Salon Dekorasyonunda Uygun Mobilya Seçimi dekorasyonda üzerinde en çok düşünülen , kafa yorulan konudur. Şüphe yok ki salonumuzu gösteren en önemli şeylerdir çünkü mobilyalarımız. Salon mobilya dekorasyonuyla ilgili size önerebileceğimiz birden çok şey var aslında. Fakat öncelikle sizin evinizi ne tarzda döşeyeceğinize karar vermiş olmanız gerekmektedir. Evin klasik tarzda mı yoksa modern tarzda mı döşeneceği ve eve hakim olan renk bizi mobilya tercihinde etkileyecek unsurlar olacaktır.
Salonumuzu modern tarzda dekore etmek istersek iki farklı renkte iki ayrı mobilya grubunu salonumuzda tercih edebiliriz. Modern Tarzda Mobilya Dekorasyonu bunu gerektirir. Bu ayrıca salonunuzun olduğundan daha geniş görünmesini de sağlamaktadır.
Klasik tarzda bir mobilya dekorasyonu düşünüyorsak eve tek bir renk hakim olmalı örneğin. L Tipi Salon Dekorasyonu kullanabiliriz mesela.
Evlerimiz bizim zamanımızın büyük kısmını geçirdiğimiz yerlerdir. Onların dekorasyonuna önem vermeliyiz. Salon dekorasyonu da ev dekorasyonuna giden yolda en önemli basamaklardan birini oluşturmaktadır.
Vurduğu kurdu böyle teşhir ettiler!
Bingöl’de avcılar tarafından vurulan bir kurt, şehrin en işlek caddesinde bir ağaca bağlanarak sergilendi. Kurdu asılı gören kimi vatandaşlar şaşırdı, kimi hatıra resmi çektirdi!
http://img244.imageshack.us/img244/6508/617ka5gk2.jpg
avcılar tarfından Kiğı İlçesi bölgesinde vurulan kurt, Genç Caddesi üzerinde bulunan Avcılar ve Atıcılar Derneği Kulübü önünde bulunan bir ağaca bağlandı.
Yoldan geçen vatandaşlar ağaca asılı kurdu görünce şaşkınlıklarını gizleyemedi.
Toplanan meraklı vatandaşlardan bazıları cep telefonuyla hatıra fotoğrafı çekti.
Avcılar Kulübü işletmecisi Çahan, kurdun avcılar tarfından vurularak buraya getirildiğini ve ağaca bağlandığını söyledi
hack.us” target=”_blank”>http://img134.imageshack.us/img134/6469/617ka5sc0.jpg
Bu mevsimde kurtların aç olduğunu belirten Çahan, “Yüksek kesimlerde fazla kar olduğundan dolayı kurtlar yiyecek bulmakta zorlanıyor ve sürüler halinde kurtlar şehir merkezine yiyecek bulmak için iniyor. Bu nedenle vatandaşların kurt saldırılarına karşı dikkatli olmalarını istiyoruz. Kurdu buraya bağlamamızdaki amaç, görmeyenlerin bakması içindir” diye konuştu.
Daha sonra bir taksici tarafından alınan kurt, aracın bagajına atılarak götürüldü.
(İHA)
Yazan: Tunç Ali Kütükçüoğlu
Balık seçimi
Bazı balık türleri aşırı saldırgan ya da çekingen olmaları veya çok özel akvaryum koşulları gerektirmeleri nedenleriyle ancak hemcinsleriyle bir arada tutulabilirler.
Birçok balık türü de diğer uyumlu türlerle birlikte rahatlıkla bir akvaryumu paylaşabilirler. Çeşitli balık ve bitki türlerinin bir arada tutulduğu bu tip
akvaryumlara karma akvaryumlar denir. Çeşit ve renk zenginliğiyle çoğuna tek tür akvaryumlarından daha cazip gelen karma akvaryumlarda uyumu sağlayabilmek
için bir araya koyacağınız bitki ve balık türlerini bilinçli seçmeniz çok önemlidir.
Balık seçiminde dikkat edilmesi gerekenler noktalar:
Akvaryumun büyüklüğü
Akvaryumunuz, alacağınız balığın büyüyüp de son boyuna geldiğinde yer ihtiyacını karşılayacak kadar geniş olmalıdır. Akvaryumunuza kaldırabileceğinden fazla
balık koymamalısınız. Basit bir yaklaşım: cm olarak toplam balık boyu litre cinsinden akvaryum hacmini aşmamalıdır. Örneğin akvaryumunuz 100 litre su alıyorsa
boyu 5 cm olan balıklardan en fazla 20 tane koymalısınız.
Su şartları
Almak istediğiniz balık türünün ayrıca ne tip su şartları gerektirdiğini (suyun asitliği pH, suyun sertliği GH, sıcaklık, oksijen, nitrat toleransı vb.)
güvenilir kaynaklardan araştırmalısınız. İyi akvaryum kitaplarında türler tanıtılırken akvaryumda ne gibi şartlar aradıkları belirtilir. Akvaryumunuzda
sağlayamayacağınız su şartları gerektiren balıkları almamalısınız.
Balığın sağlığı
Alacağınız balık hareketli, canlı renkli ve iştahlı olmalıdır. Balığı almadan önce akvaryumcuda yem yediğini görmek yerinde olacaktır. Üzerinde hastalık
ya da parazit belirtisi olabilecek herhangi bir leke ya da yaralanma olmamalıdır.
Yeni aldığınız bir balığı akvaryumunuza koymadan önce, eğer imkanınız varsa, bir hafta kadar ayrı bir karantina akvaryumunda gözleyip sağlıklı olduğuna
emin olmanızı öneririz. Bazı hastalıklar çok çabuk yayılabilirler.
Balığın kalitesi ve dayanıklılığı
Sadece türlerine değil, üretildikleri yerdeki yetiştirilme şartlarına da bağlı olarak bazı balıkların bakımı kolayken bazıları başlangıçta ne kadar sağlıklı
ve güzel gözükürse güzüksünler çok çabuk hastalanıp ölürler. Özellikle akvaryum tecrübeniz azsa, hayal kırıklığına uğramamak için normal şartlarda yetiştirilmiş
(hormonsuz, ilaçsız, normal sıcaklıkta vs.) ve dayanıklı olarak bilinen türleri seçmelisiniz. Ucuz fakat hastalıklara karşı bağışıklığı zayıf balılar hem
sizi üzecek, hem de sonuçta daha pahalıya malolacaklardır.
Saldırgan / Çekingen
Saldırgan türlerle çekingen türler bir araya konulmamalıdır. Zayıfların aşırı hırpalanmaması için saldırgan türlerde kendi aralarında ya çift ya da sekizlik
veya daha kalabalık gruplar halinde tutulmalıdırlar. Bazı türlerde iki erkek aynı akvaryuma konulmamalıdır.
Hareketli / Sakin
Yavaş yüzen sakin balıklar genelde haraketli ve hızlı balıklardan rahatsız olurlar. Bir köşeye çekilip yemden bile kesilebilirler.
Teritoryal / Sürü balığı
Bazı balık türleri (örn. çiklitler, yani yavrularını büyütenler) en azından üreme zamanları teritoryal olurlar. Akvaryumda belli bir bölgeyi sahiplenip
diğer balıkları sokmamaya çalışırlar. Akvaryum, zaman zaman tehlikeli olabilecek kavgaların sürüp gitmemesi için her çifte yeterli alan sağlayabilecek
kadar geniş olmalıdır. Örneğin, cüce çiklit famiyasından, boyu çoğu zaman 4cm’yi geçmeyen apistogramma cacatuiodes dişisi yavrularını büyütürken akvaryum
tabanında 30cm × 30cm kadar bir alana ihtiyaç duyar.
Teritoryal balıkları henüz gençken bir araya koymak biribirlerine alışmaları açısından yararlı olacaktır.
Neon tetra, rasbora veya çöpçü balığı gibi bazı türler sürü balığıdırlar. En az 6′lık gruplar halinde tutulmalıdırlar; aksi halde çok sinirli ve stresli
olabilirler.
Beslenme alışkanlıkları
Türlerine veya yetiştirilme şartlar?na bağlı olarak bazı balıklar yem konusunda çok seçici olurlar; verdiğiniz pul yemi aç kalma pahasına dahi kabul etmeyebilirler.
Bunlar çoğu zaman canlı yeme, ya da en azından donmuş yeme alıştırılmış olabilirler. Canlı yemlerin hastalık taşıyabileceği, donmuş yemlerin de henüz Türkiye’de
zor bulunacağını için seçtiğiniz balığı almadan önce kuru yem yediğini deneyerek görmenizi öneririz.
Eğer akvaryum tecrübeniz azsa başlangıçta yem konusunda seçici olmayan türleri tercih etmelisiniz. Aç kalan balık, yeni bir akvaryuma gelmenin stresi de
eklenince çok çabuk zayıf düşüp hastalanabilir.
Bitkilerle ilişkiler
Bazı balık türleri bitkilere hiç dokunmazken bazıları yumuşak yaprakları ve filizleri yiyerek, ya da kumu kazıp köklerinden sökerek kalın yapraklı ve sağlam
köklüler dışındaki bitkileri kısa zamanda yok ederler. Eğer akvaryumunuzda zengin bir bitki örtüsü istiyorsanız bitkilerle iyi geçinen türleri seçmelisiniz.
Neyse ki bitkilere zarar vermiyen birçok güzel tür vardır (örn. melek balığı).
Bitki seçimi
Bitkinin / Akvaryumun büyüklüğü
Bazı bitki türleri gelişebilmek için akvaryum tabanında belli bir alana ve su derinliğine ihtiyaç duyarlar. Kitaplarda bitki türleri tanıtılırken genelde
yer ihtiyaçları belirtilir.
Su şartları: Sıcaklık, pH, sudaki karbondioksit miktarı, sertlik (GH ve KH), mineraller
Her bitki, türüne özel su şartları gerektirir. Bazı türler oldukça dayanıklıdır; çok çeşitli su şartlarına uyum sağlayabilirler. Bazılarını ise – bunların
arasında kırmızı yapraklı çok güzel türler de vardır – akvaryumda yaşatmak gerçekten zordur; çok fazla ışık, karbondioksit ve diğer bitki besinlerine gereksinim
duyarlar. Bazı türler de tam anlamıyla sualtı bitkisi olmadıkları halde akvaryum bitkisi diye pazarlanırlar.
Akvaryum tecrübesi henüz az olanlara başlang?çta dayanıklı türleri tercih etmelerini öneririz. Örneğin Cryptocoryne ailesine ait hem çok dekoratif hem de
dayanıklı türler vardır.
Gerektirdikleri ışık şiddeti
Bazı bitki türleri aş ışıkla yetinebilirken, hatta bazen az ışığı tercih ederlerken, bazıları çok ışık gerektirirler. Bunlar genellikle hızlı büyüyen bitkilerdir.
Büyüme hızıyla orantılı olarak daha çok karbondioksit ve diğer bitki besinlerine ihtiyaç duyarlar. Buna karşılık daha çok da oksijen üretirler.
Akvaryumda bitki düşmanı balıklar var mı?
Bitkilere zarar verebilecek balıkların bulunduğu akvaryumlara ancak kalın yapraklı ve sağlam köklü bitkiler konulmalıdır. Kökleri kazılmaya karşı güvenceye
almak için gövdenin etrafına taşlar dizilebilir.
Balıkların ihtiyaçları
Bazı balık türleri için belli bitki türlerinin akvaryumda bulunmasında yarar vardır. Örneğin guramiler ve betalar su yüzeyinde köpükten yuva yaparken bazı
yüzen bitki türlerinden yararlanmayı severler. Bu bitkiler, yumurtadan çıkan yavrular için de hem saklanma ortamı, hem oksijen kaynağı hem de yüzeylerinde
yaşayan mikroorganizmalarla besin deposu görevi görürler.
Bazı türler, geniş yapraklı büyük Echinonodorus türlerinin yapraklarına yumurtlarlar (örn. melek balığı).
İnce ve sık yapraklı bitkilerin arasına saklanabilen yavru balıkların akvaryumdaki diğer balıklara yem olmadan paçayı kurtarma şansları çıplak bir akvaryumdakinden
çok daha fazladır.
Birçok balık türü, suyun biyolojik arıtımına katkıda bulunan ve kendileri için saklanma yerleri oluşturanbitkilerin bulunduğu akvaryumlarda çok daha sağlıklı
gelişirler.
Bitki seçimi
Bitkinin / Akvaryumun büyüklüğü
Bazı bitki türleri gelişebilmek için akvaryum tabanında belli bir alana ve su derinliğine ihtiyaç duyarlar. Kitaplarda bitki türleri tanıtılırken genelde
yer ihtiyaçları belirtilir.
Su şartları: Sıcaklık, pH, sudaki karbondioksit miktarı, sertlik (GH ve KH), mineraller
Her bitki, türüne özel su şartları gerektirir. Bazı türler oldukça dayanıklıdır; çok çeşitli su şartlarına uyum sağlayabilirler. Bazılarını ise – bunların
arasında kırmızı yapraklı çok güzel türler de vardır – akvaryumda yaşatmak gerçekten zordur; çok fazla ışık, karbondioksit ve diğer bitki besinlerine gereksinim
duyarlar. Bazı türler de tam anlamıyla sualtı bitkisi olmadıkları halde akvaryum bitkisi diye pazarlanırlar.
Akvaryum tecrübesi henüz az olanlara başlang?çta dayanıklı türleri tercih etmelerini öneririz. Örneğin Cryptocoryne ailesine ait hem çok dekoratif hem de
dayanıklı türler vardır.
Gerektirdikleri ışık şiddeti
Bazı bitki türleri aş ışıkla yetinebilirken, hatta bazen az ışığı tercih ederlerken, bazıları çok ışık gerektirirler. Bunlar genellikle hızlı büyüyen bitkilerdir.
Büyüme hızıyla orantılı olarak daha çok karbondioksit ve diğer bitki besinlerine ihtiyaç duyarlar. Buna karşılık daha çok da oksijen üretirler.
Akvaryumda bitki düşmanı balıklar var mı?
Bitkilere zarar verebilecek balıkların bulunduğu akvaryumlara ancak kalın yapraklı ve sağlam köklü bitkiler konulmalıdır. Kökleri kazılmaya karşı güvenceye
almak için gövdenin etrafına taşlar dizilebilir.
Balıkların ihtiyaçları
Bazı balık türleri için belli bitki türlerinin akvaryumda bulunmasında yarar vardır. Örneğin guramiler ve betalar su yüzeyinde köpükten yuva yaparken bazı
yüzen bitki türlerinden yararlanmayı severler. Bu bitkiler, yumurtadan çıkan yavrular için de hem saklanma ortamı, hem oksijen kaynağı hem de yüzeylerinde
yaşayan mikroorganizmalarla besin deposu görevi görürler.
Bazı türler, geniş yapraklı büyük Echinonodorus türlerinin yapraklarına yumurtlarlar (örn. melek balığı).
İnce ve sık yapraklı bitkilerin arasına saklanabilen yavru balıkların akvaryumdaki diğer balıklara yem olmadan paçayı kurtarma şansları çıplak bir akvaryumdakinden
çok daha fazladır.
Birçok balık türü, suyun biyolojik arıtımına katkıda bulunan ve kendileri için saklanma yerleri oluşturanbitkilerin bulunduğu akvaryumlarda çok daha sağlıklı
gelişirler.
tatlı su aKVARYUM BAKIMI
Biyolojik dengesi oturmuş, balıkları, bitkileri ve dekorasyonu tamamlanmış, kısacası düzene girmiş bir akvaryumun bakımı fazla çaba gerektirmez. Fakat balıklarınızın
sağlıklı ve akvaryumunuzun güzel kalması için düzenli bir bakımın gereklerini yerine getirmelisiniz. Bu konuda yapılabilecek en iyi şey, aksatmadan uygulanacak
bir bakım takvimi oluşturmaktır. Her iki haftada bir %25 oranında su değiştireceksiniz, diyelim. Haftanın belirlediğiniz bir gününde , örneğin her ikinci
pazar günü bu kısmi su değişimini yerine getirmelisiniz. Bakımlı ve güzel kaldığı sürece akvaryumunuzdan aldığınız zevk devam edecektir.
Akvaryumunuzda sağlıklı bir bitki örtüsü varsa akvaryum kumu yıllarca temizlenmeden yerinde kalabilir. Akvaryum tabanında yavaş bir su dolaşımı gerçekleştiren
taban ısıtma sistemleri de (örneğin BioPlast Thermo-Float-System) akvaryum kumunun kokuşmadan yıllarca sağlıklı kalmasına katkıda bulunurlar.
Her gün:
Yemleme
Balıklarınıza günde 2 veya 3 kez birkaç dakika içinde bitirebilecekleri kadar yem verin. Fazla yemlemek hem balıklar için sağlıksızdır, hem de akvaryumunuzun
çabuk kirlenmesine ve yosunlanmasına yol açar.
Balıklarınızın sağlığını yerinde mi?
Balıklarınızın davranışlarını ve iştahlarını bir gözden geçirin. Herhangi bir anormallik bir hastalık belirtisi olabilir. Hasta bir balığı hiç zaman geçirmeden
küçük bir karantina akvaryumuna ayırmak gerekir. Gereken ilaçlamalar bu karantina akvaryumunda yapılabilir. Balıklarınızın toplu olarak yaşadığı esas akvaryumunuza
kesinlikle ilaç atmayın; ilaçların birçoğu akvaryumdaki yararlı bakterileri de öldürerek biyolojik dengeyi bozar.
Su sıcaklığını kontrol edin
Termometreye bir göz atarak sıcaklığı kontrol edin. Kaliteli bir ısıtıcı termostatın akvaryum sıcaklığını ayarladığınız noktada yıllarca sabit tutabilmesi
gerekir. Eğer sıcaklıkta büyük oynamalar oluyorsa nedenini araştırmak, (ışıklandırma sistemi yüzünden veya doğrudan güneş ışığı aldığı için de akvaryum
belli saatlerde ısınıyor olabilir) gerekirse daha kaliteli bir ısıtıcı-termostat almak gerekir.
Filtre düzgün çalışıyor mu?
Su çıkışına bakarak filtrenizin düzgün çalıştığından emin olun. Akvaryumunuza uygun kaliteli bir filtrenin aylarca tıkanmadan ve yıllarca bozulmadan çalışabilmesi
gerekir.
Haftada bir:
Ön camdaki yosunların silinmesi
Yosunlanan ön camları cam çizmeyen türden, sadece bu iş için ayırdığınız, kesinlikle deterjana temas etmemiş bir keçeli bulaşık süngeriyle silin.
İki haftada bir:
Düzenli su değişimleri
Biriken artık maddelerin kısmen atılması ve eksilen minerallerin tamamlanması açısından %20-25 oranındaki düzenli su değişimleri çok önemlidir.
Bir akvaryum hortumu aracılığıyla akvaryumunuzun suyunun %20-25′ini boşaltın. Bu suyu dipten çekerek akvaryum tabanında birikmiş tortuları da temizleyebilirsiniz.
Boşalttığınız suyun yerine dolduracağınız, temiz bir kapta üzeri açık dinlenmiş suya, balık sağlığını tehdit eden klor ve ağır ****lleri nötralize etmek
için iyi bir su hazırlayıcı preparat ekleyin (örneğin 20 litre dinlenmiş su başına 5 ml BioPlast AquaClean). Akvaryumuzda bol bitki, özellikle Echinodorus
türleri varsa suda eksilen demiri tamamlamak için dinlenmiş suya demirli sıvı gübre de eklemek (örneğin 50 litreye 5 ml BioPlast FerroPlant) yerinde olacaktır.
Büyük akvaryumlarda düzenli su değişimleri ayda bir de yapılabilir. Önemli olan, su değişimlerini belirlenmiş periyoda göre düzenli bir şekilde yapmaktır.
Hızlı uzayan bitkilerin budanması
Akvaryumunuzun arka planına diktiğiniz hızlı uzayan, tek gövdeden yaprak veren bitki türlerini su yüzeyine eriştikçe budamak gerekir. Bitki gövdesini, tepeden
15-20 cm aşağıdan keserek akvaryum tabanına gömün; bir süre sonra kendiliğinden köklenecektir.
Ön filtrenin temizlenmesi
Bazı akvaryumlarda, esas filtrenin aylarca tıkanmadan çalışmasını sağlayacak, kolayca temizlenen bir ön filtere düzeni bulunur. Bu ön filtrenin en azından
iki haftada bir suda çalkalanarak temizlenmesi yerinde olacaktır.
Ayda bir:
Akvaryum filtresinin temizlenmesi
Piyasada çeşitli filtre türleri bulunur. Akvaryumun içine konan iç filtreler, akvaryumun dışına konan dış filtreler vardır. En iyisi bilen birinin elinizdeki
filtrenin nasıl temizlenmesi gerektiğini size bir kez göstermesidir.
Filtrelerin çoğunda en azından üç işlevi gerçekleştiren filtre malzemeleri bulunur:
1. Kaba kirleri tutan, ince filtre malzemelerinin çabuk tıkanmasını önleyen (mekanik) kaba ön filtre malzemeleri
2. Üzerlerinde biyolojik arınmayı sağlayan yararlı bakterilerin kolonileştiği geniş yüzeyli biyolojik filtre malzemeleri
3. Filtrenin su çıkışından hemen önce yer alan, ince tortuları tutan (mekanik) ince filtre malzemeleri
Mekanik filtre: Biyolojik filtre işlevi olmayan ya da az olan, sudaki tortuları tutmak için kullanılan filtre
Mekanik filtreler önce içi su dolu bir kovada kaba kirlerinden arındırılmalı, sonra akar musluk altında iyice çalkalanarak temizlenmelidir. İnce mekanik
filtre malzemesi çoğu zaman yenisiyle değiştirilir.
Biyolojik filtre malzemesi, yerleşmiş bakteri kolonilerine zarar vermemek için en iyisi eski akvaryum suyuyla hafifçe çalkalanmalıdır. Biyolojik filtre
malzemesi yenilense dahi içine bir miktar eski biyolojik filtre malzemesinden katılarak aşılanmalıdır. Bu, yeterli bakteri popülasyonunun çabucak oluşmasını
sağlayacaktır.
AKVARYUMUN KURULMASI VE DEKORASYONU
İlk gün
Cam akvaryumu ilkönce sakıncasız bir yerde doldurup deneyin. Böylece yıkamış da olursunuz.
Akvaryumu pencere karşısında olmayan ve pencereden doğrudan ışık almayacak bir duvar kenarına yerleştirin. Doğrudan güneş ışığı alan akvaryumlarda aşırı
ısınma ve yosunlanma olabilir. Bir odanın en sakin, en gölge köşesi akvaryum için en uygun yerdir.
Akvaryum kum tabanını demir ve minerallerce zenginleştirmek için hafifçe ıslattığınız akvaryum tabanına laterit kumu serpebilirsiniz. Üzerine kum dökmeden
önce lateritin kuruyup sertleşmesini bekleyin.
Soğuk suyla iyice yıkayıp çalkaladığınız akvaryum kumunu yaklaşık 5cm kalınlığında bir tabaka oluşturacak şekilde akvaryum tabanına yayın. Önden arkaya
doğru yükselen hafif bir eğim verin.
Kumu karıştırmamak için, üzerine koyacağınız bir tabağa su dökerek akvaryumu yarısına kadar doldurun.
Akvaryumu koyu renkli taşlar, mopani kökleri ve uygun biçimlerde kesilmiş hindistan cevizi kabuklarıyla kafanızda tasarladığınız gibi dekore edebilirsiniz.
Böylece balıklara saklanma yerleri de oluşturmuş olursunuz. Kullandığınız malzemeler kireçli veya toksik olmamalıdır.
Kısa boylu bitkileri öne, uzun boyluları veya hızlı büyüyenleri arkaya dikin. Dikmeden önce kökleri çok uzun bitkilerin köklerini makasla kesip 2-3 cm’ye
kadar kısaltın.
Akvaryumu tamamen doldurun. Filtre, termometre ve ısıtıcı-termostatı yerleştirip çalıştırın. Isıtıcı-termostatı, suyun sıcaklığını istediğiniz noktada tutacak
şekilde ayarlayın (tropik akvaryumlarda genelde 25° C). Akvaryuma, sudaki klorü ve ağır ****lleri nötralize etmek için uygun miktarda su hazırlayıcı preparat
(örn. BioPlast AquaClean 5ml/20 litre) ekleyin.
Akvaryuma balık koymadan önce iki gün bekleyin.
İlk günlerde akvaryum suyu bulanık olabilir. Biyolojik dönüşümler başladıkça bir kaç gün içinde su kendiliğinden berraklaşacaktır.
Üçüncü gün:
Işıklandırma: Işığı bir saatli şaltere bağlayarak akvaryumun düzenli olarak günde on-on iki saat aydınlanmasını sağlayın.
Akvaryuma ilk balıkları koyun. Bunların dayanıklı ve yosun yiyen türler olması (örneğin lepistes, black molly gibi canlı doğuranlar) tercih edilmelidir.
İlk koyacağınız balıların toplam boyları, akvaryumunuzun bir-iki ay sonra biyolojik dengesi kurulduğu zaman kaldırabileceği toplam balık boyunun (yaklaşık
litre olarak akvaryum hacmi kadar cm)1/5′inden fazla olmamalıdır.
Balıklarınıza günde iki veya üç kere, iki dakika içinde bitirebilecekleri kadar yem vermeye başlayın. Akvaryumu çok çabuk kirleten fazla yemlemeden kaçının.
Hem besleyici değeri, hem de akvaryumda biyolojik dönüşüm zinciri içinde değerlendirelemeden birikip kirlilik yapan maddelerin azlığı açısından kaliteli
yem kullanımı önemlidir.
İki hafta sonra:
Yaklaşık 1/4 oranında ilk su değişimini yapın. Akvaryuma koyacağınız dinlendirilmiş taze suya, litre olarak hacmine uygun miktarlarda su hazırlama preparatı
(örn. BioPlast AquaClean) ve demirli sıvı akvaryum gübresi (örn. BioPlast FerroPlant) ekleyin.
Daha sonrası:
Akvaryumunuzun son balık nüfusunu oluşturmayı aşamalı olarak bir aya yayın. Bir kere balılarınızı tamamladıktan sonra da mümkün olduğu kadar akvaryumunuza
dışarıdan yeni balık sokmayın. Her yeni balık hastalık riski demektir. Diğer bir çözüm de, yeni alınan balıkları ayrı bir karantina akvaryumunda bir hafta
kadar gözleyip, ancak sağlıklı olduğuklarına emin olduktan sonra esas akvaryuma koymaktır.&n
İki haftada bir 1/4 – 1/5 oranındaki su değişimlerini ihmal etmeyin. Su değişimlerini yaparken tabanda birikmiş tortuları ve çürüyen bitki artıklarını da
alabilirsiniz. Bu arada tek gövdeden yaprak veren ve hızlı uzayan bitkileri bir kontrol edin; su yüzeyine ulaşmış olanları tepeden 20cm kadar aşağıdan
makasla kesip kuma dikin. Köklü alt kısmı çıkarıp atabilirsiniz.
Bilinçli kurulan bir akvaryumun işleyen bir biyolojik düzen haline gelip doğal güzelliğine kavuşması 2-3 ay kadar sürecektir.
Balıklarınızın toplu olarak yaşadığı akvaryumunuza kesinlikle ilaç atmayın. İlaçların çoğu, bazı bakteri türlerini yok edip akvaryumdaki biyolojik dengeyi
bozarak bu sefer sağlıklı balıklarınızın da hayatını tehlikeye sokar. En iyisi, hasta balıkları teşhis eder etmez küçük bir karantina akvaryumuna ayırmak,
gereken ilaçlamayı da orada yapmaktır
Bu işe başlamadan önce her şeyden önemlisi ilgiye muhtaç bir canlı olduğunu ve bu nedenle vaktimizin birazını dahi olsa ayırabileceğinizi düşünerek almaya
karar verin.
Karar verdik ve en yakın kuşçuya gidip hemen bir çift muhabbet kuşu istedik.Gitmeden önceki ilk düşüncemiz kuşu tek mi yoksa çift mi beslemeye karar vermektir.Kuşu
tek beslemek onu konuşturabilmek,evcilleştirebilmek gibi bize avantajlar sağlayacaktır.Yok hayır üretmek ben onların muhabbetine bakmak istiyorum diyenlerdenseniz
birer erkek ve dişi kuş alacaksınız.
Kuş seçimini yaptıktan sonra kuşçudaki toplu halde bulunan kuşları bir müddet seyretmenizde yarar vardır.Bunu yapmamızın nedeni olabildiğince kuşları tanımaya
çalışmak,daha sağlıklı kuşu seçmektir.Bu işte yeniyseniz bir bilenin yardımını almakta yarar vardır.Hareketli,bakışları canlı olmalıdır.Rengini de seçtikten
sonra aldığınız kuşun tüylerinin canlı.parlak ve düzgün olması sağlıklı olması bakımından önemlidir.
Tek kuş alacakların seçimlerini erkek kuştan yana olmasını tavsiye ederim.Erkek kuş konuşmaya daha elverişlidir.Evcilleşmesi daha kolaydır.Çift olarak beslenen
kuşların evcilleşmesi çok zordur.
KUŞ SEÇİMİ
Kuşçudan erkek kuş alacak ve konuşturmaya niyetliyseniz kuşu olabildiğince yavru almalısınız.İdeali yuvadan çıkmasına müteakip 1-2 haftalık olanıdır.Seçtiğiniz
kuşun altına bakıp popo tarafının temiz, pislik olmaması sağlığının göstergesi bakımından önemlidir.Kuş hareketli olmalı.Kefesin bir köşesinde sessiz
sakin oturan kuşlardan uzak durmalıdır.Erkek kuşun en belirgin özelliği gagasının hemen üzerinde burun deliklerinin bulunduğu yerde küçük bir bölgede gri
veya açık mavi arası bir renk vardır.Bu renk kuş büyüdükçe belirginleşir.Dişi kuşta ise bu renk kahverengidir.Kuşun rengini de belirledikten sonra kafes
seçimine geldi.
KAFES SEÇİMİ
Piyasada çok çeşitli kafes satılmaktadır.Değişik kalitede ve fiyatlara satılan kafeslerin ideali boyası çıkmayan,kapıları yaysız (yaylı bir kapı kuşun kazara
sıkışıp ölmesine yol açabilir), boyalı bir kafes alınacaksa çıkmayan (fırın boyalı) ,kuşun yeterli hareket alanına sahip genişlikte olmalıdır.İlk alacaklara
kuşçu çok çeşitli aksesuarlar önerecektir.Buna rağbet edilmemesi yerinde olur.
AKSESUAR SEÇİMİ
Muhabbet kuşu oyuncaklarla oynamayı çok sever.Kuşçuda çok çeşitli aksesuar bulabilirsiniz ancak seçiminde dikkatli olmakta fayda var.İç içe girmiş halkalar,çeşitli
ziller,aynalar,merdiven,salıncaklar en bilinen oyuncak çeşididir.Buna birde maskot anahtarlar(örneğin Twiggy maskotu) ekleyebiliriz.Aksesuar seçiminde
rengin önemi büyüktür.Yeşil,sarı sevdiği,kırmızı ise sevmediği renklerdendir.Ayrıca kum katmak için de ağzı açık tellere takılabilen küçük kutu yararlı
olacaktır.Kuşu konuşturmaya hevesli iseniz ayna almamaya dikkat edin.Deneyimlerime göre aynaya alışan kuş yabanileşiyor hem de eğitimi bir o kadar zorlaşıyor.
KUŞUN EĞİTİMİ
Seçtiğiniz kuşu eve getirdiniz.Öyle hemen size alışmasını,bir haftada konuşmasını beklemeyin.Bu sabır ve özveri isteyen bir iştir.Yeminin ve suyunu tamamladıktan
sonra kafesi sessiz sakin bir yere yerleştirin.İlk 1-2 gün fazla ilgilenmeyin.İlk gün yemiyor,devamlı kafesin içinde bir o yana bir bu yana gidebilir.Bu
normaldir.Yuvasından,arkadaşlarından ayrılan kuş için bu yeni durum hiç hoşlanmadığı bir haldir.Zamanla o size sizde ona alışacaksınız.
1. İlk 1-2 günden sonra karşına geçip yumuşak tonla onunla konuşun.Elinizi kafesin içine yavaş yavaş sokup öyle elinizi ona alıştırmaya çalışın.Elinize
biraz yem alıp fazla zorlamadan yedirmeye çalışın.Bu aranızdaki bağın güçlenmesini sağlar.Bu arada yavaş yavaş konuşma eğitimine başlamalısınız.İlk başta
tek kelime ile başlamak kuş açısından daha iyidir.Örneğin (babacığım)devamlı bu kelimeyi kuşa hafif sesle söylemelisiniz.Günde 15-20 dk. Hatta vaktiniz
varsa birkaç bu seansı tekrarlayabilirsiniz.Kuşun eğitimine başlamasına müteakip 1 ay sonra kuş yarı yamalak da olsa öğrettiğiniz kelimeyi söylemeye çalışacaktır.Kuş,
içinde C’li hece bulunan kelimeleri daha kolay öğrendiğini unutmamak lazım.Bir kere konuşmaya başladıktan sonra istediğiniz kelimeleri aynı yöntemle öğretiniz.
En önemli konulardan birisi kuşun size alışması yani evcilleşmesidir.Size alıştıktan sonra omsuzunuzda,elinizde ve evinizin çeşitli yerlerinde gezecektir.Günün
belirli saatlerinde kuşu kafesten çıkarıp uçmasını sağlamalısınız.
NELERE DİKKAT ETMELİ !!!
Kuşun sağlığı bakımı da dikkat edilecek konular vardır.Kuşlar nazik hayvanlardır.Unutmayın ki hastalandığında tedavisiyle uğraşacağımıza önceden önlem
almakla birçok üzücü durumun önüne geçebiliriz.Önlemlere gelince;
1. Yemini ve suyunu muntazaman tazelemek özellikle kuşun yemliğini artık kabuklardan ayıklamalısınız.
2. Pencere önlerine kuşu koymayınız.Oluşan cereyan kuşu hasta eder.
3. Direkt güneş ışığı ve soğuk hava kuş için zararlıdır.Soğuk bölgelerde geceleri kuşun üzerine hava deliği bırakmak şartıyla örtü örtmelisiniz.
4. Ara sıra kafesi ve içindeki malzemeleri sabunla (dikkat kesinlikle deterjan ve benzeri malzeme kullanılmayın) yıkamak lazımdır.
5. Yem alırken marketlerde satılan markalı yemlerden almaya özen gösterin.Üretim tarihine dikkat etmelidir.
6. Karanlık yerlere kuşu koymayın.Onunda canlı olduğunu unutmayın.
7. Pisliğini devamlı kontrol etmelisiniz.Çünkü sağlığının en önemli göstergelerinden birisidir.pisliği normalde mercimek tanesi gibidir.Pisliğin sulu,dağınık
olması hastalığa işaret edebilir.
BESLENMEDE DİKKAT EDİLECEK KONULAR
Muhabbet kuşunun temel yemi Darı’dır.Sarı ve ak darı olmak üzere iki çeşidi vardır.Buna Haspur ve arpa ekleyebiliriz.Zaten aldığımız yemde bunlar karışık
halde bulunmaktadır.Ara sıra yeşillik olarak marul yaprağı,mandalina,portakal,muz,elma,üzüm,salatalık fazla olmamak şartıyla verilebilir.Verilecek yiyecekler
mutlaka yıkanmış ve taze olmalıdır.Ara sıra suyuna eczaneden alacağımız vitaminlerden verebiliriz
http://debri.ru/foto/birds2/01.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/02.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/03.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/04.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/05.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/06.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/07.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/08.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/09.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/10.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/11.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/12.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/13.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/14.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/15.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/16.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/17.jpg
http://debri.ru/foto/birds2/18.jpg
Evimizde kanarya beslemeye karar
verdiğimiz zaman ilk sorunumuz sağlıklı
ve istediğimiz cinste kanaryayı nasıl
alacağız konusu olacaktır.
Azatlık bir kuş alır gibi sokaktan
veya bilinmeyen bir yerden rast gele
bir kanarya almak hatalıdır.
kanarya alırken dikkat edilmesi gereken
Temel özellikler:
1: Sağlıklı olması
2: Güzel görünüm, renk
3: Güzel ötüş
4: Üretime elverişli olması
5: kanaryanın çevresinde olup bitenlere
karşı duyarlı olması.
6: Kafesinde sürekli hareketli olması
7: Ötücü ve yeme istekli olması.
8: Kuşu elimize alıp ta karın tüylerini
üflediğimiz zaman karın derisinin rengi
sarımtırak olmalıdır,
9: Göğüs, kanat altları, diğer
kısımlarının derisi aynı renkte
olmalıdır.
Kanarya hastaysa kafeste
hareketsizdir, kafesin bir köşesinde
tüylerini kabartarak öylece uyuklar,
hareketlerimize karşı duyarsızdır,
ötüşe isteksizdir, karnının derisi
incelendiğinde renginin koyu kırmızı,
mor, vişne renginde ve şişkin olduğu
görülür. Bu hallerdeki kanaryayı
almaktan kesinlikle kaçınmalıyız.
Kanaryanın yaşını anlamak için
ayaklarına bakmamız gerekir. Genç
kanaryaların ayakları ince yapılıdır,
pürüzsüz, kabuksuz ve parlaktır, arka
parmakları kısadır.
Kanarya yaşlandıkça ayakları
kalınlaşır, arka parmakları uzar, kaba
bir görünüm alır, pullanır ve
parlaklığını yitirir.
Kanaryanın cinsini anlamak için yine
karın tüylerini üflememiz gerekir.
Erkek kanaryanın uzvu daha sivrice ve
aşağıya doğru sarkıktır. Çiftleşme
zamanında daha da sivrilir ve aşağıya
sarkar.Dişi kanaryanın uzvu ise
yuvarlakça ve vücudu istikametinde düz
devam eder, çiftleşme zamanında şişme
görülür.
Eğer alacağınız kuş 10 aylıktan küçük
ise cinsini anlamanız oldukça
zorlaşacaktır. anlamanız için kuşun
hareketlerini takip etmeniz
gerekmektedir.
Kanaryayı sonbahar ve kış ayları olan
Kasım, Aralık, Ocak, Şubat aylarında
almak daha isabetli olacaktır
çünkü bu aylarda kuş tüy dökümünden
çıkmış ,normal ötüşüne başlamış,
sağlığına kavuşmuştur. Diğer aylar
tüy dökümü ve kuşların kızgın olduğu
çiftleşme mevsimidir .Bu dönemlerde
kuş hakkında yanlış izlenimler
edinebilirsiniz. Doğum tarihi ve aile
soy kütüğünün öğrenmeniz iyi olacaktır.
KANARYANIN BESLENMESİ
Tüm besinler iyi, taze ve kokuşmuş
olmamalıdırlar. Kötü yemler kuşun
sağlığını bozacağı gibi ötüşlerinide
etkiler.
Ayrıca kafese hapsettiğimiz kanaryalara
doğada bol miktarda tükettikleri taze
yeşillik ve meyvalardan da
verilmelidir. Kanaryalara dönüşümlü
olarak bir hafta 2 defa yeşillik
(Kıvırcık, marul, kara lahana,
semizotu, ıspanak, hindibağ, tere,
havuç, pazı vs.) , bir hafta da 2 defa
mevsimine uygun meyva (elma, şeftali,
muz, portakal, karpuv vs.) vermek
gerekir.
Karma yemler
Kış Karması: (Kışı soğuk yerde geçiren
kanaryalar için)
Şalgam tohumu 4 ölçek
İrmik 2 ölçek
Nijer Tohumu 2 ölçek
Kenevir tohumu 2 ölçek
Marul tohumu 2 ölçek
Hindiba tohumu 2 ölçek
Kuşyemi 1 ölçek
Keten tohumu 1 ölçek
Yaz Karması: (Kışı ılık yerde geçiren
kanaryalar ve yaz mevsimi için}.
Şalgam tohumu 4 ölçek
Yulaf bulguru 1 ölçek
Kuşyemi 1 ölçek
Marul tohumu 1 ölçek
Hindiba tohumu 1 ölçek
Keten tohumu 1 ölçek
Kenevir tohumu 1 ölçek
KANARYA BESLEMESİNDE SU
Her canlı gibi kuşlarında en büyük
gereksinimidir. Su verilecek
sulukların kir ve pislik tutmayacak
kalitede dıştan takılabilir özellikte
olması gerekir.
Su durmakla niteliğini yitirebilir,
plastik suluklarda ışığın etkisi ile
yosun tutabilir. Bu nedenle her gün
suyu tazelenmelidir. Bu su berrak,
temiz ve içilebilecek nitelikte
olmalıdır. Hafta da bir kere içme
suyuna 1/5 oranında maden suyu koymak,
sindirim sisteminde olumlu etkiye sebep
olur.
Haftada iki kere banyo yapması için
geniş bir kap içinde su koymalıdır.
Kus üstündeki tozlardan ,ayaklarındaki
pisliklerden arınır. Yıkanma kabinin
içine konan suya biraz yemek sodası
konulursa tüy dipleri bakterileri için
fayda sağlar ve tüylerini
parlaklaştırır. Kus yıkanmadan evvel
sudan biraz içerek kontrol eder.
Yemek sodalı sudan içtiğinde bu su
hazımsızlığa da iyi gelir.
http://img443.imageshack.us/img443/2…apkini1qf2.jpg
hack.us” target=”_blank”>http://img443.imageshack.us/img443/8…apkini2dz1.jpg
http://img261.imageshack.us/img261/6…apkini3ci1.jpg
http://img443.imageshack.us/img443/4…apkini4un7.jpg
http://img443.imageshack.us/img443/567/ycapkini5af0.jpg
Yalıçapkını kuşu, küçük balıkları kolay yutabilmek için baş tarafından yani kılçıklarının yönünde yutar. Fakat balıkları yavrularına yedirecekleri zaman, kuyruklarında tutar ve onların rahatça yutabilecekleri yönde ağızlarına verir
http://img442.imageshack.us/img442/6575/cpvs8.jpg
hack.us” target=”_blank”>http://img186.imageshack.us/img186/4867/cp2bx0.jpg
http://img186.imageshack.us/img186/2671/cp3su6.jpg
http://img256.imageshack.us/img256/7328/cp4lo6.jpg
http://img444.imageshack.us/img444/5667/cp5gp4.jpg
http://img444.imageshack.us/img444/1607/cp6oq1.jpg
http://img295.imageshack.us/img295/115/cp7lq7.jpg
http://img444.imageshack.us/img444/536/cp8aq3.jpg
http://img95.imageshack.us/img95/280…aitanusct4.jpg
Hem karada hem de suda yaşayabilen Boulengerula taitanus sürüngen türünün dişileri yavrularını kendi derisiyle besliyor.
‘Nature’ dergisinin son sayısında yayımlanan araştırmaya göre, Boulengerula taitanus adı verilen tropikal etobur sürüngenin dişileri, yetişkinliğe erene kadar yavrularına kendi derilerini ikram ediyor.
Bilim adamlarına göre bu durum hayvanlar aleminde şimdiye dek görülmemiş bir olay. Çünkü 20-30 santimetre boyundaki yavrular, annelerinin dış deri hücrelerini kemirmeye elverişli özel dişlerle dünyaya geliyor.
Yavru büyüyor, anne küçülüyor
Londra’daki Tabiat Tarihi Müzesi’nden Mark Wilkinson başkanlığındaki araştırma ekibi, kemirilen epitel dokunun lipide (yağ) dönüştüğünü tespit etti. Yağ hücreleri, minik yavruların hızla büyümesini sağlıyor.
Laboratuvar şartlarında yapılan gözlemlere göre, yavrular bir hafta içinde yüzde 11 büyürken, annenin vücut kütlesi yüzde 14 azaldı.
Tek yiyecekleri anneleri
Yavruların midesinde neler olduğunu da inceleyen araştırmacılar, annelerinin derisinin yavruların tek besin kaynağı olduğu sonucuna vardı.
Bu tür davranışlara bir çok örnek verilebilir.Bunlar ise evrim teorisinin geçersizliğini ispat ederken, tüm evrenin üstün bir Yaratıcı tarafından yaratıldığı ve her bir canlının Yaratıcısı olan Allah’ın ilhamı ile davrandığı gerçeğini ortaya çıkarır.
bana biraz saçma geldi ama önemli bir konu
Hayvanlarda bulunan pek çok mikrop, saç kırandan uyuza, karın ağrısından ishale, zeka geriliğinden alerjilere, hatta ölüme kadar varabilen çok ciddi hastalıklara yol açabiliyor.
http://img244.imageshack.us/img244/2117/617ka5xf1.jpg
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, hayvanlarda bulunan pek çok mikrobun, saç kırandan uyuza, karın ağrısından ishale, zeka geriliğinden alerjilere, hatta ölüme kadar varabilen çok ciddi hastalıklara yol açabildiğini belirterek, ”Evdeki dostlarınız, düşmanınız olabilir” dedi.
Prof. Dr. Yorulmaz, yaptığı açıklamada, evde hayvan beslemenin çocuklarda sorumluluk duygusunu geliştirdiği gibi, insanlara pek çok hastalığı da bulaştırabildiğini bildirdi. ABD’de her yıl çocukların yüzde 4 ile 10′unun evcil hayvanlardan bulaşan hastalıklara yakalandığını ifade eden Prof. Dr. Yorulmaz, bu hastalıkların bazen anne karnındaki bebeği de etkilediğini söyledi.
Özellikle çiğ etle beslenen, aşıları ve düzenli sağlık kontrolleri yapılmayan, ev dışında tutulan, evcil olmayan ya da sahipsiz hayvanlarda tehlikenin daha fazla olduğunu belirten Prof. Dr. Yorulmaz, şöyle dedi: ”Hayvanlarda bulunan pek çok mikrop, saç kırandan uyuza, karın ağrısından ishale, zeka geriliğinden alerjilere, hatta ölüme kadar varabilen çok ciddi hastalıklara yol açabilmektedir. Evcil hayvanlardan insanlara hastalık bulaşması, derideki sıyrık, ısırık, solunum ve hayvanların idrar ya da dışkısına temasla olabilir.”
Prof. Dr. Yorulmaz, bu hastalıkların özellikle bebeklerde, 5 yaşından küçük çocuklar, gebeler, zeka geriliği olanlar, kanser, şeker hastalığı gibi bağışıklık sistemi zayıflamış hastalar, kemoterapi alanlar, alerji ve astım hastaları gibi bazı guruplarda çok daha tehlikeli olduğunu bildirdi.
”EN FAZLA HASTALIĞI KEDİ VE KÖPEK BULAŞTIRIYOR”
Prof. Dr. Yorulmaz, kedi ve köpeklerin, hastalık bulaştırmada en tehlikeli hayvan olduğunu söyledi. Ev dışında daha fazla vakit geçirdikleri için köpeklerin kedilere göre daha tehlikeli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yorulmaz, şunları kaydetti:
”Kedi ve köpeklerden bulaşan kuduz, toksoplazmoz, salmonella, barsak parazitleri, veba, tetanoz, yara enfeksiyonu gibi hastalıklar çok önemlidir. Bunlardan toksoplazma, gebelikten hemen önce veya gebelik sırasında anneye bulaşırsa, annede hiçbir belirti vermeden bebeğe geçebilir. Bunun sonucunda bebekte zeka geriliği, körlük gibi çok ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu parazit, kedinin vücudundan dışkısıyla dışarıya atılır. Hastalık ise bu dışkı ile kirlenmiş yerlerden ve kedinin tüylerinden insana geçer.” Hamilelikte kedi ve diğer evcil hayvanlardan uzak durulması ve etlerin mutlaka hiç pembelik kalmayıncaya kadar pişirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Yorulmaz, brusella hastalığının çiğ süt ve çiğ sütle yapılmış ürünler ile çiğ etle de bulaşabildiğinden, çiğ etle beslenen kedi ve köpeklerde görülebileceğini, bunun gebelerde düşüğe yol açabileceğini bildirdi. Listeria hastalığının da evcil kedi ve köpeklerde bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Yorulmaz, ”Hastalık, normalde grip benzeri bir şekilde görülürken, gebede düşük, ölü doğum ya da yeni doğan bebekte ağır hastalığa neden olabilir” diye konuştu.
KUŞ VE DİĞER HAYVANLARDAN GELEN HASTALIKLAR
Dokunmakla tüyleriyle tozlaşan dışkı ve diğer atıklarıyla kuşların da insanlara pek çok hastalık bulaştırabildiğini bildiren Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, bu hastalıklar arasında kuş gribi, salmonella, psittakoz, kriptokkoz, klamidyanın bulunduğunu söyledi. Psittakozun bazen çok ciddi bir akciğer hastalığına yol açabildiğini belirten Prof. Dr. Yorulmaz, bu hastalığın kaynağının papağanlar olduğunu, gebelikte bu hastalığın çok daha ağır seyrettiğini kaydetti.. Muhabbet kuşlarının da bazen çok ağır olabilen zatürreye yol açabildiğini ifade eden Prof. Dr. Yorulmaz, kuşların nadiren kriptokok adlı bir menenjite, alerjik alveolit adlı akciğer hastalığına ve giardia adlı uzun süren bir ishale neden olabildiğini bildirdi. Balıklardan bulaşan en önemli hastalığın ise bağırsak hastalığı olan salmonelloz olduğunu belirten Prof. Dr. Yorulmaz, şunları kaydetti:
”Bu hastalıktan korunmak için akvaryum temizlerken eldiven kullanılmalı ve akvaryum boşaltıldıktan sonra mutlaka dezenfekte edilip, sonra temiz su ile doldurulmalıdır. Son zamanlarda ev hayvanı olarak alınan kaplumbağaların dışkılarında salmonella mikrobu bulunabilmektedir. Hamsterler ise kuduz ve tularemi mikrobu taşıyabilmektedirler. Bu hayvanların yaşadıkları yeri temizledikten sonra dezenfekte etmek korunmada faydalıdır. Bu işlemleri bittikten sonra ise eller bol su ve sabunla iyice yıkanmalıdır.”