Running with Scissors


Running with Scissors

Running with Scissors

Yönetmen: Ryan Murphy
Senarist: Ryan Murphy / Augusten Burroughs (kitap)
Vizyon: 27 Kasım 2006 (USA)
Tür: Dram / Komedi
Süre: 116 dk.
Yapım: USA
Dil: İngilizce

Arıza dizi nip/tuck’in yaratıcısı Ryan Murphy’nin anne-oğul ilişkisini inceleyen kara-komedisi.Son zamanlarda sıklaşan bu tür filmler (the Royal Tenenbaums, the Squid and the Whale) sinemaya yeni bir soluk getiriyor.İzleyiciler aslında çok alışık olduğu bu aile dramlarına hep farklı, pozitif yaklaşıyor.Tıpkı zombi filmlerinin rönesansı olarak adlandırılan bu dönemde bu tür filmlerin çıkış yaptığını görüyoruz: aile dramları…

Film Augusten adlı gencin hayatını anlatmasıyla başlıyor: “Önce annemin beni, sonra da benim onu terk ediş hikayemi anlatmaya nerden başlasam acaba? Belki de okula gitmeme engel olduğunu anlatarak başlamalıyım.Onu delicesine severdim.Annem de beni delicesine severdi.Bunu hep biliyordum.Nereden başladığımın galiba önemi yok.Nasılsa hiç biriniz bana inanmayacaksınız.” Ve daha sonra ekranda bu yazıyı görüyoruz: “based on the personal memoir” yani “kişisel anılara dayanmaktadır”.Yönetmen aynı adlı kitaptan uyarlama yapmış ve filmin son jeneriğinde gerçek Augusten Burroughs ile filmde onu oynayan Joseph Cross’u yan yana göstermiş.

Bir çocuğun, ünlü olma arzusuyla yanıp tutuşan bir annenin altında ezilmesine şahit oluyoruz.Çocuk, ergenlikte tercihini erkeklerden yana kullanıp eşcinsel oluyor.Annesinin ısrarlarıyla, annesinin psikoloğuyla yaşamaya başlıyor ve annesini sadece hafta sonları görüyor.Sebep; annesinin ruhsal çöküntü yüzünden yanlız kalma gereksimi.Daha sonra annesinin lezbiyen olduğunu öğreniyoruz.Babası çocuğunun telefonlarına cevap vermiyor.Kısaca aile parçalanmış durumda ve ortada büyümesi gereken bir genç var.Her şeyden etkilenmeye hazır, hayatını yeni yeni şekillendirmeye çalışan biri.Bir zaman sonra annesi, Augusten’ı psikoloğuna veriyor.Psikolog, Augusten’ı evlat ediniyor.Böylelikle Augusten köpek maması yiyen, bulaşıkların yıkamayanı, etrafın toparlamayan, Tanrı’nın bok yoluyla iletişime geçtiğini sanan insanlarla birlikte yaşamaya başlıyor.Kuralların olmadığı, sınırların zorlandığı bir evde yaşamaya, hayata alışmaya çalışıyor.Annesi, ilaçların etkisiyle delirme eşiğine geliyor ve hastaneye yatırılıyor.Hastaneye yatırılış sahnesi bize “requiem for a dream”ı hatırlatıyor.Hatırlatmak kelimesi belki biraz hafif gelebilir bu durum için, ama sanatta herkes birbirinden etkilenebilir dimi?

Filmin düğüm noktası, Dr.Finch’in dolaylı dolaysız tüm aileye yaptığı etkidir.”tamamiyle” özgürlükçü bir adam olan, herkesin her fikrini onaylayan, 13 yaşından itibaren insanların yetişkin olduğunu düşünüp ona göre haraketlerine karışmayan bir psikiyatrist.Aslında bu da dolaylı olarak yanındaki insanların delirmesine yol açıyor.Ailedeki akıllı sayılabilecek tek kişi Dr.Finch’in karısıdır.O bile köpek maması yemekten hoşlanan biri.

Annelerin çocuklarına uyardığı şeylerden biridir:
“Sakın elinde makasla koşma oğlum”

Kaynak: http://400darbedesinema.blogspot.com…-scissors.html


Etiketler: , , , , , ,

Yorum Yaz


Yorum Yapılmamış »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URL

Yorum yapın