Nice kalp gelir kapıma
“Gel aşkı yaşayalım seninle” diyen diyene.
Ama ne yapsam ne etsem de
Ne fayda,ne çare
Yaralı kalbim alışamaz aydınlığa
Yıllarca karanlıkta kalmış gözlerim.
Bilmem bundan sonra nasıl bakarım
Hep acı,hep hüzün sözlerim;artık nasıl seveyim.
Bir güzele nasıl gönlümü açayım.
Bilirim yaralı kalbim mutlu etmez
Bilirim yorgun ruhum tat vermez.
Korkarım bir kere çok fena alışan acı,hüzün bana
Kapımdan ayrılmaz bir hayat boyunca.
Korkarım mutluluk son nefeste bile gözükmeyecek ortalıkta.
Bir kere hayatımın en güzel yıllarında derinden yaralandım.
Artık bir güzele yok sevgim
Yaşamaya da yok sevgim.
Acılarımla,hüzünlerimle ölümü beklerim.
Yüce dağlar koydun sineme
Bakışında sihir mi var yar senin
Gördüğüm an ateş dştü haneme
Her bir yanın alev kor senin
Günbe gün hasretin yakar kavurur
Günümü gecemi senle yoğurur
Korkarım katlime ferman buyurur
Şu sevdanı söküp atmak zor senin
Karagözlüm düştüm senin derdine
Bazen çekilirsin dağlar ardına
Bilmiyorum şu sevmenin şartı ne
Çözülmeyen kanunların var senin
İçimi dökemem zor gelir bana
Derdinden dolarak döndüm ummana
Ne olur halimi bir anlasana
Bakışın güneşten daha nar senin
Ay doğmuş gecede mehtap gibisin
En hırçın sularda girdap gibisin
Bir türlü bitmeyen hesap gibisin
Her tavrın inan ki büyük sır senin
Velhasıl halıma koymadın beni
Nerde gördüm nerde buldum ben seni
Yanına gelmeye kalksam da beni
İnan ki dört yanın boran kar senin
Geçmişim bitmiş
kaLmamış hiç bir şey..
Şu aşık hatırımda
Her şeyini terketmiş
yoL sakini bir berduşum..
düşünceLerim donmuş kaLmış
sevda şarabıyLa sarhoşum..
Ne var ne yok hep unutmuşum
GönüL derinliğinde
Tek aşkını buLmuşum..
…
nerden biLeceksin ki
aşkında kayboLmuş bu aşıkı
bilemessin anlayamassın..
feryadını duyamassın..
ama sararmış kağıtlarda göreceksin ki
gene yazmış sevda mürekkebiyLe..
aşk damlalarını..
Ve diyeceksin ki;
kim yazmış bu kadar candan:
‘Seni Canımdan Çok seviyorum..’
………….
‘mektup mu versem’ diyorum;
olmuyor..
erisem mi bakıp gözlerinde;
haykırsam mı dağlara aşkını;
şiirLere mi sığınsam;
günLeri mi saysam aşkın zindanında;
Bir GüL uzatsam
sevdanın cezbesi anında…
kaLbim ;Kalbim musade etmez ki Bilmiş OL!!
Haydi!! Ey aşk esintisi!!
SerinLet Yanan yüreğimi;GönLüme DoL!!
İşte ben büktüm boynumu gidiyorum!!!
SiLdim bütün nişaneLeri!!!
UnuTTum tüm isimLeri
bütün AnıLarımı terkediyorum..
Başka bir şeyi sevemiyoruM..
ÇünKü Canım!! ”Seni çok seviyorum…”
”Seni Çok Seviyorum..”
istemiyorum aşk seni hayatımda
ne kumsaldanede sinemada.
hisettemek istemiyorum ellerini ellerimde
sonradan boş kalıcaklarına emin olduğum için.
istemiyorum aşk seni hayatımda
yaşantıma ani girdiğin gibi
gidişininde ani olucağını bildiğim için.
istemiyorum heyecanın içime kadar işlemesini
geçici olduğuna inandığım için.
gözlerinin içine bakmak istemiyorum kimsenin
sonunda benim gözyaşımın akıcağını hissettiğim için.
uzak dur hayatımdan aşk
istemiyorum beni üzmeni…
her aşkta bir üzüleni gördüğüm için….
(alinti)
__
SENDEN ÖĞRENDİM
(Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez… Hiçbir aşk da….)
Öyle bir gelip geçtin ki hayatımdan
Kurtulmak mümkün olmadı hiç izlerinden
Ne kadar duygu varsa yaşadım sonuna kadar
yaşattın….
Sevdim seni biliyorsun
hem de nasıl!
Gözlerini kattım gözlerime
seninle baktım herşeye
seninle gördüm görülecek ne varsa
görmek adına…
Nefret ettim senden biliyorsun
hem de nasıl!
Sendin nedeni bana göre konulan bütün noktaların
Ölmüştük biz artık
İhanet ettiğimiz sevgimizle sevgilere layık değildik…
Sana göreyse bendim arkasını dönen
çekip giden hayatından
Oysa ben yitirilmişlerimizi görmüştüm çoktan
Onaramayacağımız yıkıntılarımızın farkındaydım sadece
Gittim ama hiç unutulmuşum olmadın sen benim
Senin gözyaşlarınla ağladım hep
Her deniz kıyısında
her köhne balık lokantasında
Taksim Beyoğlu Anadolukavağı’nda
ve içtiğim her yudum rakıda
acıdan öleceğimi sanarak
senin şarkılarını söyledim
Ne büyük aşklar dahil
hiçbir şeyin sonsuza kadar sürmediğini
ben ilk senden öğrendim…
(alinti)
ödünç hançer öldürmez beni
bir küfür gibi kara
kayış dilini ver
binlerce kez açıklasam da
dilini çözemediğim ihanet
gel bir daha bende dene kendini
ne sen öldürebiliyorsun beni bu cenkte
ne ben yenebiliyorum seni
yazıldığın mevsime çok su ver kendi izinden
giden yolları suçlarından arındır
arkanda kaldı seni ilerde bekleyenler
unutkan şiirler kopmuş alıntılar
hiçbir zaman kullanamadığın hatıralarla
kendine yazdığın yaşam öyküsü!
ah bu kadar aşk herkesi yanıltır
gelme üstüme
boşalmış yeminlerin bileği
ben sandığın sözcüklere vuran aksimdir
ödünç hançer öldürmez beni
ya başka bir silah seç kendine
ya bırak başkasının ellerine
ölüm aşkın işidir
kork benden sevgilim
ahretin olurum senin
bu kadar çok seven öldürmesini de bilir
ben seni
çok yanılmış kalplerin sağlamlığıyla sevdim
gücümdü güçsüzlüğüm
ey izini sürdüğüm ruhumdaki kara gölge
büyüttüğüm oğullarımı bir bir elimden alan hayat
yanıltma beni beni bana yakıştır
son darbeden önce ilk sözü söyleyemeyen!
kolay değil ödenmiş hayatın katili olmak
kör eder hançerini içimin gücü
ölümü göze alan yaşamasını da bilir
alinti…
__________________
Üzgünüm !
Bir yaşam tükettim içimde…
Seninle varım…
Sensiz varlığımın içinde yokluğuma muhtacım…
Anlamsızım !
İsyan eder duygularım kelimeler arası hüzünlerde…
Sende mühürledim yaşamı nefesimi sensiz ‘hiç’ sayarak…
Ve sende bıraktım ruhumu bedenimi umursamayarak…
Gittim
Geldim.
Gidişleri ‘ölüm’
Gelişleri ‘doğum’ bildim…
Öldüm
Doğdum…
Tersine döndüm yaşamın…
Birbiri ardına saklanmış umutlar buldum gelişlerde…
Ele avuca sığmayan acılar bıraktım gidişlerde…
Ama…
Gel gör ki
Bir yaşamı tükettim
Dört duvar arası kaçışlarda…
Yine de
Ben her yok oluşa ‘seni’ yazdım…
Ve her dem sana döküldüm parça parça…
Üzgünüm !
Alıntı….
__________________
Bugün yine resmine bakdim…
Eski günlere gidip gidip aktim …
Ne de güzel sarilirdin…
Neden be gülüm kalbimi kirdin…
Dün de senin resmine bakdim…
Yine eski zamanlari hatirladim…
Birbirimize bakisamalarimizi…
Karsilikli atismalarimizi…
Ben hep senin resmine bakiyorum…
Sonrada hala benimsin saniyorum…
Ben ömür boyu resmine bakacagim…
Seni her zaman kalbimin icinde saklayacagim
alinti…
Aşkıma İsyan…….
İşte ben sensiz geçen bir güne daha merhaba diyorum.
Tadı yokki bir somun ekmeğinsuyun
Soluduğum havanın
Tadı bile yok ne şekerin ne tuzun.
Yokki sevenim
Ben çiçekleri bile sevemem korkarım dikenlerinden.
Ben aşık olmadımbelki oldum göründüm.
Yaşamımdaki aşkı
İçemedim ki o duyguyu acımı tatlımı.
Sabır sabır çektikçe ufalanır parçalanır yüreğim…
Beni bugün benimle bırakın acılarımla
Tükenip giden umutlarımla.
Uğraşmayın benimle
Acımayın boş çuvallar gibi atın.
Atın ne fark eder ki…
Vurun be vurun;
Birde siz vurunne yani vurulmadık yerim mi kaldı?
Korkmuyorum ölmekten
Artık ölüm bile bana boş geliyor.
İşte ben bunlerı yaşıyorum.
İşte ben denizim.
Azgın dalgalara kapılmış bir gemi
Yokki yok gidecek hiç bir yeri.
Aşkım bu mısraları içimden geldiği gibi
yazıyorum
Biraz duygusal oldu ama bu gece şairliğim tuttu.
Ve ağlıyorum AĞLIYORUM..!
Seni bilmesemde görmesemde ne fark eder ki ben senın o tertemiz yüreğini seviyorum.
_________
Benim gözlerim yine uzaklara dalgınyine kirpiklerimde tuz var..
Tırnaklarım avuçlarıma kan oturtmuşöfkeliyimsusuyorum ağlarken..
Aşka dair şarkılar çalmasın artıkacıtmasın yüreğimi..
Yoruldum her şarkıda seni düşünmektenseni bulmaktanseni özlemekten..
Derin nefesler çekiyorum içimesenin hasretini içime çeker gibi..
Soluyamıyorum geriyeiçimde kal diye..
Ne vardı bu kadar sevecekyada ölesiye güvenecek…
Aşk kimi güldürmüşki?Yada ne kadar olmuşki ömrü mutluluğun…
Gözlerimdeki ışıltıyı yitirdimyaşama sevincimiumutlarımısitemlerimibeklentilerimi yitirdim..Kendimi yitirdim sensizlikte..
Her sabah yeni bir role hazırlanıyorumsahneye çıkacakmışım gibi..
Bana en yakışan rengi giyiniyorum mavi..
Gülümsüyorum…Kıyametler kopuyor içimde..
Barış zamanında yaşadım en büyük harpleri..
Fırtınalarda kaç gemi batırdım..
Aşıklara bakmıyorum artıkiçimden bir şeyler kopuyor sanki..
Yorumlayamadığım rengarenk bir tabloya bakar gibi oluyorum..
Bu mutluluk resimleri gerçekmi???Hepsi sahtemi…
İnanmıyorum artıkinanamıyorum.
Yaşadığım sürece gerçekti…
Oysa şimdi…
Gece olunca kaldır başını bak gökyüzüne…
Kaç bakışım kaldı oradayada kaç sabah doğan güneşe dokundum sen diye..
Ben seni oralarda aradım..
Her zaman bulabileceğim ama asla seni göremeyeceğim yerlerde…
Sensizlik böyle birşey işte…
Ben tükeniyorumhasretler çoğaldıkça….!
alinti…
Beni Bana Ver
Beni Bende Anla…
Uzat Ellerini
Kapat Gözlerini..
Hisset Sevdigimi..
Beni Bende Anla..
…
Yaralı anımda çıktın karsıma..
Avuntulara ihtiyacım varken
Hayat sensin der gibi güldün bana..
Güldün… Hayat “Sen” Oldun…
Bekledim..
Bekle dedin bekledim..
Beklerken dahada özledim seni.
Neydin ? Kimdin ?
Nerden Çıktın Anladım..
Sadece Hayat senin der gibi güldün bana..
Güldün.. Hayat “Sen” oldun..
Heycan verdi bana kurdugun cümleler..
Ağzından çıkan her kelime içime kadar işlendi..
Sen ol istedim her dakikamda ..
Neden “Sen” Bilmeden İstedim..
Her gidişinde “Kal” Demek istedim..
Belkide kalmayacagından korkuma sustum..
Sadece seni izledim.. Naptıgını ? Ne yapmak İstedigini?
Sende sustun.. konus dedim ama sen sustun..
Konusmak yerine Hayat Senin Der Gibi Güldün bana..
Güldün.. Hayat “Sen” Oldun.
Nerdeyim simdi?
Ne haldeyim Bilmiyorum…
Ne olması gerek ?
Neye yanmalı ?
Neye Sahip çıkmalıyım bilmiyorum..
Tek Farkında Oldugum Sey
Hayat senin der gibi gülüşlerinlen
Hayatın “Sen” olmasını istiyorum…
…
Acıtır İçimi
Yoklugun..
Eritir Bedenimi..
Sana Bir Dokuna Bilsem…
Alıntı…
__________________
(Y)ürekten sevdim ben seni…
(o) gün seni gördüm göreli..!!!
(N)e yaptın bana ey zalim sevgili…
(C)ehennem azabıyla yandım sanki..!!!
(a)şığın oldum seviyorum seni…
_____________
Hayata dair birşeyler yapma telaşındayım. ya o kazanacak ya ben. bu karşılıklı bir yarış mı?
bilmiyorum…
ama hep karşılıklı oynuyoruz hayatla, ben evet diyorum o hayır… o yazıyor ben beğenmiyorum. ama sitem de etmiyorum. yine ne mi yaptı? boşver ya, değmez anlatmaya hayatı.
ama yaşamaya değer, değil mi?
ne için yaşamaya değer peki. niye, neye değer?
sana demek istiyorum soluksuz…
ama en çok da sana değmiyor biliyor musun?
bilmezsin
anlatsam, anlamazsın… anlama, ben anladım da ne oldu, boşversene!!!
yapamıyorum… boşversene derken niye boşveremiyorum yüreğimde. ellerimden, yüreğimden kelepçelenmiş bekliyorum. bitmesini, fişin çekilmesini. anlaşılmayı asla!!!
neyse ya…
hayatı tutmaya çalıştıça kaybeceğine,
bırakalım gitsin…
“yar” mış… sevip de sevilmeyeceğine,
varsın adını bilmesin…
gözlerin kuruyacağına ağlamaktan,
yorulacağına yok yere,
al eline, öldür bir hamlede ruhunu!!!
yaşanmışlıklarsa, yarıda kalsın…
görmesin, duymasın, almasın kimse haberin..
alıntı
Orhan Veli Kanık – Aşk Resmi Geçidi
Birincisi o incecik, o dal gibi kız,
Şimdi galiba bir tüccar karısı.
Ne kadar şişmanlamıştır kim bilir.
Ama yine de görmeyi çok isterim,
Kolay mı? İlk göz ağrısı.
İkincisi Münevver Abla, benden büyük
Yazıp yazıp bahçesine attığım mektupları
Gülmekten katılırdı, okudukça.
Bense bugünmüş gibi utanırım
O mektupları hatırladıkça.
………….. çıkar
………….. dururduk mahallede
……………………. halde
………… yan yana yazılırdı duvarlara
………………. yangın yerlerinde.
Dördüncüsü azgın bir kadın,
Açık saçık şeyler anlatırdı bana.
Bir gün de önümde soyunuverdi
Yıllar geçti aradan, unutamadım,
Kaç defa rüyama girdi.
Beşinciyi geçip altıncıya geldim.
Onun adı da Nurinnisa.
Ah güzelim
Ah esmerim
Ah
Canımın içi Nurinnisa.
Yedincisi, Aliye, kibar bir kadın.
Ama ben pek varamadım tadına.
Bütün kibar kadınlar gibi
Küpe fiyatına, kürk fiyatına.
Sekizinci de o bokun soyu.
Elin karısında namus ara,
Kendinde arandı mı küplere bin.
Üstelik …….
Yalanın düzenin bini bir para.
Ayten’di dokuzuncunun adı.
İş başında şunun bunun esiri,
Ama bardan çıktı mı,
Kiminle isterse onunla yatar.
Onuncusu akıllı çıktı
……. gitti ………
Ama haksız da değildi hani.
Sevişmek zenginlerin harcıymış
İşsizlerin harcıymış.
İki gönül bir olunca
Samanlik seyranmış ama,
İki çıplak da, olsa olsa,
Bir hamama yakışırmış.
İşine bağlı bir kadındı on birinci,
Hoş, olmasın da ne yapsın,
Bir zalimin yanında gündelikçi.
………leksandra
Geceleri odama gelir,
Sabahlara kadar kalır.
Konyak içer sarhoş olur,
Sabahı da işbaşı yapardı şafakla.
Gelelim sonuncuya.
Hiçbirine bağlanmadım
Ona bağlandığım kadar.
Sade kadın değil, insan.
Ne kibarlık budalası,
Ne malda mülkte gözü var.
Hür olsak der,
Eşit olsak der.
İnsanları sevmesini bilir
Yaşamayı sevdiği kadar.
Orhan Veli Kanık – Altındağ
Biri bir koca görür rüyasında:
Yüz lira maaşlı kibar bir adam.
Evlenir, şehire taşınırlar.
Mektuplar gelir adreslerine:
Şen Yuva Apartımanı, bodrum katı.
Kutu gibi bir dairede otururlar.
Ne çamaşıra gidilir artık, ne cam silmeye;
Bulaşıksa kendi bulaşıkları.
Çocukları olur, nur topu gibi;
Elden düşme bir araba satın alınır.
Kızılay Bahçesi’ne gidilir sabahları;
Kumda oynasın diye küçük Yılmaz,
Kibar çocukları gibi.
Orhan Veli Kanık – Ah Neydi Benim Gençliğim
Nerede böyle hüzünlenmek o zaman;
İçip içip ağlamak,
Uzaklara dalıp şarkı söylemek;
Hafta sekiz ben eğlentide;
Bugün saz, yarın sinema,
Beğenmedin Aile Bahçesi;
Onu da beğenmedin, parka;
Sevdiğim dillere destan;
Sevdiğim,
Meyil verdiğim;
Ben dizinin dibinde elpençe divan,
Samanlık seyran.
Nerde,
Nerde,
Nerde böyle hüzünlenmek o zaman!
Orhan Veli Kanık – Ağacım
Mahallemizde
Senden başka ağaç olsaydı
Seni bu kadar sevmezdim.
Fakat eğer sen
Bizimle beraber
Kaydırak oynamasını bilseydin
Seni daha çok severdim.
Güzel ağacım!
Sen kuruduğun zaman
Biz de inşallah
Başka mahalleye taşınmış oluruz.
Orhan Veli Kanık – Açsam Rüzgara
Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
Mavilerde sefer etmek!
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.
Açsam rüzgara yelkenimi;
Dolaşsam ben de deniz deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.
Bir limanda, büyük ve beyaz…
Mercan adalarda bir liman..
Beyaz bulutların ardından
Gelse altın ışıklı bir yaz.
Doldursa içimi orada
Baygın kokusu iğdelerin.
Bilmese tadını kederin
Bu her alemden uzak ada.
Konsa rüya dolu köşkümün
Çiçekli dalına serçeler.
Renklerle çözülse geceler,
Nar bahçelerinde geçse gün.
Her gün aheste mavnaların
Görsem açıktan geçişini
Ve her akşam dizilişini
Ufukta mermer adaların.
Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş,
İller, göller, kıtalar aşmak.
Ne hoş deniz deniz dolaşmak
Düşünceler gibi başıboş.
Versem kendimi bütün bütün
Bir yelkenli olup engine;
Kansam bir an güzelliğine
Kuşlar gibi serseri ömrün.
Orhan Veli Kanık – Deniz Kızı
Denizden yeni mi çıkmıştı, neydi;
Saçları, dudakları
Deniz koktu sabaha kadar;
Yükselip alçalan göğsü deniz gibiydi.
Yoksuldu, biliyorum
-Ama boyna da yoksulluk sözü edilmez ya-
Kulağımın dibinde, yavaş yavaş,
Aşk türküleri söyledi.
Neler görmüş, neler öğrenmişti kim bilir.
Denizle boğaz boğaza geçen hayatında!
Ağ yamamak, ağ atmak, ağ toplamak,
Olta yapmak, yem çıkarmak, kayık temizlemek…
Dikenli balıkları hatırlatmak için
Elleri ellerime değdi.
O gece gördüm, onun gözlerinde gördüm;
Gün ne güzel doğarmış meğer açık denizde!
Onun saçları öğretti bana dalgayı;
Çalkalandım durdum rüyalar içinde.