel etkisi yapacağız
12.08.2010

Yakında TRT ekranlarında başlayacak olan ‘Halil İbrahim Sofrası’ adlı dizide başrolleri Hasan Kaçan’la paylaşan Kadir Çöpdemir: Kaçmış bir tren olan mahalle hayatını anlatıyoruz. Bu dizi; 40 derece sıcakta, yüzde 80 nemde adeta yel etkisi yaratacak
Önümüzdeki günlerde TRT1 ekranlarında ‘Halil İbrahim Sofrası’ adlı sıcacık bir mahalle dizisi başlayacak. Altı yıl önce efsane olan televizyon dizisi ‘Ekmek Teknesi’nin oyuncu, senarist ve yapımcı kadrosunun gerçekleştirdiği dizi, izleyicileri gülmekten kırıp geçirmeye hazırlanıyor. Yapımcılığını Pana Film’in, yönetmenliğini Ahmet Katıksız’ın yaptığı ‘Halil İbrahim Sofrası’nın başrollerini ünlü mizah ustası Hasan Kaçan, Kadir Çöpdemir, Seray Gözler Yeniay, Ayçe Abana ve Ahmet Yenilmez paylaşıyor. Mahalle dizilerini seven televizyon izleyicisi, Hasan Kaçan ve Kadir Çöpdemir’i bu sefer ‘Ali’ ve ‘Nuri’ adında iki ortak berber olarak izleyecekler. Yeni Aktüel dergisinden Emre Ünsallı, Hasan Kaçan ve Kadir Çöpdemir’le yeni dizilerini konuştu…
* KADİR ÇÖPDEMİR FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN!
Yeni bir mahalle dizisiyle yeniden izleyicinin karşısına çıkıyorsunuz. Mahalle dizilerinde yer almaktan zevk alıyor musunuz?
Kadir Çöpdemir: Ben 43 yaşındayım ve mahallede büyüdüm. Mahalledeki abla, abi, amca, teyze, efendime söyleyeyim esnaf gibi unsurları yaşayarak ve hepsinin bir işlevi olduğunu bilerek, hepsiyle bir şekilde iletişimde bulunarak ve bütün bunlardan da tat alarak… Bu yüzden mahalle işleri çok içimi, gönlümü açıyor. ‘Ekmek Teknesi’ de öyleydi, şu anki projemiz de öyle. İnsanın içini açıyor çünkü biz o kaynaktan geliyoruz.
Eskiden bir mahalle dizisi izlerken sedece gülüp eğleniyorduk. Sonra eski mahalleleri özlememize neden oldu. Şimdi artık bilmeyene de öğretmeye başlıyor…
K.Ç.: Tabii aslında bir de böyle bir durum var. Bu kaçmış bir tren, artık mahallelerin olması mümkün değil. O diyalogların, o insani ilişkilerin ve resimlerin de oluşması mümkün değil. Bence artık o tren kaçtı, o devir kapandı. Ama en azından görsel dünyada o çağrışımı yaratabilmek, o atmosferi verebilmek de önemli diye düşünüyorum.
BABAMA NE ÇOK BENZERMİŞİM
Dizide bir berberi canlandırırken mutlaka kendi mahallenizden bir kahraman geliyordur aklınıza…
K.Ç.: Çok… Ben 1983 yılında girdim üniversiteye. Çocukluğum Eskişehir’de geçti. Yaşıyorsa Allah uzun ömür versin, rahmetli olduysa Allah rahmet eylesin, bizim mahallede Kaptan Berber vardı. Babam elimden tutup beni ona ilk götürdüğünde hayal meyal hatırlıyorum, koltuklarına çocuklar için bir tahta koyarlardı, ben öyle başladım. Düşün, üniversiteyi kazandım, İstanbul’a geldim, abartmıyorum neredeyse üniversite bitene kadar İstanbul’da tıraş olmadım, Eskişehir’e gittikçe Kaptan Berber’e tıraş oldum. Kaptan Abi, öyle muhabbetli bir adamdır ki bırakamadım adamı. Hasan Abi daha iyi bilir; berberlerin de acayip formatları vardır.
Hasan Bey sizin babanız da bir berberdi. Berber önlüğünü giyince kendinizi nasıl hissettiniz?
Hasan Kaçan: Çok enteresan bir şey söyleyeyim sana; geçen gün dizi için fragman çekilirken, berber kıyafeti giydim saçları geri taradım. Zaten bembeyaz olmuş saçlar… Aynaya bir baktım, Berber Ali… Ulan dedim babama ne çok benziyorum ya. E tabii ki benzeyeceksin, gelmişsin 52 yaşına, o yaştaki berber Ali’ye benziyorum.
HERKESİN NASİPLENDİĞİ SOFRA
Dizinin adı neden ‘Halil İbrahim Sofrası’ oldu?
H.K.: Bizim Dolapdere’de pratik bir şey bulmuşlar, mahallede millet Cuma’ya gittiğinde hemen pazar tezgahlarından bir masa kuruluyor. Üzerine gazeteler seriliyor. Allah ne verdiyse kalfalar, çıraklar, yengeler, bacılar, çoluk çocuk sofrayı hazırlıyor. Ama ille de Cuma’ya giden değil; giden gitmeyen, yoldan geçen geçmeyen herkesin nasiplendiği bir Halil İbrahim Sofrası vardı. Biraz oradan aklımızda kalmış. O yüzden adını ‘Halil İbrahim Sofrası’ koyduk. Biz o geleneği devam ettiriyoruz.
Nasıl bir hikaye izleyeceğiz?
H.K.: Şimdi öyle bir şey olacak ki; ‘Ali’yle ‘Nuri’nin aralarındaki çatlaktan dolayı belki de ‘Halil İbrahim Sofrası’ da sallanmaya başlayacak. Onun sallanması demek mahallenin sallanması demek. Dolayısıyla oradaki drama da matraklığa da didişmeye de mahalle katılacak. Hem hüznünü yaşayacağız, hem keyfini çıkartacağız, hem de bol bol güleceğiz.
İnsan dizideki dükkanın önünü, masayı, üzerindeki tavlayı görünce, çalıştığı işe ara verip biraz öyle bir yerde olmak istiyor.
K.Ç.: İstemez mi; o mekan, sıcak bir havada esen yel gibi gelir insana. Bu röportajı okuyan insan için söylüyorum, baksınlar diziye o yeli hissedecekler. Bak 40 derece olacakmış İstanbul. O 40 derecede, yüzde 80 nemde böyle bir yel etkisi yapacağız.
H.K.: Şöyle diyelim; biz mutfaktan güzel kokuların geldiğini duyduk. Genelde de mutfaktan güzel kokular geliyorsa masaya da güzel yemek gelir. Biz kokuyu aldık, hoşumuza da gitti.
BABALARI MİRAS BIRAKTI
Dizide iki berberden biri olan ‘Ali’nin babasının adı Halil, ‘Nuri’ninkinin de İbrahim. Halil ve İbrahim ustalar, çocuklarının da berber olmasını istemişler, onların da ortak olmasından büyük keyif almışlar. Bu nedenle miraslarını oğullarına bırakmışlar. Ama dizi ilerledikçe, yeni nesil iki berber arasında çatlaklar baş gösterecek. Komedi de buradan doğacak.
__________________



‘Fahriye Abla’ dizi oluyor
Ahmet Muhip Dranas’ın ölümsüz eseri, sinemadan sonra diziye de uyarlanıyor.

Güncelleme: 16:02 TSİ 18 Temmuz. 2010 Pazar
İSTANBUL – “Elveda Rumeli”yi çeken Adam Film, iddialı bir proje için kolları sıvadı.
Medyaradar’ın haberine göre, Ahmet Muhip Dranas’ın ölümsüz eseri “Fahriye Abla”yı kimin oynayacağı ve yayınlanacağı kanal henüz belli değil.
1980′li yıllarda Yavuz Turgul’un çektiği sinema filminde Fahriye Abla karakterini Müjde Ar, oynamış, diğer rollerde ise Tarık Tarcan, İhsan yüce, Mesut Çakarlı, Kadir Savun ve Haldun Ergüvenç oynamıştı.
__________________




Finalde gözden kaçan hata
“Aşk-ı Memnu” dizisinin final sahnesindeki bir hata, dikkatli izleyicilerin gözünden kaçmadı!
“Aşk-ı Memnu” dizisinin finalinde Bihter’in mezar taşında doğum tarihi 1983 yazıyordu ama bundan bir kaç bölüm önce eve gelen trafik cezası makbuzunda doğum tarihinin 1979 olduğu görülüyordu.”

__________________




Final Facebook’a düştü
Sır gibi saklanan “Aşk-ı Memnu” finalinin perde arkası fotoğrafları Facebook’a sızdı…
Aşk-ı Memnunun bu akşam yayınlanacak olan ve bir sır gibi saklanan final bölümünün kareleri Facebookta ortaya çıktı. Fotoğraflara göre Bihter, intihar ediyor. Ancak yapımcının basına sızma ihtimaline karşılık 3 farklı final çektiği iddia ediliyor.
Aşk-ı Memnu’da yaşanacaklar…
Halit Ziya Uşaklıgilin romanından televizyona uyarlanan Kanal Dnin reyting rekortmeni dizisi Aşk-ı Memnu bu akşam ekranlara veda ediyor. Beren Saat, Kıvanç Tatlıtuğ, Selçuk Yöntem gibi isimlerin başrolünde yer aldığı dizinin final sahnesi önceki gün tamamlandı.
Sır gibi saklanan final bölümüne kadar yapımcı Ay Yapım dizi oyuncularına TV programlarına konuk olmayı yasakladı. Hatta senaryo bile oyunculara final sahnesi çekilirken gösterildi. Bu kadar titiz davranılmasına rağmen korkulan oldu. Vatan‘ın haberine göre; dizinin merakla beklenen son bölüm fotoğrafları Facebooka düştü. Böylelikle Bihterin ne şekilde intihar edeceği sorusu da yanıt bulmuş oldu. Fotoğraflarda dizinin Bihteri Beren Saatin kalbinin üzerinde tuttuğu kan torbası dikkat çekiyor.
Bu da Bihterin kalbine sıkacağı kurşunla intihar edeceğini gösteriyor. Finalinde de romana sadık kalan Aşk-ı Memnunun son çekimlerinde oyuncuların keyfinin yerinde olduğu görülüyor. Oyuncu, senarist ve teknik ekibin topluca verdiği fotoğrafta ellerinde tuttukları pankarttaki Biz daha iyisini yapana kadar THE END yazısı göze çarpıyor. Ancak yapımcı Kerem Çatayın bu bölümün dışarıya sızması ihtimaline karşılık 3 alternatif final çektiği de iddia ediliyor.
Dizi öncesi canlı yayın
Dizinin 20.15de yayınlanacak olan final bölümünü Aşk-ı Memnu ekibi bu gece hep birlikte Suadada izleyecek ve gecenin sonunda muhteşem bir partiyle eğlenecekler. Gecenin biletlerinin 500 TLye satıldığı organizasyon kırmızı halı töreniyle başlayacak. Oyuncuların verdiği röportajlar canlı olarak Kanal D ekranlarından yayınlanacak. Elde edilecek gelir ise Milliyetin ÇYDD ile yürüttüğü Baba Beni Okula Gönder kampanyasına bırakılacak.
Rekor kıracak mı?
Bu gece yayınlanacak final bölümünün Özcan Deniz ve Nurgül Yeşilçayın başrollerini paylaştığı televizyon ekranlarının efsane dizisi Asmalı Konakın reytingini geçip geçmeyeceği de merak ediliyor. 2003 yılında final yapan Asmalı Konak dizisi AB grubunda 81.30, toplamda ise 78.00 izlenme payı ile kırılması zor bir rekora imza atmıştı.



__________________



Kenan Birkan belli oldu!
Ramiz Dayı’nın en büyük düşmanının kimliği yeni sezona kaldı…
İSTANBUL – Ezel.gen.tr’nin haberine göre, herkesin merakla beklediği ve bu hafta tam görünecekken sezon finali yapan dizide, Kenan Birkan ismini oynayacak oyuncu belli oldu.
Ay Yapımın diğer dizisi olan Aşk-ı Memnunun bitmesiyle boşa çıkan ünlü oyuncu Selçuk Yöntem yeni sezonda Kenan Birkan rolüyle Ezel izleyicilerinin karşısına çıkacak.
__________________



Ramiz Dayı’nın efsane diyalogları…
22 Haziran 2010, Salı
Ezel dizisinin felsefi sözleriyle ünlü Ramiz Dayısı’nın o güzel sözlerini sizler için derledik.

Eğer birisi seni aldatmışsa bu onun suçudur. Eğer o kişi seni pek çok kere aldatmışsa bu senin suçundur.
Hesap görmek, hesap etmekten zordur yeğenim.
Değişmek zordur yeğenim ama bazen Aynı adam olmak daha zordur Hayat öyle yüklenir ki üstüne durduğun yerde çatır çatır çatırdarsın.
Bazen öyle acır ki için değiştin sanırsın şimdi dersin Şimdi her şeyi yapabilirim
Bazen hayat seni öyle zorlar ki yeğenim yolun başında kimdin Unutursun…
Zorunu benden duy yeğenim, herkese yalan söylemen yetmez artık Bundan böyle bir başına kalsan da artık kendin olamazsın

En karanlık gününde
En çaresiz anında
Kendini ortaya atıyorsan eğer
En umutsuz anında
Kendin için değil
Çocukların için
Kendini çare diye sunuyorsan eğer
Yüreğinde çocuğunun sevgisini tutan
Hiç kimse çaresiz değildir.
Kaderimiz olan aşka değil de aşkıyla kaderimizi değiştirene içelim!

Yapmakla olup bitseydi bu iş,
Hemen yapardım, olup biterdi.
Döktüğüm kanla akıp gitse her şey,
Bir vuruşta sonuna varılsa işin,
Bir anda bu dünyayı olsun kazanıversen,
Zaman denizinin bir kumsalı olan bu dünyayı
Öbür dünyayı gözden çıkarır insan.
Ama bu işlerin daha burada görülüyor hesabı.
Verdiğimiz kanlı dersi alan
Gelip bize veriyor aldığı dersi.
Doğruluğun şaşmaz eli bize sunuyor
İçine zehir döktüğümüz kupayı.
Asıl çaresizlik derdin devasız olması değil, birini iyi edecek şeyin diğerinin kadehine zehir olmasıdır.
En iyi soygunlar girerken değil çıkarken bozulur yeğen. Haydutlar öyle iyi planlar ki girmeyi nasıl çıkacaklarını unuturlar. Çıkacaksan hemen çıkacaksın yeğen yoksa çekerler yoksa seni içeri…

Güvercinin boynundaki o kırmızımtırak tüyler vardır ya, bir kere taktı mı güvercin o tasmayı boynuna başka birisini sevemezmiş, ama bazen fazla sevgiden güvercinler birbirlerini de öldürürlermiş, birbirlerinin gırtlağını deşerlermiş fazla sevgiden, o yüzden o kızıl tasmaya da güvercin gerdanlığı derlermiş
Madem bu kadar çok sevdiniz birbirinizi bakalım kim takacak o gerdanlığı boynuna… Madem ikiniz de hasmımsınız artık geldik sınavın son sorusuna. Biriniz ölürse diğeriniz sağ çıkacak buradan, bakalım kim daha çok seviyor diğerini… Kim takacak o gerdanlığı boynuna…
Sen ha sen! Görmeyeli çok büyümüşsün eski dost çok! Ben görmeyeli yaşlandım, ufaldım. Ben içerde hüküm giyerken sen dışarda hüküm sürdün. Gerçi ben kötü girdim içeri ama içerde insanı anladım. Sen iyi çocuktun. İyi çocuktun da iyice insanlıktan çıkmışsın. Tamam ben sana kötülük ettim ama şimdi sen baştan aşağıya kötülük olmuşsun. Yani diyeceğim o ki şimdi sen güçlüsün, gençsin, vurup bana beni yere yıkarsın, dua et ki o iş orda bitsin. Çünkü iş orda bitmezse vurup beni yıkamazsan yere boyuna posuna gelmişine geçmişine bakmam bu işi ben başlattım, bitirmeden bırakmam. Bitirmeden bırakmam.
Bazen insan başkasının ruhunu ararken kendi ruhunu teslim eder başkasına.
Bazen yeğen işleri yoluna koymak için sıkmayacaksın yumruğunu, açacaksın avucunu avucundakileri savuracaksın havaya. Bekleyeceksin, bekleyeceksin sana geri gelmelerini.

Bir şey yapmadan önce eğer yaparsan sana ne yapacağımı bir düşün önce.

Oysa herkes öldürür sevdiğini,
Kulak verin bu dediklerime,
Kimi bir bakışı ile yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözler ile
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle.
Korkaklar öpücükle öldürür…
Yürekliler kılıç darbeleriyle.

Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimi yaşlıyken.
Şehvetli ellerle boğar kimi
Kimi altından ellerle
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur
Kimi yeterince sevmez kimi fazla sever
Kimi satar; kimi de satın alır
Kimi gözyaşı döker öldürürken
Kimi kılı kıpırdamadan
Çünkü herkes öldürür sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez.
__________________



Dayının ezeli düşmanı “Kenan Birkan” kim olsun?
Yılın dizisi Ezel pazartesi akşamı akıllarda bir sürü yeni soru bırakarak sezon finali yapacak. Senaryo ilerledikçe düğümler çözülürken büyük sırlar da bir bir ortaya çıkıyor. Ramiz Dayı ve onun bir zamanlar dostu olan Kenan Birkan karakteri arasındaki büyük savaş Bahar’ın ölümüyle iyice büyüdü. Dizide henüz ortaya çıkmayan Kenan Birkan karakterini kimin oynayacağı ise Ezel’in en merak edilen sorusu. Şener Şen’den Uğur Yücel’e Çetin Tekindor’dan Yetkin Dikinciler’e kadar birçok oyuncunun ismi dizi fanları tarafından dillendiriliyor.
Peki sizce Kenan Birkan kim olmalı?
__________________



//imageshack.us]
[/url]


__________________
Benim sözüm DOSTA tatli
DUSMANA kursundur
NAMERTE hancer
MERTE candir
canimiz DOSTA feda
DUSMANA beladir
SEVDAMIZSA YUCEDIR NE ALINIR NEDE SATILIR

atv’nin beğeniyle izlenen dizisi “Canım Ailem” bu akşam saat 20:00′da yayınlanacak final bölümü ile ekrana veda edecek. İşte “Canım Ailem”in finalinde yaşanacaklar…

Samim işleri çabuklaştırmak için Fitnat’la iddilaşırken Sabancıların akrabası olduğu yalanını uydurmuştur.

Cabbar Ağa yirmi yıl sonra herşeyi bir kez daha mahveden Samim’e isteme törenine Güler Sabancı’yı getirmeyi şart koşar.


__________________


