(”Tanrı ruhunu affetsin” diyen papaza cevabı) Neden olmasın? Ne de olsa kendi malı. – Charlie Chaplin
Kimse bana inanmayacağı için, gördüklerimin yarısını bile anlatmadım. – Marco Polo
Biraz dinleneyim. – Namık Kemal
İşte bu fena. – Peyami Safa
Bu müthiş harp beni bitirdi. – Franz Joseph Haydn
Çok zamandır şampanya içmemiştim. – Anton Çehov
Hadi oradan. Son sözler yeterince doğru söz söylememiş aptallar içindir. – Karl Marx
Bir merdiven çabuk bir merdiven getirin. – Nikolay Gogol
Allah memleketi korusun, millete zeval vermesin, haydi allahaısmarladık. – Fatin Rüştü Zorlu
Mezarıma ne resim ne heykel nede fotoğraf, hiçbir şey koymayınız. – Eugene Delacroix
Ah iyi olsam, terliklerimi giysem, şu odada dolaşsam, şu köşeye geçsem, resimlerimi yapsam. – Cemal Nadir
Haşa ben ölümden korkmuyorum. Çünkü ben Müslümanım. Her Müslümana yakışan da ölümü tebessümle karşılamaktır. Hakikaten ölüm ebediyet alemine açılan ilk perdedir. – Muhammed İkbal
Her şey bitti, artık çok geç. – George Gordon Byron
Biraz daha ışık. – Johann Wolfgang von Goethe
Ya duvar kağıdı gidiyor, ya da ben. – Oscar Wilde
Ölmek kaderde var; yaşayıp köhnemek hazin,
Buna bir çare yokmu ya Rabbil alemin? – Yahya Kemal Beyatlı
Ben görevimi burada bitiriyorum. – Albert Einstein
Ölümün tadı, dilimin ucunda. Bu Dünya’dan olmayan bir şey hissediyorum. – Wolfgang Amadeus Mozart
Ağlayacak birşey yok. – Konrad Adenauer
Suçsuzum – Zülfikar Ali Butto
İskoç viskisinden martiniye geçmemeliydim. – Humphrey Bogart
Yüce tanrım ve ölümümün şahitleri: Filozof olarak yaşadım hıristiyan olarak ölüyorum. – Casanova
İçeri girmeliyim, sis yükseliyor. – Emily Dickinson
Çalışmalarım olması gereken kaliteye erişmediği için Tanrıyı ve insanlığı gücendirdim. – Leonardo da Vinci
Herşey canımı sıkıyor Winston Churchill
Bu menenjit değil mi?.Louisa May Alcott
Hepiniz hoşçakalın
Hart Crane (ABD�li şair , 1912 , intihar etmek için gemi güvertesinden atlarken)
Sıkıldım sıkıldım
Gabriele D�Annunzio (İtalyan yazar ,1938)
Çek ellerini omuzumdan debelenme
Sir William S. Gilbert (İngiliz libretto yazarı , 1911 , Havuza düşen bir kızı kurtarmaya çalışırken kalp krizi geçirir)
Yakın ışıkları. Eve karanlıkta gitmek istemiyorum.
O’ Henry (ABD’ li öykücü, 1910)
Çok güzel, yann onu yukandakilere anlatırım.
Alfred E. Housman (Ingiliz şair, 1936, doktorunun anlattığı fıkrayı dinledikten sonra)
Kimse anlamıyor mu?
James Joyce (İrlandalı yazar,1941)
Sanırım, öleceğim. Yağmuru seviyorum. Yağmurun yüzüme değmesine bayılıyorum.
Katherine Mansfield (Ingiliz yazar, 1923)
Herkes ölür, ama bana bir ayncalık tanınır sanıyordum. Ne olacak şimdi?
William Saroyan (ABD’ li yazar, 1981)
Beni bir antika olarak saklamaya çalışıyorsun, ama işim bitti. Öleceğim.
George Bernard Shaw (Ingiliz yazar, 1950, hemşireye)
Allah korusun, Allah kahretsin.
James Thurber (ABD’li çizer-yazar, 1961)
Tamam, Mabel, geliyorum.
Thomas Wolfe (ABD’li yazar, 1938, ölmüş kansına)
——–
* Sen kahvaltına başlamadan, ben cehennemde olacağım.
Tren soygucusu “Black Jack” Ketchum
* Üzülme… Dolu değil…
Müzisyen Terry Kath. Temizlemekte olduğu silahını kafasına dayayıp, arkadaşına söylediği.
* Kimseye bir şey oldu mu?
Robert F. Kennedy. Vurulduktan hemen sonra, komaya girmeden saniyeler önce eşine sorusu.
* Ölmek mi? Ama bu yapacağım son şeydi…
Groucho Marx
* Çık dışarı! Son sözler yeterince söylememiş salaklar içindir.
Karl Marx. Son sözlerinin ne olduğunu soran hizmetçisine.
* İki kez ölmekten nefret ediyorum. Çok sıkıcı.
Richard Feynman
* Şerefime için!
Pablo Picasso
* Daha gördüklerimin yarısını bile söylemedim.
Marco Polo
* Tanrım, zavallı ruhuma yardım et.
Edgar Allan Poe
* Teşekkürler Tanrım. Odadaki en komik insan olmaktan yorulmuştum.
Del Close, komedyen
* Doğru olanı yapmak için çok uğraştım.
Grover Cleveland, ABD Başkanı
* �Orası� çok güzel.
Thomas Edison
* Neden bunu yaptım ki şimdi?
General William Erskine, Lizbon�da bir binanın penceresinden atladıktan sonra.
* Üzülmeyin, rahat olun.
Rajiv Gandhi, Hindistan Başbakanı. Bir intihar bombacısı tarafından öldürülmeden önce, korumalarına söyledi.
* Hayır! Buraya konuşma yapmaya gelmedim. Ölmeye geldim.
Cherokee Bill lakaplı Crawford Goldsby. İdamından hemen önce, söyeyeceği bir şey olup olmadığı sorulduğunda.
* Bir terapiste ihtiyacım var… Gerçekten…
Christopher Grace, aktör. Yunanistan�daki bir tiyatro gösterisinde kendisini öldürmeden önce.
* Biliyorum, beni öldürmeye geldin. Ateş et, sadece bir adamı öldürmüş olacaksın.
Che Guevara
* Savaşmaktan yoruldum.
Harry Houdini
* Siyah bir ışık görüyorum.
Victor Hugo
* Baba�nın evine gitmeme izin verin.
Papa 2�nci John Paul
* Hepsinden sıkıldım.
Winston Churchill. Komaya girmeden ve dokuz gün sonra ölmeden önce
* Yarının ne getireceğini bilmiyorum.
Fernando Pessoa, Portekizli şair.
* Seni seviyorum İsa. Seni seviyorum İsa.
Rahibe Teresa
* Umarım çıkış eğlencelidir ve umarım asla geri dönmem.
Frida Kahlo
* Sevgili dünya, seni terk ediyorum çünkü sıkıldım. Yeterince uzun yaşadığımı hissediyorum. Hiçbir üzüntüm olmadan seni bu lağım çukurunda bırakıyorum. İyi şanslar.
George Sanders, aktör.
* Bu kadar yakın mesafeden bir fili vuramadılar.
General John Sedgwick, ABD İç Savaşı�nda görevli birlik komutanı. Bu sözü söyledikten bir kaç dakika sonra, bir keskin nişancı tarafından vuruldu.
* Ölmek kolay, komedi zor.
George Bernard Shaw
* Kaybediyorum.
Frank Sinatra
————-
Arkadaşlar benim çok işime yarayan bi program sizede öneririm program ücretsizdir yani download linki felan bulup vermedim program zaten bilinen bir program sadece bilmeyenler için verdim yasadışı hiçbirşey yok yani
Dosya paylaşımın yasak oldugunu biliyorum bu bir program paylaşımı değil bilgi paylaşımıdır….
———-

-
256Kbp/s ADSL kullancısı iseniz YouTube’dan video izlemek sizin için bir işkenceye dönüştüğü malum. Beğendiğiniz video’ya tıklıyorsunuz, ama 5sn izleyip 10sn beklemeniz videoyu kapatmanıza neden oluyor.
Ücretsiz yazılım olan “Speedbit Video Accelerator(Youtube Video Hızlandırıcı)”, YouTube videolarının daha hızlı yüklenmesini sağlıyor. YouTube videolarının takılmasına neden olan ve yavaş bağlantı hızından kaynaklanan Buffer sorunu, artık bu program ile çözülüyor. Normalde tek bağlantı ile youtube’dan video izlerken, bu program sayesinde birden fazla bağlantı kurularak videonuzu takılmadan keyifle izleyebileceksiniz. Aşağıdan dosyayı indirebilirsiniz.
—-
link:Tıkla
Benim çok işime yaradı..
bide firefox kullanıyorsanız hızı görün
Firefoxda ücretsiz:Tıkla
–
Dünya medyasına ve dünya liderlerine şehit cenazelerinde çekilen fotoğrafları e-kart olarak göndermek için bir yıl önce kampanya başlatmıştık. Bir yıl içinde 486.418adet e-kart gönderildi.
E-kartlarla ilgili ABD Başkanı G.W. Bushtan cevap geldi. Sayın Bush adına gönderilen mailde Başkan Bushun konuya duyarlı olduğu ve önemsediği belirtiliyor.
Türk Halkının demokratik tepkisi yeterli olmadığı için ;
Son bir hafta içinde 10 evladımızı daha bu topraklar için şehit verdik. Eğer biz 486.418 e-kart değil de 5 Milyon E-kart göndermiş olsaydık dünya ayağa kalkardı.
Sizleri 5 Milyon E-kart kampanyasına katılmaya çağırıyoruz. Şehitlere , onların boynu bükük evlatlarına, gözü yaşlı annelerine ve eşlerine borcunuz olduğunu düşünüyorsanız; siz de bir e-kart gönderin
http://www.sehitlerolmez.com/ekart.php
yapmanız gereken tek şey göndermek isteğiniz kartın üzerine tıklamak gerisi size kalmış
şimdiden herkesten Allah razıolsun
unutmayın şehitler ölünce değil unutulunca ölürler
Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün cenaze töreninden bir kaç resim birde v!deosu
hack.us” target=”_blank”>
Bu da v!deosu:
IILLuSioNist arkadasımın katkılarıyla. . .
BAŞVURULACAK RESMİ KURUMLAR
1-Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü
Meşrutiyet cad.No:19
Kızılay/Ankara
Tel: 0.312. 419 29 79
2-Polis İmdat -155
3-Jandarma İmdat-156
4-Alo SHÇEK:Atatürk Bulvarı No:76
Kızılay/ANKARA Tel.418 66 62
5-Alo Sosyal Hizmetler-183
6-Emniyet Genel Müd. Çocuk Şb 412 28 30
7-Valilik ve İlçelerde İnsan Hakları Kurulları
KADIN DANIŞMA MERKEZİ BULUNAN İLLER VE TELEFON NUMARALARI:
Ankara Barosu: 0.312. 310 55 26
İstanbul Barosu: 0212. 251 98 55
İzmir Barosu: 0.232.463 00 14
Antalya Barosu: 0.242.248 07 66
Denizli Barosu: 0.258. 265 10 59
Adana Barosu: 0.322. 351 21 21
Bursa Barosu: 0.224. 272 11 94
Kadın Dayanışma Vakfı: 0.312.430 40 05-06
Mor Çatı
Kadın Sığınağı Vakfı: 0.212.292 52 32
KAMER-Kadın Merkezi: 0.412.224 23 19-228 10 53
Mersin Bağımsız Kadın Derneği: 0.324.336 59 92- 337 20 21
KOŞULLARI VARSA BAROLARDAN ADLİ YARDIM ALABİLİRSİNİZ
Bir avukata ihtiyaç duyduğunuzda ekonomik olarak güçsüz iseniz, yaşadığınız ile bağlı Baronun Adli Yardım Kurullarına başvurarak kimliğinizi, ikametgah belgenizi ve muhtardan alacağınız fakirlik belgesini sunarak ücretsiz avukat atanmasını talep edebilirsiniz.
Koşullarınız uygunsa, Baro size avukat yardımı yapacaktır.
CUMHURİYET SAVCILIĞINA VERİLECEK ŞİKAYET DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ
CUMHURİYET SAVCILIĞINA
ANKARA
ŞİKAYET EDEN: İsim, Soyadı, adres
ŞİKAYET EDİLEN: Şikayetçi olduğunuz kişinin ad, soyad ve adresi
SUÇ: Tecavüz, taciz, sarkıntılık, Aile içi şiddet, müessir fiil ve yapılan diğer eylemler belirtilecektir.
SUÇ TARİHİ: Olay tarihi belirtilecektir.
ŞİKAYET NEDENLERİ: (Şikayet Konusu olay, zaman, yer ve doğurduğu sonuçlar belirtilerek kısaca özetlenecektir.)
ÖRNEĞİN
………………. tarihinde ……. sırasında tanıştığım sonradan adının …………… olduğunu öğrendiğim, fakat bana adının ….. olduğunu söyleyen …….. adlı kişi bana ev bulma konusunda yardım edeceğini söylemiş ve beni …. adındaki emlakçı ile tanıştırmıştı. ……… tarihinde Pazar günü beni ev bakmak üzere emlakçı arkadaşı ile …. mahallesinde bulunan … numaralı eve götürdüler. Ev de bulunan bir kaç eşyanın bir önceki kiracının olduğunu ve en kısa zamanda alacağını belirttiler. Ben de inanarak eve bakmaya başladım. Ben içerdeki odaları gezerken kapıyı kilitlediklerini duymadım. ….. adındaki şahıs benimle içerideki odaya geçti. Diğeri dışarıda idi. Ben ne olduğunu anlamadan arkadan saldırdılar. Ellerinde bıçak olduğu için bağıramıyordum. Tüm direnmeme rağmen karşı koyma çabalarım boşa gitti. Bu iki şahıs tarafından tecavüze uğradım. Kaç kere olduğunu hatırlamıyorum. Beni ertesi gün öğle vakti baygın bir halde evime yakın bir yere bıraktılar. Eğer olaydan şikayetçi olursam, bunun on katını, bu sefer daha kalabalık kişiyle yapacaklarını söylediler. Bu nedenle bugüne dek yakınma olanağı bulamadım. Ancak şimdi suçluların yakalanması ve cezalandırılmasını talep ediyorum.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda sunduğum nedenlerle, gerekli araştırma ve soruşturma yapılarak, sanıklar hakkında dava açılmasını ve cezalandırılmalarını saygıyla dilerim. (Tarih)
İsim, Soyadı:
İmza:
http://www.youtube.com/watch?v=aLdSCp5A95k
http://www.youtube.com/watch?v=Tfg3b…elated&search=
Bugün bir arkadasım yolladı linki bana izledim,az daha ağlıcaktım gerçekten çok güzel.
http://www.youtube.com/watch?v=_FR6ZQR7HOE
İzlemenizi tavsiye ederim.
Kahramanlık destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nda Gelibolu Yarımadası’nda düşmana karşı sadece mehmetçikler gögüs göğüse çarpışmadı. İçlerinde keskin nişancı kadınlar da vardı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Öğretim Üyesi Prof.Dr. A. Mete Tunçoku, AA muhabirine yaptığı açıklamada, daha önce inceleme fırsatı bulduğu Avustralya ve Yeni Zelanda arşivlerinde bu konuyla ilgili pek çok belgeyle karşılaştığını söyledi.
Özellikle o dönemde askerlerin ”Keskin nişancı Türk kadınları”, ”Türk kadın savaşçıları” konularını anlatan mektup ve günlükleriyle karşılaştığını anlatan Tunçoku, Avustralya Piyade Er J.C. Davies’in annesine yazdığı şu mektupta kahraman Türk kadın savaşçılarından bahsedildiğini anlattı:
”Benim de vurulduğum 18 Mayıs 1915 günü keskin nişancı bir Türk kızı, pusuda çarpışıyordu. Gizlendiği yerden gün boyunca ateş etti ve çok sayıda adamımızı vurdu. Ancak gün batmadan bir Avustralyalı tarafından vurulmasına gene de üzüldüm. Güzel, yapılı ve tahminen 19-21 yaşlarında bir genç kızdı. Ölü ele geçirdiğimizde, yanında başka bir Türk’ün ölüsünü de bulduk. Genç kızın bedeninde tam 52 kurşun yarası vardı.”
Prof. Dr. Tunçoku, Mısır’da yayınlanan ”The Egyptian Gazette” adlı gazetede yer alan ve bir askerin İskenderiye’den ailesine yazdığı mektubunda, Türk kadın savaşçılardan şöyle bahsedildiğini söyledi:
”15 Ağustos 1915 pazar günü savaşa katıldık ve büyük bir tepeyi ele geçirme görevi aldık. Bu arada çok can kaybı verdik. Şarapnel parçaları, makineli tüfek mermileri yanı sıra, pusuda ateş eden keskin nişancı Türk kadın savaşçıların ateşi altında adeta cehennemde ilerlemek gibi bir şeydi bizimkisi. Burada çarpışanların çoğu kadın ve kız. Kendilerini yeşile boyayıp, ağaç ve bodur bitkilerle uyum sağlamış.”
Yeni Zelanda’dan savaşmak için gelen Otago Birliği’ne mensup bir askerin de savaştan sonra ülkesine döndüğünde, kendisiyle yapılan ses kayıtlı görüşme sırasında, ”Bir keskin nişancı Türk savaşçısını yakalamak için operasyon düzenlediklerini, bu nişancıyı ele geçirdiklerinde şaşırıp, kadın olduğunu gördüğünü” söylediğini ifade eden Tunçoku, tüm bu örneklerin Çanakkale Savaşları’nda bazı kadın savaşçıların da rol aldığını, bunun bireysel bir kaç olaydan çok örgütlü bir eylem olduğu kanısına varıldığını kaydetti
Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.
Ancak kendilerinden sonrakileri düşünebilenler milletlerini yaşamak ve ilerlemek imkanlarına kavuştururlar.
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.
Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni özelliği ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.
Bana bakmayınız.Benim hayatim başka türlü düzenlenmiştir.
Basın, ulusun ortak sesidir. Bir güç, bir okul, bir yol göstericidir.
Ben diktatör değilim. Benim kuvvetim olduğunu söylüyorlar. Evet bu doğrudur. Benim isteyip de yapamayacağım bir şey yoktur. Çünkü ben zoraki ve insafsızca hareket etmesini bilmem. Ben kalpleri kırarak değil kazanarak hükmetmek isterim.
Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.
Ben toprak büyütme meraklısı değilim. Barış bozma alışkanlığım yoktur. Ancak sözleşmeye dayanan hakkimizin isteyicisiyim. Onu almazsam edemem. Büyük meclisin kürsüsünden milletime söz verdim. Hatay’ı alacağım. Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem milletimin huzuruna çıkamam. Yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, Yenilmem. Yenilirsem bir dakika yaşayamam.
Beni görmek demek ille yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız bu yeter.
Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük TÜRK olarak dünyaya gelmemdir.
Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.
Benim Türk Milletine, Türk Cumhuriyetine ve Türklüğün istikbaline ait görevlerim bitmemiştir. Sizler, onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.
Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.
Bir adam ki büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma gitmez. Bir adam ki memleketi kurtarmak için evvela büyük olmak lazımdır, der ve bunun için mumune intihap eder, onun için olmayınca, memleketin kurtulamayacağı kanaatinde bulunur; bu, adam değildir.
Bir başka çağdan kalma adetlerinizde, alışkanlıklarınızda direnirseniz, cüzzamlılar, paryalar gibi tek başınıza kala kalırsınız. Benliğinize bağlı kalın ama, gelişmiş uluslar için gerekli olan şeyleri Batı ‘dan almasını bilin. Yoksa, bilim ve yeni düşünceler sizi bir lokmada yiyip bitirebilirler.
Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.
Bir kere memlekette topraksız köylü bırakmamalıdır. Bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın hiç bir sebep ve suretle bölünemez bir mahiyet alması, büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği arazinin bulunduğu memleket bölgelerinin nüfus yoğunluğuna ve toprak verim derecesine göre sınırlanması gerekir.
Bir memleketin, bir memleket halkının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat kendi ırkından büyük tanıdığı insanlardan vefasızlık, felaket görmesi daha acıdır.
Bir takım şeyhlerin, dedelerin, seyyitlerin, çelebilerin, babaların, emirlerin arkasından sürüklenen ve falcılara, büyücülere, üfürükçülere, muskacılara talih ve hayatlarını emanet eden insanlardan mürekkep bir kütleye, medeni bir bir millet nazariyle bakılabilir mi?
Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.
Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur.
Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını tatbik edeceğiz.
Biz Türkler ruhen demokrat doğmuş bir milletiz.
Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.
Biz uygarlıktan,ilimden ve fenden kuvvet alıyor ve ona göre yürüyoruz.
Milletimizin içinde hakiki, ciddi alimler vardır. Milletimiz bu gibi alimleriyle iftihar eder. Bu gibi alimlere gidin, bu efendi bize böyle diyor, siz ne diyorsunuz deyin. Fakat umumiyetle buna da ihtiyaç yoktur. Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Eğer bizim dinimiz akla mantığa uygun bir din olmasaydı mükemmel olamazdı, dinlerin sonuncusu olmazdı.
Bizim ahenktar, zengin lisanımız yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir.
Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor.
Bu memleketin sahibi ve toplumumuzun asil unsuru köylüdür.
Bu millet bağımsızlıktan yoksun yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
Bu ulusu ben değil içimizdeki ruh, damarımızdaki kan kurtarmıştır.
Bütün zorba hükümdarlar hep dini alet edindiler; Hakiki ulema, dini bütün alimler hiçbir vakit bu zorba hükümdarlara boyun eğmediler. Fakat gerçekte alim olmamakla beraber, sırf o kılıkta bulundukları için alim sanılan, çıkarına düşkün haris ve imansız bir takım hocalar da vardır. Hükümdarlar işte bunları ele aldılar ve işte bunlar dine uygundur diye fetva verdiler. Gerektikçe yanlış hadisler uydurmaktan çekinmediler. Gerçek ve imanlı ulema her vakit her devirde bunların kinine hedef oldu.
Büyük davamız en medeni ve en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir.
Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.
Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla ilgisi olmadığını söyler. Bazı kimseler modern olmayı kafir olmak sayıyorlar. Asil kafirlik onların bu inanışıdır.
Büyüklük odur ki kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen burada direneceksin. Önünde sonsuz engeller yığılacaktır. Kendini büyük değil, küçük, araçsız hiç telakki edecek, kimseden yardim gelmeyeceğine inanarak bu engelleri asacak, ondan sonra sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin.
Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır.Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.
Çocuk sevgisi insan için bir ihtiyaçtır.
Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.
Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız. Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsan, uzaktan bütün doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum. Bağımsızlık ve egemenliklerine kavuşacak olan çok kardeş millet vardır. Sömürgecilik ve emperyalizm yer yüzünden yok olacak ve yerlerini milletler arasında hiç bir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı hakim olacaktır.
Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir , fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir
Dünyada ne görüyorsak KADIN’ın eseridir.
Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.
Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.
Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkan yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını Ben Anadolu kadınının daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim diyemez.
Yirminci yüzyılın başlarında Avrupa sınırlarından taşıyordu. Ekonomik rekabet, sömürgecilik ve milliyetçilik akımları Avrupayı ikiye bölüyordu. Almanya-Fransa ve Rusya-Avusturya arasındaki çekişmeler gerginliğe dönüşüyordu. 28 Haziran 1914te Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahdı Arşidük Ferdinandın bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi bu gerginliğe son noktayı koydu.
Avusturyanın 28 Temmuz 1914te Sırbistana seferberlik ilanının ardından 1. Dünya Savaşı başlamış oluyordu. Bir yandan Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalyadan oluşan üçlü İttifak Devletleri, bir yanda da İngiltere, Fransa ve Rusyadan oluşan Üçlü İtilaf Devletleri sonunda Avrupayı ikiye bölmüşlerdi.
Savaş ilanlarının ardından İtalya tarafsızlığını ilan ettiyse de bir yıl sonra İtilaf Devletlerine katıldı.
Osmanlı İmparatorluğu tarihin gördüğü en geniş sınırlara sahip olmuş, her çeşit milleti ve inanışı içinde barındırmış ve yaklaşık 600 yıl süren saltanatını 20. Yüzyılın başında kaybediyordu. Dışta ve içte yaşadığı mücadeleler Osmanlı Devletini çökertiyor, topraklarını ve gücünü dağıtıyordu. Son olarak Trablusgarp ve Balkan Savaşları ile arka arkaya yenilgiler alan Osmanlı Devleti, Doğu Trakya dışında Avrupadaki bütün topraklarını kaybetmiş, saygınlığını ve gücünü yitirmişti. Artık Osmanlı Devletinin ölümü bekleniyor ve diğer ülkeler tarafından paylaşım planları hazırlanıyordu.
Rusya boğazları ele geçirip sıcak denizlere inmeyi hedeflerken, İngiltere Süveyş Kanalı ve Hint yolunun güvenliği için Filistini ele geçirmeyi tasarlıyor, Fransa; Lübnan, Suriye ve Kilikyanın kontrolünü düşlüyor; Almanlar doğuya yayılma politikası güdüyor, İtalyanlar ise Antalyaya sahip olmayı istiyorlardı.
Birinci Dünya Savaşının patlamasının ardından Osmanlı Devleti önce İtilaf Devletleri ile birlikte olmaya niyetlendiyse de, Rusyanın bu duruma soğuk bakması Osmanlıyı Almanyaya doğru yönlendirdi ve 2 Ağustos 1914te yapılan gizli bir antlaşma ile Alman-Türk ittifakı kesinleşti.
Bu tarihten sonra, güvenliği açısından seferberlik ve silahlı tarafsızlık ilan eden Osmanlı Devleti, 10 Ağustos 1914te İngiliz donanmasından kaçan GOEBEN ve BRESLAU adlı Alman savaş gemilerinin boğazlardan geçmesine izin verir ve boğazları tüm yabancı gemilere kapatır.
GOEBEN ve BRESLAUın boğazlardan geçmesi itilaf devletlerinin tepkisine yol açar. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, bu iki gemiyi, daha önce İngilizlere sipariş ettikleri ve hatta parasını ödedikleri halde alamadıkları iki gemi yerine satın aldıklarını açıklar. Böylece, Yavuz ve Midilli adı verilen bu iki savaş gemisi Osmanlı Donanmasına katılmış olur.
27 Eylül 1914te Amiral Souchon komutasındaki Yavuz, tatbikat amacıyla çıktığı Karadenizde Ruslara ait Sivastapol ve Novorosisk limanlarını bombalayınca 1 Kasım 1914te Ruslar Kafkasyada sınırı geçerek fiilen savaş başlatmış ve Osmanlı Devleti de sıcak savaşın içine çekilmiş olur.
Osmanlı Devletinin elinde bulunan boğazlar, konumları nedeniyle özellikle Avrupa için çok büyük bir önem taşıyorlardı. Tarih boyunca uğurlarında nice savaşlar verilen boğazlar stratejik, ekonomik ve kültürel açıdan paha biçilmez değerdeydiler. Bugün bile bakıldığında değerlerini korumaya devam ettikleri açıktır.
İtilaf Devletlerinin Boğazları açma nedenlerinin başında, elbette ki boğazların sahip olduğu bu stratejik önem yatıyordu. Rusyaya yardım edebilmek hedefiyle yapılanan bu düşünce ; aynı zamanda Almanyadan yeterli yardım alamayacağı ve fazla direnemeyeceği düşünülen Osmanlıyı tek başına ve planlanmış bir barışa mahkum etmeyi planlıyordu. Ayrıca boğazları kazanmak demek, İstanbulu ele geçirip Osmanlı ve tüm Avrupa üzerinde manevi bir yıkıma sebep olmak demekti. Tarafsız kalan pek çok ülke bu başarıya kayıtsız kalamayacak ve İtilaf Devletlerine katıldıklarını açıklayacaklardı.
Boğazlardan geçilebilirse, kazanılacak olan başarı tüm Müslüman sömürgeleri sindirecek, güneyde sömürge devletlerini rahatsız eden hiçbir şey yaşanmayacaktı.
Bu düşünceyle İngiltere 28 Ocak 1915te Osmanlıya savaş kararı aldı ve bu karara Fransa da katıldı.